2015 satın alma ve birleşme yılı oldu

2015, “iyi olan” ile “iyi olmayanın” belli olduğu bir yıl oldu. 2016 yılının da sigorta sektörü açısından birçok değişikliğe sahne olması bekleniyor. Geçen yıl sigorta ve reasürans şirketlerinin ajandası, yumuşak geçen tayfun ve sel dönemlerinden dolayı daha çok uyum riski, siber riskler ve bu risklerin meydana getirebileceği zararlarla doluydu. Bu zorlu yıl beraberinde sektörde var olabilecekler ve olamayacakları da getirdi. Dolayısıyla 2015’in tam bir birleşme ve satın almalar yılı olduğunu söyleyebiliriz.

2015 yılı ekonomik konjonktürünü birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse; sermaye yeterliliğiyle ilgili sıkı düzenlemeler, eksi faiz oranları gibi zor ekonomik koşullarla mücadele ve bununla birlikte görece düşük borçlanma maliyetleri ile avantajlı kurlardan bahsedebiliriz.

Bu koşullarla baş edemeyeceğini anlayan şirketler, satış opsiyonunu kullanmayı hissedarlarıyla görüştüler. Ek sermaye transferi yerine şirketin faaliyetlerini başka bir çatı altında sürdürmesinin daha avantajlı olduğuna karar veren yönetimler masaya oturdular ve satış sözleşmesini imzaladılar.

Mevcut yapısını regülatif düzenlemeleri karşı daha güçlü hale getirmeyi amaçlayan şirketlerse ölçeklerini büyütmek ve bunun avantajından faydalanmak için bu sefer satın almak isteyen tarafta yer aldılar. Stratejik planlarına en uygun, kendilerini hedeflerine en hızlı şekilde ulaştıracak şirketlerin arayışına girdiler ve bazıları bu amaçlarına ulaştı. Böylelikle arz ve talebin buluştuğu satın alma ve birleşme süreçleri 2015 yılının en dikkat çekici gelişmesi olarak dikkat çekti.

Satın alma ve birleşme süreçlerini incelediğimizde karşımıza iki önemli neden çıkıyor. Bunlardan biri sermaye yapısının güçlendirilmesi ihtiyacı, diğeri ise faaliyet alanını genişleterek risklerin dağıtılması gereği...

2015’in en büyük satın alma ve birleşmeleri

2015 yılının en yüksek maliyetli satın alma işlemi, 54 ülkede faaliyet gösteren ve elementer alanda uzmanlaşan İsviçre Zürih merkezli ACE Group ile Amerika Birleşik Devletleri’nin sekizinci büyük sigortacısı olan ve yine elementer branşta özellikle yüksek değerli eşyaların sigortalanması alanında faaliyet gösteren Chubb Corporation’un birleşmesiydi. 29 ülkede 120’den fazla ofisle faaliyet gösteren Chubb ile Avrupa pazarında etkin ACE’nin birleşmesi 28.3 milyar dolarlık işlem hacmine ulaştı. İki şirketin de büyük ölçeğe sahip olmasından dolayı düzenleyici kurum The Federal Trade Commission tarafından uzun sayılabilecek bir inceleme sürecinin sonucunda satış işlemi onaylandı. Satış süreci Temmuz 2015’de sonuçlanmasına rağmen düzenleyici kurum onayının alınması Kasım 2015’i buldu. ACE Group CEO’su Evan Greenberg tarafından yönetilecek yeni şirket piyasada Chubb ismini kullanarak ilginç bir yönetimsel yapıya sahip olacak.

2015 yılının ilginç diğer bir satın alma süreci ise Willis ile Towers Watson arasında yaşandı. Londra merkezli broker Willis ile sigorta sektöründe danışmanlık faaliyetleriyle tanınan Towers Watson birleşmesini sektörel bazda hizmet entegrasyonu olarak yorumlayabiliriz. 18 milyar dolarlık satın alma sürecini yürüten şirketler, son ana kadar kâr payı dağıtımı ve yüzdesinin ne kadar olacağı konularında görüş birliğine varamadılar. Willis Towers Watson adıyla piyasada faaliyetlerine devam edecek olan yeni şirket, 30 Haziran’da satın alma sözleşmesini imzaladı ve hissedarlar arasındaki görüşmeler Aralık

2015’in sonuna kadar devam etti. Danışmanlık ve broker hizmetleri alanında faaliyet gösteren iki şirketin birleşiminden doğacak sinerji ve yenilikçi ürünler sektör tarafından merakla bekleniyor. Japonya merkezli Tokio Marine Holding Inc ile Houston Texas merkezli HCC Insurance Holdings arasında gerçekleştirilen satın alma süreci ise 7.5 milyar dolarlık bütçeyle tamamlandı. Elementer, sorumluluk, kaza ve sağlık alanlarında faaliyet gösteren ve ABD dışında Birleşik Krallık, İspanya ve İrlanda’da operasyonları bulunan HCC, Japonya’nın en büyük sigorta şirketi olan, 1879 yılında kurulmuş Tokio Marine tarafından Haziran 2015’te satın alındı. 38 ülkede faaliyet gösteren Tokio Marine, bu satın almayla denizaşırı operasyonlarını güçlendirmiş oldu. Japonya’da 2015 yılında gerçekleştirilen en büyük satın alma işlemi sonrasında Tokio Marine’nin uluslararası operasyonlarından elde ettiği gelir, toplam gelirin yüzde 38’inden 46’sına yükseldi. Bu işlemle faaliyet alanını genişletmeyi ve riskini dağıtmayı amaçlayan Tokio Marine, başka satın alma opsiyonlarını da değerlendiriyor.

Kıyasıya kapışmanın galibi Exor oldu

2015 yılında piyasaya satış amacıyla çıkan şirketler arasında ciddi bir yarış söz konusuydu. İç sistemlerini iyi düzenlemiş ve dengeli bir portföye sahip firmalar adeta havada kapışıldı. Bunlardan Partner Re, Exor ve Axis Capital arasında gerçekleşen ciddi bir pazarlık sürecinin ardından Exor’un elinde kaldı. 6.9 milyon dolara sonuçlandırılan satın alma sürecinde Axis Capital ve Exor SpA birçok kez fiyat artırarak öne geçmeye çalıştı. Her seferinde Partner Re Yönetim Kurulu tarafından onaylanan satış teklifi, karşı tarafın teklifini revize etmesiyle devam etti. Axis Capital tarafından verilen ilk teklifle Ocak 2015’te toplamda 11 milyar dolarlık ortak değere sahip bir şirket kurmak üzere anlaşan Parter Re, Exor’un Nisan 2015’teki toplamda 6.4 milyar dolar ve hisse başına 130 dolara denk gelen teklifini önce reddetti. Bu cevabı kabul etmeyen Exor, teklifini hisse başına 137.5 dolar olarak revize etti. Temmuz ayında karşılıklı tekliflerle birkaç kez revize edilen rakam ağustos ayında Exor’un 6.9 milyar dolarlık teklifiyle sonlandırılmış oldu. Düzenleyici kurumdan satın alma onayını 2016 yılının ilk çeyreğinde almayı bekleyen Exor’un karar sonrasında ödediği paranın hakkını ne şekilde vereceği de sigorta sektörü tarafından merakla bekleniyor.

MS&AD Insurance Group ile Amlin arasında sonuçlandırılan satın alma süreci ise 5.3 milyar dolarla tamamlandı. Japonya merkezli MS&AD Insurance Group, bünyesinde Mitsui Sumitomo Insurance ve Aioi Nissay Dowa Insurance şirketlerini de bulunduruyor. Lloyd’s bünyesinde faaliyet gösteren Amlin Plc’nin satın alınmasıyla MS&AD, Lloyd’s piyasasındaki en büyük üç şirketten biri konumuna yükseldi. Satış için herhangi bir talebi olmayan Amlin’e reddedemeyeceği bir teklif götüren MS&AD, Kıta Avrupası’ndaki faaliyetlerini bu şekilde güçlendirmiş oldu.

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :