CPP, Türkiye’de InsurTech şirketi satın alacak

Kart Koruma Planı ile tanınan, “Kimliğim Güvende” ve “Şifrelerim Güvende” ürünleriyle büyüme trendini hızlandıran Londra merkezli CPP, satın almak üzere Türk InsurTech şirketi arıyor

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 11.12.2018 - 14:40
    Son Güncelleme: 23.04.2019 - 17:20

CPP Türkiye Genel Müdürü Selnur Güzel’i 2013 yılının ağustos ayında konuk etmiştik Akıllı Yaşam sayfalarına. Çağrı merkezleriyle kazandıkları ödülü Viyana’da teslim almış ve Türkiye’ye dönüşte ayağının tozuyla bu ödülün ayrıntılarını, o dönemde büyük ilgi gören “Kart Koruma Planı”nı ve gelecek planlarını anlatmıştı bize...

5 yıl aradan sonra Selnur Güzel ile yeniden buluştuk ve herkesin “krizden” bahsettiği bir dönemde CPP Türkiye’nin yeni planlarını, hedeflerini konuştuk...

Önce kısaca CPP’nin Türkiye pazarındaki konumunu anlatabilir misiniz?

11 yıl önce başladığımız yolculukta, her geçen gün büyüyen organizasyon yapımızla sektörün önde gelen 7 banka ve 7 sigorta şirketiyle devam eden uzun vadeli iş ortaklıklarımızla faaliyetlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Kart Koruma Planı ile başlayıp, küresel pazarda müşterilerimize sunduğumuz Kimlik Koruma (ID Safe) Planı ve yine lokal olarak geliştirdiğimiz “Şifrelerim Güvende”, ATM Koruma Paketi gibi ürünlerimizle Türkiye pazarına yeni ürünler kazandırma anlamında farklı bir soluk getirdiğimize inanıyoruz. Yıllık yüzde 35-40 civarında sürdürülebilir ve kârlı bir büyüme performansımız da bu kanıtı olsa gerek.

Bu hızlı büyümeyi nasıl sağladınız?

Büyüme stratejimizin temelinde çoklu kanal ve çoklu ürün stratejisi yatıyor. Yine bu strateji kapsamında bünyemizde kurduğumuz, en ileri teknolojiyle donatılmış ve 150 koltuk (seat) kapasiteli çağrı merkezimizle iş ortaklarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz. Çağrı merkezi çalışanlarımızın hepsi CPP bordolu. 4 iş ortağı bankanın yanı sıra ürünlerimizi kendi çağrı merkezimizden de satıyoruz. Tüm satışlarımızın kanal bazında dağılımına bakıldığında yüzde 60 payla bankaların çok önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz. Geçen yıla göre banka kanalıyla satışlarımızı yüzde 75 artırdık.
İnternet bankacılığından tutun da ATM, şube ya da bankaların direkt satış ekipleri tarafından da satılan ürünlerimiz var. İş ortaklarımız, müşterileri için kullanım oranı ve katma değeri yüksek, satışı daha kolay, yeni ürünler arıyor. Bu noktada CPP ürünleri, basit ve anlatımı kolay içerikleri, özellikle çağrı merkezlerinden yüksek satışa dönüşüm oranlarıyla cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Bankalar ve sigorta şirketleriyle iş ortaklığı yaparken nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Bankalarla işbirliğine başladığımızda uzun soluklu sözleşmeler yapmak istiyoruz. CPP olarak bankaların ve sigorta şirketlerinin çözüm ortağı şeklinde hareket ediyoruz. Bu doğrultuda, uçtan uca hem ürün hem de servis sağlayıcı olarak müşteri hizmetleri ve telemarketing (telefon ile pazarlama) hizmetlerini birlikte sunduğumuz modellerimiz var. Başarının sırrı, yenileme oranlarını yükseltmek ve mevcut müşterileri tutundurmakta yatıyor. Yüzde 60-65 aralığında bir yenileme rasyomuz var. 2017 yılı sonunda yeni iş ortağımız Anadolu Sigorta’yla da çalışmaya başladık. Türkiye’deki tüm iş ortaklarımızla ayda 40-50 bin arasında yeni poliçe üretim performansına sahibiz. Aylık toplam poliçe üretim hacmimizse 70 bin civarında.

Grubumuzda Hindistan’dan sonra en hızlı büyüyen ülkeyiz. Malum Hindistan ve Uzakdoğu pazarları nüfus potansiyelleriyle yabancıların gözdesi konumunda. Uzakdoğu ve Asya’da CPP Grubu olarak yeni yatırımlara devam ediyoruz ama Hindistan’ın ölçeği çok farklı. CPP India, sadece o pazarda ayda 300 bin yeni poliçe satıyor. Bu coğrafyadaki yüksek potansiyel sebebiyle son olarak Bangladeş’e yeni yatırım yapıldı ve bu ay sonunda ilk banka iş ortağımızla satışlara orada da başlıyor olacağız. Hızlı yatırım imkanları ve düşük penetrasyon oranları doğrultusunda grubumuz, asıl büyüme stratejisi bundan sonra dünyanın doğusu olarak belirledi. Sigorta penetrasyonu yüksek ve olgun Avrupa pazarında ise malum hemen her ülkede ciddi bir durgunluk var. Bu yüzden de CPP Grubu bırakın Türkiye’den çıkmayı, yeni satın almalar düşünüyor. Hatta Avrupa’daki yatırımlarını Türkiye’ye kaydırmayı düşünüyor.

Sözü açılmışken, satın alma konusunda izlediğiniz stratejiyi de öğrenebilir miyiz?

CPP olarak InsurTech olma yolunda ciddi adımlar atıyoruz. Örnek vermek gerekirse, 2017 yılının başında İngiltere’de FCA’in (Finansal Yönetim Kurumu) “SandBox” programında en inovatif sigorta ürünleri dalında ödül alan “Blink Innovation” şirketini satın aldık. Aslında bu satın almanın CPP açısından, FCA onaylı yeni ürünlerimizin İngiltere’de tekrar doğuşu ve lansmanı olduğunu söyleyebiliriz. Tüm dünya dijitale giderken CPP’nin de hızlı hareket etmesi gerekiyordu. Hızlı adımlarla dijital ürünler yaratma isteğimizin sebebi de bu tarz yeni ürünlerin müşteri aktivasyon oranının yüksek olması. Anadolu Sigorta’ya sunduğumuz siber güvenlik ürünümüzde de müşteri aktivasyon oranları aynı şekilde yüksek seyrediyor. Genel olarak kayıp çalıntı, ferdi kaza gibi alanlarda hasar oranı düşük oluyor. Bu yüzden, ancak asistans özellikleriyle bu tür ürünlerin kullanımını artırabiliyorsunuz. Yüksek kullanım yenileme oranlarında başarıyı da beraberinde getiriyor. Nitekim müşteri bazındaki yüksek yenileme oranı başarımız da buradan geliyor. Keza CPP’nin Türkiye pazarında 11 yıldır süren başarısı da... Artık ciddi bir ölçek ekonomisine ulaştık. İş ortaklarımızla devam eden kontratlarımız doğrultusunda hizmet verdiğimiz müşteri sayısı 700 bini geçti. Önümüzdeki yıl 1 milyonu aşmasını hedefliyoruz.

Türkiye’de nasıl bir satın alma süreci planlıyorsunuz?

Yaşayan ve hizmet vermeye devam ettiğimiz müşteri tabanımızla, banka ve sigorta şirketi iş ortaklarımızla Türkiye pazarında uzun yıllar hizmet vermeye devam etmek istiyoruz. Bu kriz ortamını fırsata çevirmek istiyoruz. Tabii bunu “fırsatçılık” değil, piyasayı canlandırmak, pazarı büyütmek anlamında söylüyorum. İngiliz sermayedarlarımız artık Türkiye pazarını çok iyi tanıdığı, bankacılıkla ilgili riskleri çok iyi bildiği için yeni yatırımlar ve satın almalar düşünüyor. Pazara yeni giren bir yabancı şirket olsaydık belki bu ortamda bir iki yıl bakıp çıkabilirlerdi. Ama takdir edersiniz 11 yıllık bir tecrübe ve birikimle bu yapılmaz. Ayrıca grup bünyesinde Hindistan’dan sonra ikinci büyük pazarız. İspanya ve İtalya’daki durgunluk nedeniyle ikinciliğe yükseldik. Bir InsurTech şirketi olma yolunda ilerlemek ve iş ortaklarımıza yeni, inovatif, katma değerli, kullanım oranı yüksek yeni ürünler tasarlamak amacı doğrultusunda satın almalar planlıyoruz.

Bu ürünlere örnek verebilir misiniz?

Bildiğiniz gibi sigorta teminatları kopyalanması çok kolay özellikler taşır. Ürünlerde ancak asistans özellikleri sayesinde yaratıcılık devreye girer. Örneğin, siber güvenlik ürünümüzde verdiğimiz hizmetin Türkiye pazarında eşi benzeri yok. Finansal değer taşıyan bilgilerinizi arka planda bir tarama motoruyla 7-24 anlık tarayan, herhangi bir riskli durum oluştuğunda da direkt aksiyon planıyla birlikte ne yapmanız gerektiğini bildiren, yaşayan bir siber güvenlik sistemi bu. Elbette bu hizmetin benzerlerini sunan dünyada çok büyük firmalar var. Türkiye’de ise bu kapsamda sadece biz varız. Küresel çözüm ortağımız bu hizmeti CPP’ye özel tasarladı.

Benzer şekilde, yine asistans konusunda kopyalanamayan, bizi InsurTech olarak konumlandıran yepyeni bir dijital seyahat ürünümüz daha var. Biraz önce bahsettiğim, FCA’den ödül alan inovatif ürün bu. Basit anlamda bir uçuş iptal veya gecikme sigortası gibi de düşünebilirsiniz. Uçuş iptalinin ve gecikmenin havalimanında ekrana düştüğü anda müşteriye SMS yoluyla bildirilmesini veya yeni uçak bileti opsiyonlarının da yine anında alternatif rotalarla sunulmasını sağlıyor. Müşterinin hasar evraklarıyla ulaşmadan dijital olarak tüm hizmet ve hasar sürecinin mobilde tamamlandığı yepyeni inovatif bir hizmetten bahsediyoruz. Diyelim ki uçuşunuz 2 saat ve üzeri gecikmeye uğradı, uçuş gecikme teminatı nakit olarak hesabınıza geçiyor. Bilindiği gibi sigorta ürünlerinde eksik evrak gönderimi, gecikmiş hasar ödeme gibi sorunlar sıkça yaşanır. Bizim ürünümüzde evrak gönderimi yok; hasar ekranda, ödeme ise SMS gönderimiyle tetikleniyor. Burada güzel bir müşteri deneyimi söz konusu.

Türkiye’deki satın alma planınıza dönecek olursak...

Müşteriyi memnun edecek yeni nesil sigorta uygulamaları odağımızda olacak. Startup, yeni kurulmuş ya da pazarda halihazırda yerleşik bir firma da olabilir. Tabii InsurTech özellikleri taşıması bizim için en önemli koşul.
Aslında yatırım fırsatları anlamında ülkemizle gurur duyuyorum. Her ne olursa olsun, kriz zamanlarında bile Türkiye bir fırsatlar ülkesi. Tecrübeli yatırımcılar biliyor ki günün sonunda Türkler bir şekilde başarılı oluyor. Buradaki dinamizme inanıyorlar. “Türkiye her zaman büyük bir pazar. Bu kriz de öncekiler gibi geçecek, fırsatlar her zaman olacak” diye düşünüyorlar. Buna örnek olarak, önceki ay grubumuzun Türkiye’de çağrı merkezine yeni teknoloji yatırımı yapmasını ve çağrı merkezi platformumuzun Genesis’e taşınmasını verebilirim.

Bu hizmeti Hindistan’dan üzerinden veremez miydiniz?

Türkiye’deki düzenlemeler buna izin vermiyor. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili kanun (KVKK) gereği server ve verilerin Türkiye’de yerleşik olarak tutulması gerekiyor. Çağrı merkezi hizmetlerimizde de veri işin içinde olduğu için bu tarz hizmetlerin Hindistan’dan verilmesi mümkün değil.
Genesis altyapısıyla birlikte çağrı merkezi üzerinden satış verimliliğimizin en az yüzde 20 artacağını öngörüyoruz. Özellikle de kendi çağrı merkezimizden sattığımız banka projelerinde... Kriz dönemlerinde neredeyse bütün firmalar operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Biz de CPP Türkiye olarak bu zor dönemde iş ortaklarımızla birlikte mevcut momentum ve hızımızı operasyonel verimlilikle korumaya çalışacağız. Kriz döneminde de büyümeye odaklandığımız bir yönetim stratejimiz var.



Etiketler: CPP, Selnur Güzel
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
CPP, Türkiye’de InsurTech şirketi satın alacak