İksir tuttu, Güneşim tamamlayıcı olacak

Güneş Sigorta’nın yeni sağlık sigortası ürünü “İksir” büyük ölçüde amacına ulaştı. Sırada tamamlayıcı sağlık var

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 17.09.2015 - 14:34
    Son Güncelleme: 07.12.2017 - 18:03
Güneş Sigorta, sağlık sigortalarındaki hızlı büyümesini sürdürüyor. Hatırlanacağı gibi şirket, bu alanda yabancı uyruklular için ilk ürünü çıkararak dikkatleri üzerine çekmişti. Güneş Sigorta, yılın ilk yarısında “İksir” adını verdiği sağlık sigortası ürünüyle de ses getirdi. Bu ürün, ilk kez sağlık sigortası yaptıranlara günlük sadece 80 kuruş primle bu hizmeti alma imkanı sunuyor. 
2015’in ilk yarısına bireysel sağlıkta yüzde 50 büyüyen Güneş Sigorta, 2013 yılında yüzde 65 kurumsal, yüzde 35 bireysel sağlık sigortası portföyüne sahipti. Şimdi bu oran tam tersine döndü.
İçinde bulunduğumuz eylül ayında tamamlayıcı sağlık sigortası ürününü pazara sunacak olan Güneş Sigorta’nın Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin ile hem sektörün durumunu hem de Güneş Sigorta’yı konuştuk... 

Sektör yılın ilk altı ayını nasıl geçirdi?

Sigorta sektörü her şeye rağmen büyüdü. İlk yarı verilerine baktığımızda yüzde 13.9 ortalama büyüme görüyoruz. Hayat dışında da yüzde 13 büyüme var. Sektör daha hızlı büyüyebilirdi ama seçim öncesi belirsizlik ortamı ve oto sigortalarındaki fiyat rekabeti bunu engelledi. Büyüme ağırlıklı olarak yine oto sigortalarında oldu. Çünkü yeni araç satışları yüzde 50 arttı. Ancak oto sigortalarındaki fiyat rekabeti fazla olduğu için bu alanda araç satışlarına paralel bir büyüme sağlanamadı. Kasko tarafında daha düşük bir büyüme oldu. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) verilerine göre ilk beş ayda trafik yüzde 8, sağlık ise yüzde 18 büyüdü.

Peki Güneş Sigorta aynı dönemi nasıl geçirdi?

Hedef branşlara odaklanmaya ve verimliliği artırmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bizim için kârlı işler önemli ve o alanlarda büyümeye çalışıyoruz. Bu stratejimizi desteklemeyecek işleri, o branşlarda büyüme kaybı pahasına da olsa yazmıyoruz. Branşları kendi içinde bölümlere ayırarak değerlendiriyoruz. 

Büyüme oranlarınız nasıl?

Yılın ilk altı ayında prim üretimimizi yüzde 7 artışla 657 milyon liraya çıkardık. Daha fazla büyüyebilirdik ama bizim için önemli olan sürdürülebilirlik. Onun için kârlı alanlarda büyümeyi tercih ettik. Konut sigortalarında poliçe sayısı bazında yüzde 30, bireysel sağlık sigortalarında ise yüzde 50 büyüdük. Hedeflerimiz doğrultusunda nakliyat sigortalarında yüzde 35, ferdi kazada yüzde 30, kaskoda yüzde 28, tarım sigortalarında ise yüzde 25 büyüme kaydettik. 

Banka sigortacılığına da çok yatırım yaptınız, sonuçlarını almaya başladınız mı?

Evet, her zaman iddialı olduğumuz banka sigortacılığında da iyi bir büyüme elde ettik. Bu alan büyük bir potansiyele sahibiz ve yanımızda VakıfBank gibi büyük bir güç var. Birlikte yürüttüğümüz banka sigortacılığı projesi için önemli adımlar attık. Amacımız daha etkin hizmet verebilmek. VakıfBank müşterilerinin de daha iyi sigorta ürünlerine sahip olmasını amaçlıyoruz. VakıfBank kanalıyla üretilen primlerimizi yüzde 30 artırdık. 

Sağlık branşında da yeni ürünler çıkardınız. İksir ürününe ilgi nasıl?

Bireysel sağlık sigortasına daha fazla önem vermek hep gündemimizdeydi. Bu doğrultuda “İksir Sağlık Sigortası”nı geliştirdik. Bu ürünle ilk üç 3 ayda 2 bin poliçeye ulaştık. Amacımız sağlık sigortasının herkesin ulaşabileceği bir ürün olmasını sağlamaktı. Ekonomik nedenlerle sigorta sahibi olamayan kesimin de sisteme girmesini sağlarken ciddi teminatlar verdik. Laf olsun diye çıkarılan bir ürün değil; günde 80 kuruş gibi cazip fiyatlarla sigorta imkanı sunuyoruz. Bunun karşılığında A sınıfında yer alan iki hastane grubuyla anlaşma yaptık. Türkiye çapında hastaneleri bulunan bu sağlık gruplarında yüksek limitlerle çok geniş bir teminat kapsamı sunuyoruz. Primi düşük olduğu için belki çok ciro yapmıyor ama bizim için önemli olan oldukça geniş bir kitleyi sağlık sigortasıyla tanıştırmak. Bu ürünü alanlar, hiçbir zaman istemeyiz ama, bir şekilde rahatsızlanıp kullandıklarında ömür boyu sağlık sigortasının önemini anlamış olacak. Ayrıca sağlık sigortalarındaki uzun süreçleri de kısaltmayı hedefledik. Acentemiz anında bu ürünün poliçesini kendisi kesip müşteriye verebiliyor. 

Sağlık demişken, bir de yabancı uyruklulara sağlık sigortası ürününüz vardı...
Evet, geçen yıl nisan ayında, bu konuyla ilgili genelge yayınlanır yayınlanmaz aksiyon aldık ve hızlıca bu talebi karşılamaya başladık. Bu poliçeyi ilk çıkaran, acentesine ilk kestiren şirket olarak da rakiplerimizle arayı açacak şekilde bir atılım yaptık. Acentelerimizle birlikte bu performansı bu yıl da gösteriyoruz. Burada sadece poliçe satmak değil, ülkemizdeki yabancı misafirlerimize en iyi hizmeti vermeyi amaçlıyoruz. Poliçeleri ve ihtiyaç duyacakları tüm bilgilerin bulunduğu dokümanları üç dört farklı dilde hazırlattık. Hasar anında onlara hizmet veren bir çağrı merkezimiz bile var. Kendi dillerinde onlara danışmanlık hizmeti de veriyoruz. 

Tamamlayıcı sağlık sigortasında biraz geç kalmadınız mı? 

Bu konuda yasal düzenlemelerin tam olarak oturmasını bekliyorduk. Bu anlamda beklediğimiz bazı gelişmeler oldu. Beklenen bazı gelişmelerinse artık olmayacağını gördük. Mevcut şartlar altında en iyi tamamlayıcı sağlık sigortası ürününü çıkarıyoruz. Rakiplerimize göre daha avantajlı bir poliçe hazırladık. 2 yıl bekleme süresiyle yenileme garantisi veriyoruz. Biz burada laf olsun diye bir iş yapmak istemiyoruz. Gerçekten iddialı olmak için giriyoruz. Çünkü tamamlayıcı sağlık ürününe inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu ürüne ihtiyaç artacak. SGK’nın katılım paylarını artırması, sigortalıların da artık istedikleri hastaneden hizmet alma alışkanlığını edinmesi bu ürüne ihtiyacı artırıyor. 

Farkınız ne olacak?

“Güneşim Tamamlayıcı Sağlık Sigortası” adıyla sunacağımız bu üründe yenileme garanti süresini, sağlık sigortalarındaki yaygın uygulamaların aksine 2 yıl gibi kısa bir süreye indirdik. Kimsenin vermediği bir hediye olarak diş paketi koyduk. Ambulans hizmetimiz de olacak. Evet, biraz gecikmiş olabiliriz ama iddialı bir ürünle pazara giriyoruz. 

Tamamlayıcı sağlık sigortası primleri beklentilerini üzerinde değil mi? 

Açık konuşmak gerekirse çok ucuz ürünler değil. Fiyatların düşmesi için daha çok katılım olması lazım. Daha fazla satıldığı zaman bu ürünlerin fiyatları da daha aşağıya düşecektir. Ancak diğer taraftan, yatarak tedaviyi de kapsayan bir ürünle eşleştirildiğinde, tamamlayıcı sağlık sigortası önümüzdeki dönemde bireysel sağlık sigortalarının yerine geçebilir. Özellikle kurumsal şirketlerin verdiği paket poliçeler yerine tamamlayıcı sağlık ve bir de yatarak tedavi poliçesi sunulacaktır diye düşünüyorum. Çünkü bu tamamlayıcıdan çok destekleyici bir ürün olarak ön plana çıkacak. İki ürünü kombine ettiğinizde mevcut poliçelerin buna dönüşmesini sağlayacak. 

Peki bu üründe sınırlama var mı?

Yatarak tedavi paketine ayakta tedaviyi de koyuyoruz. Ayakta tedaviyi yılda 8 kez ile sınırlandırıyoruz ki bu rakam da birçok rakibimize göre yüksek. Ama bir yatarak tedavi poliçesi üzerinden gittiğiniz için sınırlama koymanız gerekiyor. 2015’in ilk yarısına baktığımızda, hedefimiz doğrultusunda bireysel sağlıkta yüzde 50 büyüdük. 2013’te yüzde 65 kurumsal ve yüzde 35 bireysel satarken, 2015’te yüzde 65 bireysel ve yüzde 35 kurumsala döndük. Bu da belirlediğimiz strateji ve geliştirdiğimiz uygulamaların bir sonucu. 

Trafik sigortalarında yeni düzenlemelerin çok tartışılmasının nedeni nedir?

Yıllardır trafik branşında, sektörü oldukça zorlayan, standartların yeterince belirlenemediği ve sınırları net olmayan genel şartlarla mücadele ediyorduk. Bu yüzden 1 Haziran’da yürürlüğe giren genel şartların; standartların şekillenmesi, kapsamın netleşmesi, sektörün daha rahat karar alabilmesi açısından son derece olumlu sonuçlar doğuracağını düşünüyorum. Bu değişiklikler, sektöre olduğu kadar tüketiciye de olumlu yansıyacak.
Trafik sigortasının en önemli sorunlarından biri, bedeni zararın hesaplanması konusuydu. Yeni düzenlemeyle bu bir standarda bağlanmış durumda. Bedeni tazminatın nasıl hesaplanacağı genel şartlarda açıkça belirtiliyor. Destekten yoksun kalma tazminatının tek bir hesap yöntemiyle, kim hesaplarsa hesaplasın aynı sonucu vermesi büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda bütün sigorta şirketleri belirlenen kriterlere göre hesaplama ve ödeme yapabilecek. Aracıların devreye girip mağdur sigortalıları etkileyerek açtırdıkları davalarla elde ettiği tazminatın önemli bir bölümünden oluşan haksız kazanç son bulacak. Hepsinden önemlisi, destekten yoksun kalan mağdurlar, yıllar süren dava sürelerini beklemeden, en kısa sürede tazminatlarını eksiksiz alabilecek. Sigorta şirketleri ise geleceğe yönelik hesaplamalarını daha rasyonel kriterlerle yapabilecek ve çok daha sağlıklı adımlar atabilecek.

Tedavi masraflarının nasıl karşılanacağı da net mi?

Bu da önemli sorundu. Kazaların ardından tedavi masraflarını kimin karşılayacağı konusundaki belirsizlik de yeni genel şartlarla ortadan kaldırıldı. Tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağı, resmen sigortanın genel şartlarına yazıldı. 2011 yılında çıkan torba yasayla tedavi masrafları esasen SGK’ya devredilmişti. Ancak genel şartlarda değişiklik olmadığı için yaşanan belirsizlik ve “sigorta şirketleri mi SGK mı karşılayacak” sorusu birçok probleme ve birçok dava açılmasına neden oluyordu. Bundan böyle kaza nedeniyle mağdur olan kişinin tedavisine başlanmasından itibaren sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan protez organ bedelleri de dahil; bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile kaza nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler SGK'nın sorumluluğunda olacak. Bunun da sigortalılar ile şirketler arasındaki sorunları ve müşteri memnuniyetsizliklerini önemli ölçüde azaltacağı görüşündeyim.

“SERBEST TARİFE İLE PRİMLERE ANINDA MÜDALE EDİLEBİLİR”

Serhat Süreyya Çetin, yeni genel şartlarda yer almayan ancak sigorta sektörünün beklenti içinde olduğu önemli konular olduğuna dikkat çekiyor. Çetin, bunlardan birinin “tam serbest tarifeye geçilmesi”, diğerininse “doğrudan tazmin” sistemi olduğunu açıklıyor. Sektörde şu an trafik sigortası primlerinin yarı serbest tarife yöntemiyle belirlendiğini hatırlatan Çetin, “Fiyatlar, ayda bir kez Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemine yükleniyor ve bu süre içinde üzerinde değişiklik yapılamıyor. Oysa tam serbest tarifeye geçerek primlere anında müdahale edilebilmesi rekabetin korunması açısından büyük önem taşıyor. Elbette burada sigortalıları mağdur etmeyecek bir yöntemin de kabul edilmesi önemli. Amacımız borsa gibi dakika dakika değişen, alınan bir teklifin bir saat sonra alınan teklifi tutmaması değil. Bu noktada endişelerin teklif sürelerinin 15 günlük geçerlilik süreleriyle giderilebileceğini düşünüyorum. Tam serbest tarifenin hem sigortalılar hem şirketler açısından yarar sağlayacağı bir gerçek” diyor. 
“Doğrudan tazmin” ise trafik kazalarında zarar gören araç sahiplerinin hasarı, karşı tarafın sigorta şirketi yerine kendi şirketinden almasını sağlayacak bir uygulama. Çetin’in bu konudaki görüşleri de söyle: 
“Bu uygulamanın hasar ödemelerini hızlandıracağını ve özellikle sigortalı ile sigortacı anlaşmazlıklarını ve müşteri memnuniyetsizliklerini önemli ölçüde kaldıracağını düşünüyorum. Diğer taraftan, sigortalıların trafik sigortası için çalışacağı şirketi seçme aşamasında daha çok araştırma yapacağı ve kendisi için en uygun olanı seçmeyi tercih edeceği görüşündeyim. Sigortalılar mevcut uygulamada, trafik sigortasını aldıkları şirketle direkt muhatap olmayacakları, herhangi bir hasar anında karşı taraf bu şirketle irtibata geçeceği için en uygun fiyatı vereni tercih ediyor, hizmeti pek önemsemiyor. İşte ‘doğrudan tazmin’ sistemiyle bunun değişeceği görüşündeyim. Sigortalı herhangi bir hasara uğradığında kendi sigorta şirketiyle temasa geçeceği için, alacağı hizmeti daha çok önemseyecek ve fiyat rekabeti eskisi kadar etkili olmayacak.”

“İNTERNETTE SATIŞIN KİMİN ÜZERİNDEN YAPILACAĞI VE PÖRTFÖY MÜLKİYETİ ÖNEMLİ”

Son günlerin en çok tartışılan konularından biri de internetten sigorta satışı. Peki acentelerin karşı çıktığı, şirketlerinse yatırım yapmak için yarıştığı bir dönemde Güneş Sigorta internetten satışlara nasıl bakıyor? Serhat Süreyya Çetin, şöyle yanıtlıyor:
“Direkt satış ve internet satışı hayatımızın gerçeği, bundan kaçış yok. Her ürünün internetten satıldığı bir dönemde, bu gerçeği yok sayarak, acentenin kurtulma şansı yok. ‘Türk insanı almaz’ diyerek bu işten kurtulamayız. Biz bu kanallardan daha çok trafik, DASK gibi zorunlu ürünlerin satılacağını öngörüyoruz. Kasko bile aslında çok fazla satılacak bir ürün değil. Satılır ama hizmet alma aşamasında acentenin yaptığı işi kim yapacak? 
Burada asıl sorun, internetten ya da direkt, bu ürünlerin kimin üzerinden satılacağı? Bu konunun netleştirilmesi gerekiyor. Çünkü acenteler açısından sorun burada yatıyor. Sigortalının hasar talebinin alınması ve daha birçok konuda acentenin de çok ciddi bir katma değeri var. Bunu görmemek mümkün değil. Sigortayı internetten alanların da ne kadar kurumsal şirketlerde çalışırlarsa çalışsınlar, acentenin bu fonksiyonuna ihtiyaç duyacaklarını düşünüyorum. Acentenin bunu ön plana çıkarması gerekiyor. 
Belki daha da önemli bir konu da portföy mülkiyeti. Bence asıl bunun tartışılması ve konuşulması lazım. Bu konuda bazı çalışmalar yapılıyor. Portföy mülkiyetinin kurallarının çok net bir şekilde belirlenmesi ve ilan edilmesi gerekiyor.” 

Akıllı Yaşam Dergisi


Etiketler: güneş sigorta, serhat sureyya cetin
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
İksir tuttu, Güneşim tamamlayıcı olacak