Bireysel emeklilikte işler yolunda mı?

2016 yılının son çeyreğine girdiğimizde bireysel emeklilikte neler oluyor?

Tarafların penceresinden olayı görelim mi?

Otorite

Kafaları meşgul eden başlıklar:

* Sistem dağınık,

* Sistem basit değil,

* Fonlar ve risk yönetimi katılımcının anlayabileceği basitlikte değil,

* Fonların getirileri düşük,

* Ölçek uygulaması yok,

* Tasarruf tamam da emeklilik nerede? Tasarrufların sistem içinde emekliliğe dönüşmesi sağlanmalı...

* 2016 başında sistem yönetmeliği kesintiler açısından 2021’e uzanan bir dizi revizyona tabi tutuldu. Otorite aklında olanı tam olarak uygulayamasa da katılımcılar için emeklilik sözleşmesi başına düşen kesinti yükünü azaltmak istediği mesajını verdi. Üstelik sektöre “Kesintiler daha düşecek” dedi. Bu bir başlangıç.

* Devlet katkısı hak edişe ilave ek süre uygulamasında 3 yıl süreyi ortadan kaldırdı. 2016 yılında ek süreler sözleşmelere ilave edildi. En fazla 2 yıl söz konusu oldu.

* Devlet katkısıyla ilgili 3 yıllık tecrübe sonucunda emeklilik şirketlerine yapılan operasyonel ve mevzuat değişimi nedeniyle oluşan yanlışlar için düzeltme fırsatı sunan genelgeleri hazırladı. Ödeyeni tüzel kişi olan o sözleşmeler biraz uğraştırdı.

* Emeklilik yatırım fonlarıyla ilgili genelgeler bekleniyordu. Ancak 2017’de ele alınması ve tartışılması düşünülen otomatik katılım yasalaşıverdi. Üstelik 2017’de uygulamaya geçecek. Şimdi alt mevzuat hazırlanıyor. Hummalı şekilde. Son çeyrekte çok fazla genelge, yönetmelik ya da sirküler hazırlanacak.

Şirketler

* 2015 yılını 8 şirket teknik zararla kapatmıştı. “2016 yılını nasıl kurtarırız” diye düşünen şirketler son çeyreğe girerken (geçen 9 ayda olduğu gibi) hep zarar azaltıcı ya da kâr sağlayıcı aksiyon arayışı içinde oldular.

* Yönetmelikle düşen gelir kalemlerinden daha fazla para kazanabilmenin yollarını aradılar. Hedefleri artırdılar. (Olayı ölçek boyutuna taşıdılar!)

* Dağıtım kanalını çeşitlendirdiler ve verimliliklerini sorguladılar.

* Komisyon oranlarını düşürdüler.

* Çağrı merkezine yatırım yaptılar.

* Müşteri tutundurma faaliyetlerine ağırlık verdiler.

* Yeni kampanyalar dizayn ettiler. (Ancak kazananlar için ülke ve şehir gezdirmekten vazgeçmediler.)

* Bazıları 2018 ve 2021 için satış kültürlerini değiştirme tespitinde bulundu.

Sistemin 13 yıldır aynı dille anlatılıyor olması zamana, değişen müşteri algısına ve değişen/gelişen mevzuata uymuyordu. Şimdi “yeni sistemin” adımlarını atıyorlar.

* Hayat ürünlerini hatırladılar.

* Değişen devlet katkısının potansiyelinin henüz farkında değiller. Şirketlerin çoğu sadece yüzde 25 olarak olaya bakıyor. Devlet katkısı yüzde 25’in çok ötesinde bir kavram oldu.

Fonlar ve performansları hala şirketlerin en çok eleştiri aldığı yönleri olmaya devam ediyor. (SPK ve TSPD’nin bu konularda mevzuat anlamında şirketlere yardımcı olması bekleniyor.)

* Otomatik katılım için (alt mevzuat belli olmasa da) hazırlık yapıyorlar. Patronlar son çeyrekte daha fazla ziyaret edilecek. Otomatik katılımdan azami fayda sağlamak için bazı taktikler hazırlandı. Alt mevzuat netleştikçe bu taktiklerin işe yarayıp yaramayacağını göreceğiz.

* Yıllık gelir sigortası için bazı şirketlerin hazırlıkları bitmek üzere. Ömür boyu maaşa az kaldı.

Şirket çalışanı ve katılımcı finansal okuryazarlığı hala öncelikleri arasında değil!

Dağıtım kanalları

* Bankalar: Bankalar otomatik katılımla emeklilik şirketleriyle daha yoğunçalışıyor olacak. Son çeyrekte banka ve emeklilik şirketlerinin partnerlik ilişkilerini biraz daha fazla duyacağız/göreceğiz.

* Acenteler: Bireysel emeklilik işinde kendilerini hep üvey hissettiler. Acenteler otomatik katılımla birlikte bireysel emeklilikten para kazanma işinin artık iyice zora girdiğini düşünüyor. Elementer, sağlık ya da ferdi hayat sigortası satışlarıyla para kazanma fikrini benimsediler. Organizasyonlarını bu işe yoğunlaştırıyorlar.

* Şirket çalışanı aracılar: Gerçek anlamda korku yaşıyorlar. Bizim geleceğimiz ne olacak?

Bankalar kanalıyla bireysel emeklilik işi yapılacaksa biz ne yapacağız? Şirketler bizden vazgeçer mi? Bazı emeklilik şirketlerinin direkt satış ya da bankasürans ekiplerini küçülttüğünü duyuyorlar. Bu küçülmenin kendi şirketlerinde de olmasından endişe ediyorlar. (Onlara şunu söyleyebilirim: Nitelikli bireysel emeklilik aracısı işsiz kalmaz.)

Katılımcılar

* Kafaları çok karışık. Tasarruftu, devlet katkısıydı, piyasaydı, Yellen’di, Draghi’ydi, TCMB’ydi, fonlardı, 56 yaştı, kesintiydi, stopajdı derken zorunlu yok yok otomatik katılımdı…

* Bankaya giriyor bankacı, olmadı emeklilik aracısı, trafik sigortası yaptırırken acentesi, devlet zorunlu tuttu patronu ha bire “BES” diyor.

* Satın alıyor ne aldığını bilmiyor. “Para biriktiriyorum” diyor, ilgilenmiyor. “Kırk yılda bir ilgileneyim” diyor, çağrı merkezi engelini aşamıyor. İkinci yıldan sonra “şirket değiştir” diye herkes kapısını aşındırıyor. Kafasında bir sürü soru var.

Cevap az. Bilgi az. Aracılar hedef kaygısıyla eksik ya da sığ bilgiyle iletişime geçiyor. Bireysel emeklilikten soğuyor. Üstelik bir de devlet zorunlu tutuyor.

“Yine paraya sıkıştı herhalde, bizim paralarla düzeltecek belini” diyor. Sorular,

sorular…

* 2015 yılında yaklaşık 1 milyon yeni katılımcı sisteme girdi. 2016 sonunda bu rakam 750 bin civarında olacak. (Geçen yıla göre yüzde 25 geriye düşmüş olacağız!)

* 2015 yılında yaklaşık 38 milyar TL (devlet katkısı dahil) olan fon büyüklüğü yüzde 90 artacak ve 2016 yılı sonunda yaklaşık 72 milyar (devlet katkısı dahil) olacak.

* 2017 yılında bu rakamlar çok değişecek. Bardağın dolu tarafı da var boş tarafı da. Artık seçim sizin.

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :