Vefat tazminatına ayar geliyor

TSB Başkanı Ramazan Ülger, trafik sigortasında vefat tazminatında yeni düzenlemeye ihtiyaç olduğunu, bu konuda çalışma yaptıklarını belirtti

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 09.06.2014 - 06:36
    Son Güncelleme: 30.10.2019 - 11:09
Sigortacılar, trafik sigortasında ödenen hasara yönelik yeni düzenleme için kolları sıvadı. Bu çerçevede; hasara aracılık edenlerin trafik kazası mağdurlarını zarara uğratmalarının önüne geçilecek, Suiistimal Bürosu kurulacak, trafik sigortasında zarar kişinin kendi sigorta şirketinden karşılanacak ve araçların tamirinde sadece sertifikalı eşdeğer parça kullanılacak. Başlatılan tüm bu çalışmalar da yıl sonunda tamamlanacak.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ramazan Ülger, özellikle trafik kazası mağdurlarını zarar uğratan hasar aracılarının sigorta sektörünün en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, destekten yoksun kalma tazminatı olarak adlandırılan vefat ve sakatlık tazminatlarının standart hale gelmesiyle bu sorunun çözüleceğini söyledi.
TSB’nin düzenlediği, sigortacılığın 2013 yılı ve 2014’ün ilk çeyrek sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda, sektörün oto sigortalarına yönelik projeleri de anlatıldı. Toplantıya; Ramazan Ülger, Başkan Yardımcıları Ragıp Yergin, Mete Uğurlu ile Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Gülen ve Genel Sekreter Vekili Mehmet Kalkavan katıldı.

TAZMİNATA STANDART

Ramazan Ülger, trafik sigortalarında ödenen vefat ve sakatlık tazminatları ile ilgili yeni bir düzenlemenin kaçınılmaz hale geldiğini ifade ederek, “Bu konu, sigortalı ile sigorta şirketi arasında yürütülen bir işlemden çok, arada bir takım organizasyonların para kazandığı ve mağdurdan daha çok menfaat temin ettiği bir sistem haline geldi. Bu sorunu kamu yönetimi ile birlikte hızlıca çözmemiz gerekiyor. Tazminat hesaplamasına belli bir standart getirilmesi trafik kazası mağdurlarını zarara uğratan hasar aracılarını da engelleyecek” dedi.
Ramazan Ülger, trafik sigortasında bir başka düzenlemenin de ‘doğrudan tazmin yöntemi’ olduğunu belirterek, “Sigortalılar, hasarını alabilmek için kusurlu tarafın sigorta şirketine başvuruyor. Herkesin kendi şirketine müracaat etmesi için çalışma yapıyoruz. Doğrudan tazmin sistemi dediğimiz bu çalışma ile trafik sigortası sahipleri hasar sonucu zararlarını karşı tarafından sigortacısından değil kendi şirketinden karşılayacak” şeklinde konuştu.

KASKODA PRİM DÜŞTÜ

Kasko sigortalarına da değinen Ramazan Ülger, yeni uygulamalarla hem kasko hem de trafik sigortasında iyi sürücü kötü sürücü ayrımına gittiklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Bunun etkisi ile de hasarlar hızla düşmeye başladı. Hasar oranlarında ve sayılarında azalmayla birlikte kasko sigortalarının bizim açımızdan sonuçları da düzeldi; bu da fiyatlara yansıdı. Kasko fiyatlarında 2014’ün ilk çeyreğinde önemli düşüşler oldu. Henüz 2013 yılının sonundaki döviz artışları maliyetlere yansımadı ama bu dengeyi kurma adına bazı düzenlemelerin yapılması ya da bazı tedbirlerin alınması gerekiyor.”

Emeklilik şirketleri zararda

Ramazan Ülger, sektör açısından 2013’ün en önemli gelişmelerinde birinin bireysel emeklilik sistemindeki devlet katkısı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Nisan sonu itibariyle sistemdeki katılımcı sayısı 4,5 milyona, fon tutarı 28 milyar TL’ye ulaştı. Ancak kesinti oranlarındaki yasal düzenleme nedeniyle şirketlerin gelirleri büyük oranda düşürüldü. 2012’de az da olsa kar edilirken, 2013’de 175 milyon TL gibi emeklilik şirketlerimiz teknik zarar etti ki. Sistemin kurgusunda tüm projeksiyonlarımız belli fon büyüklüğüne ulaşıp, başa baş noktasına ulaşmaktı ve o noktaya da gelmiştik. Düzenlemelerden sonra başa baş noktası negatife döndü. Bu işin sürdürülebilir olması için de bazı düzenlemeler yapılması lazım.”

Sigorta pazarı yüzde 22 büyüdü

TSB’nin toplantısında Genel Sekreter Vekili Mehmet Kalkavan, 2013 yılında da büyümeye devam ettiğini belirterek, şunları söyledi:
“2013 yılında prim üretiminde hayat dışı ve toplamda yüzde 22, hayat sigortalarında ise yüzde 25 artış sağlandı. Geçen yıl hayat dışı sigorta branşlarında 879,3 milyon TL, hayat sigortalarında ise 428,3 milyon TL kar elde edildi. Bireysel emeklilikte ise 174,7 milyon TL zarar edildi. Böylece sigorta sektörünün geçen yılkı toplam teknik karı 1,1 milyar TL oldu. Sektörün toplam bilanço karlılığı ise 1,2 milyon TL olarak gerçekleşti.”


Etiketler: tsb, ramazan ülger, vefat tazminatı
YORUMLAR (3)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • bekir kaya08 Ekim 2014 16:14

    Bireysel Emeklilik sigortalarının zarar ettiğini ifade etmektesiniz. Bu geçmişin etkisinin devam ettiğinin bir göstergesidir. BES 2003 yılında ilk oluşturulduğunda Hazine Müsteşarlığı BES ten önceki hayat sigortacılığında vatandaşların mağdur edildiğini biliyordu. Bu yüzden Sanki Hayat sigortalarından farklı bir ürün şeklinde BES kuruldu . Her yönü ile Hayat sigortacılığından uzak gösterilmeye çalışıldı. Mesela içinde sigorta kelimesi bile bulunmamaktadır. Tüm terimleri sigortacılık sektöründe bulunmayan terimlerden oluşmaktadır. Buradan Hazine Müsteşarlığının bile Hayat sigortacılığına nasıl baktığı meydana çıkmaktadır. Hazine Müsteşarlığı kendisinin bile güvenmediği bir ürünü vatandaşa kabul ettirme noktasına gelmiştir. Vatandaş BES e de sigorta demektedir. Sigortacılık sektörü hayat sigortacılığı ile büyük bir yara almıştır. Önce bu yaranın kapatılması ve sigorta şirketlerinin eski müşterileriyle yüzleşmesi gerekmektedir. Bunun başlangıcı ise Özel sözleşme statüsünde olan sigorta poliçelerinde 3 yıl primlerini yatırmayan kişilerin hak iddia edemeyeceği gibi doğuştan sakat şartın yeniden değerlendirilmesi olmalıdır. Vatandaşın sigorta şirketinde kalan paralarının ödenmesi gerekmektedir. Bir kişinin ödeme yapamaması diğeri için gelir kaynağı olamaz. Bu şekilde bir maddenin dava konusu olmamış olması bile hayret vericidir.Hayat sigortacılığında 3 yıldan az prim yatırmış olan kişilerin paralarını alamamaları büyük bir sıkıntı oluşturmuştur. Şimdi sizden bu problemin çözümünde destek olmanızı ve bu şekilde poliçesi bulunan kişilerle barış imzalamanızı beklerim. Geçmişteki olumsuz izlenimler bu gün BES in önünü tıkamaktadır. Halkın hayat sigortası başlangıcındaki tutumu ne kadar özverili olduğunun göstergesidir.

  • Bekir KAYA04 Ağustos 2014 01:02

    GÜVENCE HESABININ HUKUKİ KİŞİLİĞİNİN BULUNMADIĞINI VE DAVALARDA TARAF OLAMAYACAĞINI BİLİYORMUSUNUZ

  • Bekir KAYA11 Haziran 2014 17:24

    Güvence hesabı kurumu ve idarecileri tarafından son zamanlarda ortaya atılan ve aracılar, çantacılar yada başka isimler ile adlandırılan aracılar oluşmuştur. Bu aracılar kaza geçiren vatandaşlarla diyaloga geçip çeşitli sözleşme ve sözleşmeyle birlikte vekâlet alarak vatandaşların adına sigorta şirketlerinden tahsilât yapmaktadırlar. Bu aracı yada çantacı denilen kesimin miktarı da oldukça fazladır. Mutlaka bu aracıların içinde kötü niyetli olanlarda çıkacaktır. Ancak bu durum adli bir vaka olarak mağdur tarafa şikâyet hakkını verdiğinden işin bu yönünü bırakalım. Aracılar neden oluşmuştur.? Sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabı kurumunun vatandaşın haklı taleplerini çeşitli bahanelerle geri çevirmektedir: Bu durumda vatandaş hakkını arayabilmek için ya bir avukata gidiyor yada kendisine gelen aracılara evet diyerek takip işini bu aracılara vermek durumunda kalıyor. Aracıların avukatlardan farklı ve üstün yönleri bulunmaktadır. Avukatlar vatandaştan dava açma masrafı vesair giderler için bir miktar para talep etmektedirler oysa aracılar vatandaştan hiçbir bedel almadıkları gibi yeri geldiğinde vatandaşa harçlık mahiyetinde tutarlar da ödeyerek cazip hale gelmektedirler. Son zamanlarda sigorta sektöründe uzmanlaşmak isteyen avukatlarda aynı metodu uygulamak ve vatandaştan masraf talep etmemek durumunda kalmaktadırlar. Vatandaşın bilgisizliğinden istifade edilmektedir; Güvence hesabı ve diğer sigorta şirketleri vatandaşın taleplerinde; eksik aktüer hesabı yaparak daha az tazminat ödemek yoluna gitmektedirler. Aktüer firmalarla iyi ilişkiler içinde olan sigorta şirketleri ve Güvence hesabı kurumu kendilerine menfaat sağlayan aktüerlerle çalışmaktadırlar. Vatandaşın sigorta mevzuatı hakkındaki bilgisizliğinden yararlanarak tazminat taleplerini geri çevirmekte ilgisiz mevzuatlar ileri sürülmektedir. Farklı ve ilgisi bulunmayan evraklar talep edilmektedir. Bu sayede vatandaş daha da zorlanmakta ve kendisine gelen aracıya dosyasını vermeyi istemektedir. Yani Sigorta şirketlerinin bu tür tutumları aracıların sayısını arttırmaktadır. Sigortacılık mevzuatlarının İlgili kanunlara uyulmamaktadır ; Güvence hesabı ya da sigorta şirketleri Mevzuatlar çerçevesinde hareket etmekte olduklarını idida etmektedirler. Burada Hazine Müsteşarlığı da devreye girmektedir. Ülkemizde sigorta sektörünün en önemli sorunlarından birisi kanun dışındaki mevzuatların kanuna aykırı düşmesidir. Böyle bir durumda sigorta şirketi kendisine uygun olan mevzuatı emsal göstererek tazminatın ödenemeyeceği sudan bahanelerle tazminat taleplerini geri çevirmektedirler. Bu da aracıların iştahını kabartmaktadır. Aracıların çokluğunun ve varlığının sebebi Sigorta şirketlerinin mesnetsiz itirazları ve Güvence Hesabı Kurumunun haksız uygulamalarıdır. Güvence Hesabının özel durumu aracıların sayısını daha da arttırmaktadır. Güvence Hesabı kurumu 2007 yılında kendisine kanunla verilen Zorunlu sigortalarda Garantörlük görevini yerine getirme noktasında bir çok sorun yaşamaktadır. Hesap Hazine Müsteşarlığı tarafından TSRSB ( Yeni adı Türkiye Sigorta Birliği) emrine verilmiştir. Güvence hesabı kurumu sivil toplum kuruluşu olan TSRSB emrinde olması açısından kendisini özel bir şirket gibi görmektedir. Bunun yanında Hazine Müsteşarlığı tarafından kurulmuş olması ve kamu hizmeti yapması, vatandaşın sigorta poliçelerinden zorunlu olarak tahsilat yapması gibi özellikleri nedeniyle kamu kurumu niteliğindedir. Bu kurum kendisine yapılan haklı talepleri geri çevirerek aracıların sayısının artmasında aslan payına sahiptir. Zorunlu trafik sigortası dışındaki zorunlu sigortalarda bahaneler üretmesi kurumun özel bir yeteneğidir. Kurum hakkında yüzlerce dava açılmış ve bu davaların büyük çoğunluğu Güvence Hesabı aleyhine sonuçlanmıştır. Bu kurumun keyfi hareketlerine Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü de seyirci kalmaktadır. Hatta kurumun denetimi Hazine Müsteşarlığında olması sebebiyle kurumun hesaplarını aklamak gibi dostane bir ilişki içindedirler. Böyle bir durum tabiî ki aracıların sayısını arttırmaktadır. Kurum itiraz ettikçe aracılar kazanmaktadır. Kurum idarecileri televizyon programlarına katılarak vatandaşların kendilerine müracaat etmeleri gerektiğini söylerken kendilerine yapılan talepleri geri çevirmeleri akla sığmamaktadır. Sonuç Olarak: Aracıların Ya da çantacıların oluşmasında Güvence hesabı kurumu ve sigorta şirketleri aktif rol oynamaktadırlar. Bu yüzden bu kurum ve şirketlerin aracılardan şikâyet etmeye hakları yoktur. Aracıların oluşması için gerekli olan tüm şartları sağlamaktadırlar. Hazine Müsteşarlığının mevzuatlarını gözden geçirmesi ve kanunlarla çelişen mevzuatı ayıklaması gereklidir. Sigorta şirketleri ve güvence hesabı kurumu da daha hakkaniyetli davranmak zorundadırlar vatandaşı mağdur etmeden taleplerinin karşılanması gerekmektedir. Aksi halde aracı zenginlerin oluşması işten bile değildir.

Vefat tazminatına ayar geliyor