Sorun getiride mi yoksa tercihte mi?

22 BES fonu, geçen yıl katılımcılarına yüzde 48 ile 63 arasında getiri sağladı. Buna rağmen BES katılımcıları şikâyetçi. Çünkü tercihler yanlış

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 23.03.2013 - 00:14
    Son Güncelleme: 09.03.2017 - 15:51
Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) herkes getirilerden şikâyet etmeye devam ediyor. Sisteme dâhil olan, yani her ay herhangi bir bireysel emeklilik şirketine katkı payı ödeyen katılımcılar nedense birikimlerinin getirisinden memnun değil. Herkes benzer şikâyetleri dile getiriyor: “İki yıldır şu kadar para yatırdım, hâlâ yatırdığım paranın üzerinde ekstra bir getiri kazanamadım. Devlet desteği de olmasa kazanç yok...”
Bu söylemler ne kadar doğru? Gerçekten BES’te getiriler çok mu düşük? Yoksa sistem kazandırmaktan çok kaybettiriyor mu?..
Aslında BES fonlarının getirisine bakıldığında sistemin kaybettirmekten çok kazandırdığı görülüyor. Peki BES fonları kazandırıyorsa katılımcı neden mutsuz?
İşte bu mutsuzluktan ve şikayetlerden portföy yönetim şirketleri de rahatsızlık duymuş olmalı ki ocak ayında basının karşısına çıkıp BES fonlarının performansını masaya yatırdılar. Türkiye’deki BES fonlarının en iyi getirilere sahip yatırım araçlarından biri olduğunu anlattılar.
 
İçeriğe göre fon getirileri
Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği’nin (TKYD) açıkladığı verilere göre BES fonlarının getirileri oldukça iyi. Hisse fonları son 5 yılda brüt yüzde 91, son üç yılda ise yüze 64 getiri sağladı. 2012 yılında ise hisse fonlarının ortalama brüt getirisi yüzde 57.94 oldu. Aynı şekilde esnek fonlar son 5 yılda yüzde 96, son üç yılda yüzde 46, 2012’de ise yüzde 28 brüt getiri sağladı.
2012 yılında 22 hisse emeklilik fonunun brüt getirisi yüzde 48 ile 63 arasında değişti. Aynı dönemde esnek fonların brüt getirileri ise yüzde 10 ile 38 arasında değişiklik gösterdi. Kamu iç borçlanma fonlarının getirisi de yüzde 11 ile 17.5 arasında oldu.
Peki getiriler böyle yüksekken BES katılımcıları neden şikâyetçi? Ya da fonların getirileri iyiyse paralar nerede? Bu sorulara verilecek iki üç net yanıt var...
 
Tercihler yanlış
Birincisi, getiriler iyi ama katılımcıların tercihi yanlış. Evet, BES fonlarında en yüksek getiriyi geçen yıl hisse fonları sağladı. Ama hisse fonlarının toplam fonlara oranı yüzde 7 civarında olduğu için BES katılımcılarının büyük bir bölümü bu getirilerden yararlanamadı.
Olayın ikinci ve önemli bir yanı da katılımcıların yanlış değerlendirmesi... Çünkü örneğin, aylık 250 lira yatıran herkes yıl sonunda “Sisteme 3 bin lira katkı payı ödedim 300 lira getiri sağlayamadım” diye şikâyet ediyor. Katkı payları aydan aya ve küçük miktarlarda sisteme yatırıldığından getiriler olumsuz etkileniyor. Yani “Sisteme 3 bin lira yatırdım” diye şikâyet eden bir katılımcı, sanki bu parayı yılın ilk ayında toplu olarak yatırmış gibi getiri hesabı yapıyor. Hal böyle olunca da evdeki hesaplar çarşıya uymuyor.
Olayın bir diğer önemli yönü de sisteme yatırılan her 100 lira portföy yönetim şirketine aynı şekilde aktarılmıyor. BES şirketi operasyonel giderleri için yasaların izin verdiği ölçülerde bazı kesintiler yaparak, katkı payını portföy yönetim şirketine aktarıyor. Bazı durumlarda bu 100 lira portföy yönetim şirketine 92, bazı durumlarda ise 98 lira olarak aktarılıyordu. Ancak yeni düzenlemelerle bunun da önüne geçildi.
Bu tablodan ve portföy yönetim şirketlerinin günah keçisi gibi gösterilmesinden rahatsız olan TKYD bir basın toplantısı düzenleyerek, piyasadaki algının aksine BES fonlarının getirisinin oldukça yüksek olduğunu vurguladı. Portföy yönetiminde başarının brüt getiriyle ölçülmesi gerektiğini belirten TKYD yöneticileri, bu açıdan bakıldığında BES fonlarının en iyi getiri sağlayan fonlar olduğuna dikkat çektiler.
BES'e dahil olan herkesin fonlarının getirisinden şikayet etmesini “kendilerine yapılan bir haksızlık” olarak niteleyen fon yöneticileri, katılımcıların yatırdığı her 100 liranın portföy yönetim şirketine olduğu gibi aktarılmadığını, bazı kesintiler yapıldığını da hatırlattılar.
 
Kurumsal yatırımcıların görevi
Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD) Başkanı Gür Çağdaş, BES’in yeni dönemine ilişkin bilgi ve görüşlerin de aktarıldığı toplantıda, “Doğru iletişim kurarak, yatırımcının doğru bilgiye ulaşmasını ve dolayısıyla yatırım kararlarını doğru vermesini amaçlıyoruz” dedi.
Çağdaş, bu süreçte özellikle kurumsal yatırımcılara büyük iş düştüğüne işaret etti. Hükümetin belirlediği hedef çerçevesinde Türkiye'de tasarruf birikimini ve altyapısını artırmak için eldeki bütün araçların kullanılması gerektiğini vurguladı. Ardından da bu noktada portföy yöneticilerinin oynayacağı rolü şöyle anlattı:
''Bütün gelişmiş piyasalardan da bildiğimiz gibi büyüme ve tasarruf birikimi kurumsal yatırımcılar tarafından gerçekleştiriliyor. Bireysel Emeklilik Sistemi de bunun en önemli ayağını oluşturuyor. Getirilen devlet katkısı ve düzenlemelerle sistem ciddi anlamda teşvik edici hale geldi. Bu aşamada tabii ki biz portföy yönetim şirketleri çok önemli bir misyon üstlendik. Doğru performanslar yaratarak sistemin gelişime katkıda bulunmak amacındayız. Portföy şirketleri ciddi çabalar sarf ediyor. En önemlisi, bu sistemi katılımcıya, katılımcı adaylarına doğru şekilde anlatmak. Çünkü bu sistem bir bütünlük arz ediyor. Sistemin içinde sadece portföy şirketleri yok; bankalar, aracı kuruluşlar ve diğer kurumlar da var. Dolayısıyla birlikte ele alıp öyle değerlendirmek daha doğru olacaktır.''
TKYD Başkanı Gür Çağdaş, yakın gelecekte bu sistemin hem yurtiçi hem de yurtdışından çok daha fazla talep göreceğini, çok daha hızlı büyüyeceğini de ifade etti. Çağdaş, ''Geleceği planlarken, sistemi doğru oturtmanın ve onun üzerinden planlama yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tabii ki gelişim sürecinde sektörün de kendi içinde halletmesi gereken sorunlar var. Amacımız bunu standart şekilde ve doğru sunabilmek, yatırımcının doğru karar vermesini sağlamak. Sektör yaptığı yatırımlarla geleceğe hazırlanıyor'' dedi.
 
5 yılda 100 milyara ulaşabilir
TKYD İletişim Komitesi Başkanı Ömer Yenidoğan da konunun doğru aktarımını önemsediklerini dile getirdiği konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Son dönemin en önemli gelişmelerinden biri kanun değişikliği oldu. Ancak daha da önemlisi, hükümetin ortaya koyduğu tasarrufu ön plana çıkarma çabası. Bunu Türkiye'nin sistematik birçok riskine cevap verebilecek, en basiti cari açığa çözüm olacak bir adım olarak görüyoruz.”
Sektörde ne yapıldığının sektör dışıyla çok fazla paylaşılamadığına dikkat çeken Yenidoğan, Türkiye portföy yönetim endüstrisinin konumunu ve bu konuda atılması gereken adımları da şöyle paylaştı:
''Biz portföy yönetim endüstrisi olarak dünya standartlarında, gelişmiş bir insan kaynağıyla çalışıyoruz. Bugün Bireysel Emeklilik Sistemi’ne bakıldığında da yarattığımız katma değerin dünya standartlarında olduğunu görüyoruz. Elbette sistemin yapısı ve fiyatlanma açısından geliştirilecek çok şey var. Ancak son 5-10 yılda portföy yöneticilerinin ortaya koyduğu değerin gölgelenmemesi gerekiyor. Türk portföy yönetim endüstrisi, gelişmekte olan ülkelerin çok ilerisinde. Gelişmiş ülkeler standartlarında yönetim yapılıyor.”
Önümüzdeki dönemde bireysel emeklilik piyasasının sermaye piyasalarının lokomotifi olacağına inanan Ömer Yenidoğan, katılımcıların getirilerle ilgili şikâyetlerini ise şöyle yorumladı:
“Lütfen kamuoyunu bilgilendirmeyi -özellikle bireysel emeklilikte- günlük, haftalık, aylık getirilerle değil çok daha uzun perspektiften bakışlarla yapalım. Çünkü 10 yıllık yaptığımız yatırıma ‘o fon dün ne getirmiş’ diye bakmak kadar gereksiz bir şey yok. Minimum 3 ay ve 6 aydan başlayıp, mümkünse 1-3-5 yıl perspektifinden bakalım. Dünyada standart olarak portföy yöneticisinin performansına brüt getiri üzerinden bakılır. Çünkü net getiri portföy yöneticisinin elinde olan bir parametre değildir. Sektör son 5 yılda diğer sermaye piyasası enstrümanlarından çok daha hızlı büyüme gösterdi. Bu performans doğrusu bizim için de sürpriz oldu. Son kanun değişiklikleri ve hükümetin kararlı tutumuyla sistemin büyüklüğünün önümüzdeki 5 yıl içinde 100 milyar lira seviyesine çıkacağı öngörülüyor.''


Etiketler:
YORUMLAR (1)
  • Mehmet Gerz23 Mart 2013 19:23

    Emeklilik fonlarının uzun dönemli getirilerini belirleyen iki etken vardır: 1) Varlık (fon) seçimi, 2) Seçilen fonların getirisi. Akademik çalışmalara göre varlık dağılımı , tek tek fonların getirisine göre dokuz kat daha fazla önemlidir. Dolayısıyla BES’te katılımcı fon seçimi ve değişimi yaparken aslında işin önemli kısmını kendisinin yapmak durumunda olduğunun farkında olmalıdır. Önümüzdeki yıllarda bu konu daha iyi anlaşılacak ve varlık dağılımını fon içinde çözen basit uygulamalar katılımcıların işini kolaylaştıracaktır. Diğer yandan seçilen fonların iyi yönetilmesini temin etmek ise emeklilik şirketinin kendisine güvenen müşteriye karşı sorumluluğudur. Emeklilik şirketi, fonları en iyi yönetecek birkaç portföy şirketini tespit etmeli, bunlar arasında adil bir rekabet ortamı sağlamalı, iyi yöneten portföy şirketine daha fazla yönetim komisyonu öderken iyi yönetemeyenleri belli aralıklarda değiştirmelidir. Oysa BES’in 10. yılında dahi tüm emeklilik şirketleri nerdeyse tamamen kendi sermaye grubuna ait portföy şirketiyle çalışmaktadır. Son yasal değişikliklerde fonlarda “ortalama altı” getirilerin sürmesi durumunda düzenleyici kurumların portföy şirketinin değiştirilmesi yönünde müdahil olabileceği yer aldı. Muğlak bir ifadeyle de olsa SPK ve Hazine rekabetin doğru yol olduğuna işaret etmiştir. İkinci 10 yılında, emeklilik şirketlerin yapması gerekenlerin başında varlık dağılımı konusunda daha basit ve etkin çözümler sunmak ve fonların yönetiminde müşteri çıkarını ön planda tutan rekabet ortamını sağlamak gelmektedir. Doğru şekilde gelişen bireysel emeklilik sistemi bireyler için etkin bir tasarruf aracı olurken, makro açıdan yurt içi tasarruf oranını arttırarak cari açık probleminin çözümüne ve sermaye piyasalarının gelişimine ciddi katkılar sağlayacaktır. Mehmet Gerz Ata Portföy Yönetimi Genel Müdürü

    Katılmıyorum%14,29Katılıyorum%85,71
Sorun getiride mi yoksa tercihte mi?