Dolar, dolar, dolar...

Hayatımız kriz oldu. 1994 yılında döviz krizi çıktığında bizim yaşımızdakiler öğrenciydi. Elbette ailelerimiz bu krizden etkilendi. Bir günde dolar lira karşısında iki kat değerlenmişti. Doğal olarak bizler de etkilendik.

Üzerinden 4 yıl geçmeden, 1998 yılında Rusya krizi çıktı. O krizden öncekine göre biraz daha az etkilendik. Ne de olsa bünyemiz alışmıştı. Asıl krizi ise 2001 yılında yaşadık. Birçok banka battı, pek çok insan işinden oldu. Bizim yaşımızdakilerin gördüğü en büyük kriz oydu.

2002 yılında yeni bir dönem başladı. Kriz döneminin üç partisi de meclis dışında kaldı. Yeni kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidara geldi. Dünyadaki bol likidite Türkiye’ye yöneldi. Çok büyük çaplı özelleştirmeler yapıldı. Yurtdışındaki para hem borsa, hem faiz hem de doğrudan yatırımlar için Türkiye’ye yöneldi. Ülke kelimenin tam anlamıyla dolara boğuldu. Hatta o dönemde gazete manşetlerinde “1 dolar 1 lira olacak” iddiaları gündeme getirildi. İthal ürünler ucuzladı, enflasyon düştü, alışveriş patladı. Ancak 1 dolar 1.20 liralara kadar gerilese de hiçbir zaman 1 TL = 1 dolar olmadı.

2001 krizinin üzerinden 12 yıl geçti. Bu kez de ‘17 Aralık krizi’yle uyandık.

1 lira 80 kuruş seviyelerinde olan dolar kuru 2 lira 39 lirayı gördü. Borsa düştü, dolar ve faiz yükseldi. Daha önce ucuzlayan mal ve hizmetlerin fiyatı artmaya başladı. Kuşkusuz bu artış sigorta sektörünü de etkiledi. Otomobil satışları durma noktasına geldi. Yedek parça fiyatları arttı. Yedek parça fiyatlarının artmasıyla birlikte şirketlerin servislere ödeyeceği faturalar da kabardı. Artan yedek parça fiyatları şirketlerin ödeyeceği KDV’nin bile yükselmesine neden oldu. Buradan darbe yiyen sigorta şirketleri, otomobil satışları azalınca yeni poliçe üretmekte de zorlanmaya başladı. Hatta kasko sigortalarında yenilenme oranlarının düşeceğinden bile korkuluyor.

Döviz kurlarındaki artışın sektöre etkisi sadece otomobil sigortalarıyla sınırlı değil elbette. Teşhis ve tedavi hizmetlerinin maliyetinde de artış bekleniyor. Sigorta şirketlerinin hastanelere ödediği tazminatın ve faturaların yüzde 40 civarındaki bölümü fiyatı dövize bağlı sarf malzemelerine gidiyor.

Kısacası dövizdeki artışın faturası yine bize, yani tüketiciye çıkacak. Peki bu süreci en az fatura ödeyerek atlatmak için ne yapmalı? İşte kapak haberimizde bu soruya yanıt aradık.

Umarım dengeler kısa sürede yerine oturur ve hem sigortacıları hem de sigortalıları memnun edecek bir orta yol bulunur.

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :