Aktarım isteme benden, buz gibi soğurum senden!

Şirketten şirkete farklılık gösteren aktarım süreçleri ve bunu engellemeye yönelik “tutundurma” çabaları sektörün en çok şikayet konularından biri haline geldi. Oysa şirketlerden asıl eksilen fon aktarımıyla giden fon tutarı değil, sistemden çıkışlar...

Bireysel emeklilikte katılımcı sözleşmesini neden sonlandırır? Bu sorunun cevabı, emeklilik şirketlerinin bugün üzerinde ciddi çalıştıkları konular arasında. Sektördeki daha popüler ismiyle “tutundurma”dan söz ediyoruz...

Belli başlı sözleşme sonlandırma nedenleri şöyle sıralanabilir: Sistemden çıkış, başka şirkete aktarım, vefat/maluliyet, emeklilik...

2015 yılına kadar bireysel emeklilikte 11.2 milyon sözleşme kurulmuş. Bu sözleşmelerin 4.1 milyonu sonlanmış. 3.4 milyon sözleşme sistemden çıkmış. Bu rakam sonlanan sözleşmelerin yüzde 83’üne denk geliyor.

Aktaramayınca çıkanlar var!

Sistemde katılımcı, aracı ve şirket nazarında en çok şikayet edilen konulardan biri de aktarım sürecinin şirketten şirkete farklılık göstermesi ve aktarım konusunda şirketlerin geliştirdiği aktarımı engellemeye çalışan(!) tutundurma süreçleri. Hatta aktarım hakkını kullanmaya çalışırken “şirket-aracı-çağrı merkezi ve operasyonel süreç” arasında sıkışıp kalan, sonrasında sıkılıp sistemden çıkan katılımcılar dahi gördüm. Şirketlerin birbirlerini Hazine’ye çokça şikayet ettiği ve aktarımı engellemek için ellerinden gelen gayreti esirgemediği de bilinen bir gerçek.

İşte fırtına koparılan başka şirkete aktarım nedeniyle sözleşme sonlandırılmasının oranı yüzde 8 (337 bin sözleşme). Eğer tüm sözleşmeler içinde aktarımla sonlanan sözleşme oranını verecek olursak yüzde 4.4. Tutar olarak merak edenler için de rakam 4.1 milyar TL.

Sorun aktarım değil, sistemden çıkışlar

Bu rakamları paylaşırken “Emeklilik şirketleri aktarım talepleri ve talepte bulunan katılımcılarla ilgilenmesin” demiyorum. Ancak şirketlerden asıl eksilen fon aktarımıyla giden fon tutarı değil, sistemden çıkışlar. Şirketler bu çıkışların nedenine kafa yormalı. Planlamalarını ve aksiyonlarını rasyonel ve objektif tespitlerde bulunduktan sonra çözüm önerileriyle hayata geçirmeliler. “Sen benden bu kadar aktarım aldın, ben senden alırım, yok şikayet ederim, evrak göndermem, süre sınırını esnetirim” gibi tartışmalar fon çıkışını ve sistemdeki kârlılığı azaltan gerçek nedenlerin çözümü değil.

Emeklilik şirketleri ne yapmalı?

* Emeklilik şirketleri sözleşmeleri kurarken doğru bilgilendirme yapmalı. Katılımcı ne aldığını, neden yaptığını bilmeli.

* Sözleşme kurma hızı değil sözleşmenin sistemde kalma süresi önemli. Sözleşme adedine gereğinden fazla önem verilmemeli.

* Emeklilik şirketleri butik çalışmaktan ve uzmanlaşmaktan korkmamalı. Yarışta önde olmak kârlı olmak demek değildir.

* Bireysel emeklilikte “değer” kavramı yeniden tanımlanmalı...

Durum analizi için “Sistemden en erken 57 yaşında emekli olacak katılımcı bireysel emeklilikte neden 30 yıl kalsın” sorusuna yanıt aramakla başlayalım mı?

Fırtına koparılan başka şirkete aktarım nedeniyle sözleşme sonlandırılmasının oranı yüzde 8 (337 bin sözleşme). Tüm sözleşmeler içinde aktarımla sonlanan sözleşme oranı yüzde 4.4. Tutar olarak karşılığı ise 4.1 milyar TL...

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :