Bireysel emeklilikte ‘mavi okyanus’ zamanı

Emeklilik sektöründeki yetkililerle yaptığımız her görüşmede, katılımcı sayısını artırmak ve fonu büyütmek her zaman kilit nokta oluyor. “İyi de nasıl” diye sorduğumuzda aynı tespitler ve çözüm önerileri. Bir yere gidemiyoruz: Kısır döngü. Derdi çözmüyor ama dertleşmeyi seviyoruz ve sanırım birbirimizi savuşturuyoruz.

Bu şekilde sektör nereye kadar gidecek? Sıradan hizmetlerle katılımcılar ne kadar daha bu sistemde para biriktirecek?

* Bireysel emekliliğe talep azlığı,

* Katkı payı ödeme sürekliliği (ara veren sözleşmelerin çokluğu),

* Katkı payı yüksek(!) savaşları,

* Şirketlerin düşen kârlılığı,

* Tüm emeklilik şirketlerinin birbirine benzemesi,

* Katılımcının şirketini seçme ve şirketinde kalma tercihinin çok belirli etkilere bağlı olmaması (kötünün iyisi şeklinde)...

Gönüllülük esasıyla belli bir katılımcı sayısına ulaştık, yüzde 25 devlet katkısıyla katılımcı sayısını artırdık ve fonu büyüttük. Hazine otomatik katılımı getirsin, sistemi yarı zorunlu yapsın, şirket gelirlerine dokunmasın, biraz daha büyüyelim, sonrasına o zaman bakarız...

Eğer Hazine müdahale etmezse biz çok şey yapmaya hevesli değiliz. Yeni fikirler ve yeni iş stratejileri bizi maliyet ve mevcut pazar döngüsünde gezdirip duruyor. Dedim ya birbirimizle dertleşiyoruz.

Katılımcı memnun değil, şirketler kârlı değil, otorite sektörün gidişatından endişeli...

Kesintilerden şikayet et, aktarım ticareti yap, maliyet hesabı yap, rakiplerle sonuçsuz mücadelelere gir; bir arpa boyu yol al(a)ma.

Emeklilik şirketlerinin işe bakış şeklini değiştirmeleri gerekiyor. Şirket yöneticilerinin “mavi okyanus” stratejisini öğrenmeleri, analiz etmeleri, iş yapış süreçlerine dahil etmeleri kesinlikle iyi olacaktır. Öyle oldu ki, emeklilik şirketleri çoklu gösteri alanına sahip bir tiyatro gibi davranıyor. En iyi tasarrufu ben yaptırırım. En iyi yatırım araçları bende. En iyi ben emekli ederim... Bu gerçek değil. En azından katılımcı nazarında ilgi çekici değil. 

Birinde fark oluşturmalısınız. En güçlü yanınıza odaklanmalısınız. Butikleşmeniz ve odaklandığınız alanda katılımcı için yeni değerler tanımlamalısınız. Bu değerler müşteriye fayda sağlayan, şirkete kâr getiren ve satıcılarınızın (aracılarınızın, dağıtım kanallarınızın) motivasyonunu artıran değerler olmalı.

Bireysel emekliliği geliştirmek için katılımcı nazarında yeni değerlere ihtiyaç var.  Şirketlerinin kârlı ve sürdürülebilir iş modellerine sahip olmasını isteyen emeklilik şirketi yöneticileri katılımcılarına rakiplerinden daha yüksek değerler sunmalı. Değerden bu kadar bahsetmişken, değer oluşturmak; müşterinin önemli gördüğü bir işi çözmesinde ona yardımcı olmanın bir yolunu bulmuş olmak demek.

* Sattığın ürünün, verdiğin hizmetin müşteri için değeri nerede?

* En kolay, hızlı, basit ve avantajlı tasarrufu siz yaptırabilir misiniz?

* 24 saat çağrı merkezi hizmeti verebilir misiniz?

* Daha az bekleme süresi sunabilir misiniz?

* Tecrübeli bireysel emeklilik aracısı seçme hakkı verebilir misiniz?

* En kazançlı emeklilik yatırım fonları siz de mi?

* En iyi emeklilik ürünleri şirketinizde mi? Kaç emekli maaşı ikramiye verebilirsiniz?

Bireysel emeklilik sektörü “kırmızı (kızıl) okyanus” stratejisiyle yönetilir ve işler hale geldi. Bundan kurtulmanın yolu “mavi okyanus” stratejisinin söylediklerini değerlendirmekte ve uygulamakta olabilir. “Mavi okyanus” stratejisi emeklilik şirketlerine diyor ki: Şirket ve katılımcılar için yeni değerler oluşturmanın zamanı geldi. Senin için rekabetten kurtulmanın zamanı geldi. Bireysel emeklilik 2016 yılında. 2001 yılının kavramlarıyla bu işi yapma. Bazı kavramları yok et, bazılarını azalt, bazılarını yükselt ve bazılarını da yeniden oluştur.

 

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :