Bireysel emeklilik caiz midir?

Bu konuda insanımızın kafası oldukça karışık. Farklı yorumlar, fikirler var. Bu yazının amacı konuyla ilgili son noktayı koymak değildir. Ancak dilimin döndüğünce bazı konulara açıklık getirmeye çalışacağım...
Öncelikle bireysel emeklilik sisteminin kendisi caiz mi?

Bireysel emeklilik sistemi bir tasarruf, yatırım ve emeklilik sistemi. İsminde emeklilik geçse de sistem özünde bireysel emeklilik sözleşmesi yapmak suretiyle adınıza açılan bireysel hesaplarda birikimlerinizin emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilmesi esasına göre işliyor. Eğer sözleşmenizdeki şartları sağlamışsanız ve isterseniz size birikimleriniz üzerinden emeklilik maaşı ödemesi yapılabiliyor. Bu emeklilik ödemelerinde sağlık hizmetleri ve size ve sizden sonra eş ve çocuklarınıza kalacak yüksek maaşlar söz konusu değil. Yüksek maaşı özellikle söylüyorum. Çünkü size ödenen para sizin hesabınızdaki toplam getirili paranız.

BES, sosyal güvenlik sistemimizi tamamlayıcı bir tasarruf ve yatırım sistemi. Ufak ufak biriktirerek yaşlılığınızda size ek gelir imkanı sağlıyor. Sistem güvenilir, şeffaf ve iyi çalışıyor. Devletin denetimi etkin ve emeklilik şirketleri genellikle başarılı. Sistem size gelirinizin bir kısmını disiplinli şekilde tasarruf etmeyi öğretiyor ve tasarrufu alışkanlık haline getiriyor. Böylece para biriktirebiliyorsunuz. Çok zor zamanlarınızda sistemde birikmiş paranızı alıp sistemden çıkabiliyorsunuz. Yeni kanun düzenlemesinde paranızın bir kısmını almak mümkün oldu. Ancak Hazine’nin şartları düzenlemesi gerekiyor. Muhanete muhtaç olmuyorsunuz. Hesabınızda biriktirdiğiniz paranızla borç almaktan, kredi çekmekten, kredi kartı sarmalından, tefeciden kurtuluyorsunuz. Yani tasarruf ediyorsunuz, biriktiriyorsunuz, ihtiyaç duyduğunuzda bu paranızı isterseniz kullanabiliyorsunuz. Sistemin gereklerini yerine getirdiniz ve emeklilik döneminde maaş ödemesi istiyorsunuz. Bu durumda az ya da çok, süreli ya da süresiz gelirinizde bir artış olacağı muhakkak. Bunun Müslüman’a zararı ne? O zaman geliri artan bir Müslüman’dan mı korkuyoruz?

SGK’nın durumu iç açıcı değil

Hayır, mesele refah içindeki Müslüman kardeşimiz değil. Devletin sosyal güvenliği yardımlaşma ve dayanışma üzerine kurulu. Bireysel emeklilik; özel emeklilik ve şirketler bunu kâr için yapıyor diyorsanız konuya bir de şu pencereden bakın lütfen:

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütçesi 10 bakanlığın bütçesinin toplamını aşıyor. Kurumun en önemli gelir kaynağını sigorta primleri, en önemli giderlerini ise emekli aylıklarıyla sağlık ödemeleri oluşturuyor. Kurumun gelirleri giderlerini karşılamaya yetmiyor. Bu sebeple her yıl devlet bütçesinden (Hazine’den) yapılan takviyeyle kurumun açıkları kapatılıyor. 2015 yılı merkezi yönetim bütçesinden Sosyal Güvenlik Kurumu açık finansmanı için 12.3 milyar lira aktarıldı. 2016 yılında da bütçeden ağustos sonuna kadar SGK’ya yaklaşık 13.2 milyar TL (eski parayla 13 katrilyon 200 milyon lira) aktarıldı.
Kısacası SGK’da rakamlar iç açıcı değil. Eski parayla 13 katrilyon TL vatandaşın cebinden çıkıyor. Bunun adı, çalışanlar için daha fazla prim ve tüm vatandaşlar için daha fazla vergidir. Eğer bunlar da yetmezse ülkenin borçlanmasındaki artıştır. Emekli maaşlarındaki azalıştır. Devlet bugünden yarına ben emeklilere maaş ödemekten vazgeçtim diyemez. Ancak vatandaşını bu süreçte emeklilik döneminde gelirini artırsın diye teşvik edebilir. Yani özel şirketlerin yardımıyla vatandaşın tasarruf etmesini teşvik edebilir...

İşte BES’te durum böyle. Emeklilik şirketleri de düşük kârlarla bu işi yürütmeye çalışıyor.
Şu bilgiyi de paylaşmakta fayda var: Bireysel emeklilikte faizsiz fon toplamı 2015’te 1.63 milyar TL iken 2.64 milyar TL’ye çıktı. Faizsiz fonlar geçen yıla göre yüzde 62 büyüdü. Konvansiyonel fonlarla kıyaslandığında büyüme iki kat daha fazla oldu.

İslam faizi değil tefeciliği yasaklıyor!

Peki bu sistemle Müslümanlar faize mi sokuluyor? Faiz; işte püf nokta burada…
Bireysel emeklilik, katılımcıların birikimlerinin toplandığı ve değerlendirildiği bir kurumsal tasarruf sistemidir. Kurumsal tasarruflar, sigortacılıktan sonra dünyanın ikinci büyük fon varlığını oluşturuyor.
Katılımcıların tasarrufları nerede değerlendiriliyor? Emeklilik yatırım fonlarında değerlendiriliyor. Fonlar emeklilik şirketi tarafından kuruluyor, izin SPK tarafından veriliyor ve bu fonları uzman portföy yönetim şirketleri yönetiyor. Güzel ama benim hassasiyetim bu fonlar getiriyi nereden sağlıyor? Toplanan paralar piyasada helal işlerde mi çalıştırılıyor? Faiz var mı?

Kuran’da geçen ve bizim faiz olarak bildiğimiz kavram ‘riba’. Açık bir şekilde yasak kılınan da ‘riba’. İslam öncesi ve sonrasında riba uygulamaları ve bu uygulamaların günümüz ekonomisinde hangi kavramlara denk düştüğüyle ilgili birçok açıklama duymuşsunuzdur. Buna göre örneğin, bankaya para verdiğiniz ve bankadan kredi olarak aldığınız paraya verdiğiniz faizler ribadır... Hayır, modern ekonominin vazgeçilmez bir kurumu olan bankaların uyguladığı faiz riba değildir. Bu faiz, sermayenin kirasıdır.

İslam’da asıl yasaklanan tefeciliktir. Faiz değildir. Tefecilik mağdur ve zordaki insanı perişan eder ve bataklığa götürür. İnsanı ahlaki ve ticari anlamda çökertir ve çirkinleştirir. Tefeciliktir yasak olan. Riba, karşılıksız elde edilen gelirdir, artıştır. Bunu insan yapmış ya da banka yapmış fark etmez. Kredisini ödeyemeyen iş adamı temerrüt faizleri sebebiyle borcunu çevirememekte işini kaybetmekte, çalışanları işsiz kalıp evlerine ekmek götürememektedir. Kredi verenler alacaklarını öyle ya da böyle sosyal sonuçlarını düşünmeden tahsil etmeyi istemektedir.

Alışveriş helal. Vade farkı helal. Alınan malı tekrar satarken kâr koymak helal. Parası olmayana para vermek neden haram? Paranın da bir alım gücü var. Enflasyon bu gücü azaltıyor. Üstelik paranın değeri itibari değil midir? Paramın geri ödemesini, tefecilik mantığıyla değil alım gücünü korumak mantığıyla, daha fazla istesem. Bu da vade farkı gibi değil mi?

Banka işleri mudarabe (sermaye sahibi ile iş yapan arasındaki ortaklık) gibidir. Mudarebe taraflar arasında karşılıklı anlaşma sağlanarak karın orantılı şekilde paylaşılması üzerine kurulur. Bu helal. Bankacılıkta sermaye oranındaki kâr baştan bellidir. Bu niye haram?

“Zaruretler meşru olmayanı meşru kılar” hukuk özdeyişine ise yanıt geç kalmaz. Müslümanların vazifesi, yanlışa gitmek, çıkmaz yollara girmek değildir. "Ne yapalım devir böyle, yapacak helal iş mi kalmış ki” demek değildir. İslam, doğru yolu göstermek için gelmiştir; Müslüman da dinin ışığında aklını işleterek meşru seçenekler bulacaktır...

Seçenek çok

Riba ve faiz konusunda kesin bir şey varsa o da bu konuda bir fikir birliğinin olmadığıdır. Peki ne yapacağız?

Dinin kolaylık ve iktisat üzerine kurulduğunu unutmadan ve harama girmemek için helali terk etmeden akıl ve kalp gözümüzü özgür irademizi kullanacağız. İhtiyacımızı ve bize teklif edileni tanıyıp bileceğiz ve hassasiyetlerimize göre şüphe duyduğumuz şeyleri netleştireceğiz. Kendi kafamıza göre işi kitabına uydurmayacağız. Akıl ve kalp gözümüz daima açık olacak.

Örneğin, bireysel emeklilik yaptırmak istiyorsak ve faiz hassasiyetimiz varsa paranın nerede değerlendirildiğini öğreneceğiz.

Bireysel emeklilik sisteminde birikimler emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilir. Bu yatırım fonları çeşitlerine göre faiz, kâr payı gibi getiriler sağlar.

Hisse senedine bağlı fonlar kâr payına ortak olmanız anlamına gelir. Ama ben helal iş yapan şirketlere ortak olmak istiyorum diyorsanız “katılım endeksi” fonlarını seçeceksiniz.

Uluslararası sermaye piyasalarında finansmanı artırmak için geliştirilen faizsiz bankacılık ilkelerine uygun yurtdışında ve Türkiye’de ihraç edilmiş her türlü sukuk (bizde kira sertifikası olarak biliniyor) ve benzeri faizsiz borçlanma araçlarına yatırım yapan, İMKB’de işlem görmesi şartıyla Türkiye’de Hazine Müsteşarlığı’nca ihraç edilen gelire endeksli senetlere (BİST’e kote olan), TL, döviz ve benzeri faize dayalı olmayan para ve sermaye piyasası araçlarına yatırım yapan fonları tercih edeceksiniz.
Ya da bunların dışında, hisse senetlerine ve katılım bankalarına yatırılan fonların bu kurumlarca kullandırılmasından doğacak kâr veya zarara katılma sonucunu veren, karşılığında hesap sahibine önceden belirlenmiş herhangi bir getiri ödenmeyen ve anaparanın aynen geri ödenmesi garanti edilmeyen fonların oluşturduğu katılma hesabına yatırım yapan fonları seçeceksiniz.

SPK’nın düzenlemelerinden sonra BES’te emtia fonlarına ve kıymetli fonlara yatırım yapmak da mümkün.

Hassasiyetiniz nedeniyle helal olan ama verimsiz korunma(!) yolları tercih etmek zorunda değilsiniz. 2013 yılında uygulamaya giren bireysel emeklilik hesaplarına devlet desteğiyle birikimleriniz yüzde 25 daha fazla değerleniyor ve helal getirisiyle BES fonları birikimleriniz için verimli bir yatırım enstrümanı oluyor.

Dini hassasiyeti olan vatandaşların BES fonlarına ilgisinin artması helal kazanç sağlayan fon çeşitlerinin ve bu portföyün varlık değerinin artması demektir. Çeşitlilik ve fonların yüksek fon değeri sermaye piyasaları için Müslümanların hassasiyetlerinin makro ekonomik düzeyde değerlendirilmesini sağlayacaktır. Böylece mali piyasa içindeki aktörlerin müşterileriyle kâr ve zarar paylaşımı konusunda daha işlevsel ve verimli yollar bulmaları mümkün olacaktır.

Dindar vatandaşlarımızın bireysel emeklilik sistemine girmesiyle ülke olarak tasarruflarımız artacak, sermaye piyasası derinleşecek ve yatırım enstrümanları çeşitlenecek, devletin borçlarını daha ucuz yoldan çevirmesi mümkün olacak, ülkenin borçlanma maliyeti düşecek, sermaye ihtiyacındaki kişiler ve kurumlar ucuz şekilde bu ihtiyaçlarını karşılayabilecek. Sonrası daha fazla büyüme ve istihdam. Daha refah vatandaşlar.

Akıl ve kalp gözünüz daima açık olsun.

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :