Hâlâ bir tatlandırıcıya ihtiyaç var

Türkiye bireysel emeklilik sistemiyle 2003 yılında tanıştı. 2016 yılının mart ayına gelindiğinde, sistemdeki devlet katkısı dahil toplam fon tutarı 50 milyar lirayı geçti. Sisteme dahil olan katılımcıların sayısı 6 milyon 200 bin civarında. 19 şirketin BES lisansı vardı; siz bu yazıyı okurken 18 kalmış olacak...

Emeklilik şirketlerinin bazıları BES’i ya bıraktı ya da bırakmak üzere. BES yerine hayat sigortası satmayı tercih ediyorlar. Çünkü şirketler de tıpkı katılımcılar gibi sistemden şikayetçi. Katılımcı da para kazanamıyor, bu işe aracılık eden şirketler de... Şimdilik durumdan sadece portföy yönetim şirketleri memnun. Onlar da emeklilik şirketlerinin bağlı bulunduğu grup bünyesinde olduğundan “sağ cepten sol cebe” misali şimdilik kimsenin sesi çıkmıyor.

Şirketler memnun değil çünkü satışlar maliyetli. 100 kişiyi arayacak, ancak 10’undan randevu alabileceksin. Görüştüğün 10 kişiden de sadece birini sisteme dahil edebileceksin. Eleman, ofis, bölge, ulaşım, yeme içme derken astarı yüzünden pahalıya geliyor. Buna karşılık şirketlerin yaptığı kesintiler sürekli düşürülüyor. Tablo böyle olunca da şirketler bu işe sıcak bakmıyor.

2003 yılında BES’le, 2013 yılında ise yüzde 25 devlet katkısıyla tanıştık. Devlet katkısı sistemin büyümesinde önemli rol oynadı. Şimdi sırada otomatik katılım var. Otomatik katılım uygulamaya girerse SSK’lı olarak işe başlayan herkes otomatik olarak BES’e dahil edilecek. Girmek zorunlu, çıkmak ise gönüllü olacak. Şirketler enerjilerini insanları sisteme sokmak için değil, sistemde tutmak için harcayacak. Ama bu sistemin benimsenmesi için de bir tatlandırıcıya ihtiyaç var.

Yüzde 25 katkı yapan devletten ekstra bir tatlandırıcı beklemek zor görünüyor. İşverenin durumu da ortada; asgari ücretteki artış, ekonominin içinde bulunduğu durum, artan maliyetler, uzayan vadeler, daralan pazar derken herkes ayakta kalma derdinde. Böyle bir dönemde işverenden zorunlu bir katkı beklemek çok mantıklı görünmüyor.

O zaman ne olacak? Her ay yüzde 2 çalışandan, yüzde 1 de işverenden kesilerek oluşturulan işsizlik fonunun bir kısmı buraya aktarılabilir mi? Görüşmeler yapıldı. Ancak anlaşılan kamu otoritesi, kontrolündeki parayı çalışanın kontrolüne aktarmak istemiyor.

Önerilerden biri üzerinde uzlaşma sağlanamazsa, önümüzdeki yıl başlaması beklenen otomatik katılım “kör topal” kalacak. Gönüllü girenlerin üçte biri sistemden çıkıyorsa, zorunlu girenlerin kaçı çıkar tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek. Görünen o ki herkes zorunlu olarak siteme girecek, gönüllü olarak çıkacak. Bunun da ne şirketlere, ne ülkeye ne de sisteme katılanlara faydası olacak.

Kısacası ister devletten, ister fondan, ister işverenden; kimden gelirse gelsin bir süreliğine iyi bir tatlandırıcıya ihtiyaç var.

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :