Ego da egoymuş ha!

Bir sigorta şirketinin “yönetici egosu” yüzünden ne hallere düştüğünü anlatmaya çalışacağım sizlere...

Bir kooperatif şirketinden bahsediyorum. O dönem Türkiye’nin en önemli sigorta şirketlerinin birinde genel müdür yardımcısı olarak görev yapan bir yönetici, yanındaki çalışanları ve bazı acenteleri ikna edip bu oluşumu başlatmıştı.

Niyet iyiydi, başlangıç da güzel oldu. Şirket kuruldu. Sonra yarısı Türkiye’nin en büyük organizasyonlarından birine, büyük bir birliğe satıldı. Ya da ortak aldılar diyelim.

Malum, sigorta işi para işiydi, sermaye işi. Birlik, kendi çapında hatırı sayılır bir sermaye koydu. Yetmedi. 2-3 yıl sonra yönetimdeki bazı kişiler şirketin yanlış yönetildiği söyleyip kurucu genel müdürünün istifasını istedi. O yapı içerisinde güçlülerdi, sermayeleri de vardı. Ama genel müdür kurucuydu, proje onundu, bırakmadı, bırakamadı. Yönetim kurulunda tartışma büyüdü. Kavga çıktı. Yönetimde etkili olan grup, “Şirket kötü yönetiliyor, kötüye gidiyor, sermaye açığı büyüyor. Genel müdür değişsin, yönetim yenilensin” dedi.

Genel müdür örgütçüydü, zamanında hatırı sayılır bir partinin İstanbul il başkanlığını yapmıştı. Yönetim kurulunu ikna etti, kaldı. Derdi biraz daha genel müdür olarak devam etmekti. O da farkındaydı, durum kötüydü ama koltuğu bırakamıyordu.

Kötü gidişatı görenler bir süre sonra, “Şirket batacak, hisseleri bize verin sermaye koyalım, yönetimi yenileyelim, şirketi kurtaralım” dediler. Kabul görmedi. Bir sonraki toplantıda “Kalan hisseleri bize vermiyorsanız bizimkileri alın, biz gidelim. Bu kötü gidişata ortak olmak istemiyoruz” dediler.

Evet, aynen böyle oldu. Hisselerini devredip, paralarını alıp çıktılar. Bazılarına göre 1 koyup 9, bazılarına göre ise 3 koyup 9 aldılar. Genel müdür egosuna yenik düşmüş, sermaye koyacak yönetim kurulu üyelerini paralarını ödeyerek şirketten uzaklaştırmıştı.

Ayrılanlar ne mi yaptı? 100 milyon lira sermaye koyup yeni bir sigorta şirketi kurdular. Genel müdürse ayağına kurşun sıkmış oldu. Tırmalayıp durdu.

Aradan zaman geçti, şirkete ortak olan birlik, sermaye koyabilecek birilerini buldu. Görüşmeler yapıldı, anlaşma sağlandı. Parayı koyarak şirketi bulunduğu durumdan kurtarması beklenen bu kişiler, doğal olarak yönetimin değişmesini istedi. Genel müdürse yine “Olmaz, ille de ben” dedi. Yani yine egosuna yenildi. Kurucu genel müdür olarak şirkete sermaye bulamadı, sermaye koyanlara da “hayır” dedi. “Şirketi ben yöneteceğim” diye tutturunca işler daha da kötüye gitti. Bir ara şirketin ortağı olan birliğe, “Şu kadar para verin ekibimi alıp gideyim” dedi. Birlik kabul etmedi.

Sonra ne mi oldu? Sigortacılık ve Bireysel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu, sermaye açığı olduğu gerekçesiyle şirketin yönetim kuruluna iki üye atadı.

Şimdi ne mi olacak? Denetimler sıkılaşacak, denetimler sıkılaştığı için genel müdür muhtemelen ayrılacak, şirket sermaye bulamazsa Güvence Hesabı’na devredilecek.

Umarım bu şirket kurtulur? Kurtulmazsa ego denen lanet şeyin nelere mal olduğunu hep birlikte bekleyip göreceğiz...

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :