Herkesten ‘tokat yiyen’ sektör!

Sigorta sektörüyle ilgili tartışmalar gündemi yine meşgul etmeye başladı. Bazıları bu tartışmalara “reklamın iyisi kötüsü olmaz” mantığıyla bakabilir. Ancak durum gerçekten vahim görünüyor. Hatta sektörün artık “herkesten tokat yiyen” bir pozisyona büründüğünü söylemek bile mümkün. Nasıl mı?

Öyle ki sektörün yıllardır danışmanı olan bir gazeteci meslektaşımız, Türkiye’nin en büyük gazetesindeki köşesinden sektöre “vurmaya” başladı. Elbette amacımız bu vuruşun nedenlerini irdelemek değil. Bunu bilen biliyor. Ama bu sektöre Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) danışmanı bile tokat atıyorsa herkesin durup düşünmesi, “nerede hata yapıyoruz” sorusuna cevap araması gerekiyor...

Acaba bütün paydaşları ve iş ortakları tarafından sürekli tokat yiyen başka bir sektör var mıdır? Herhalde yoktur. Örneğin, trafik sigortalarıyla ilgili önceki yıllarda yapılan düzenlemeler sonucu sektör Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan tokat yemişti. Bunun maliyeti hayli ağır oldu.

Kasko sigortalarıyla ilgili ise otomotiv şirketlerinden tokat yeniyor. Bir otomobilde yaklaşık 18 bin adet parça bulunduğu söyleniyor. Malum en çok hasar, aracı çevreleyen tampon, far, kapı, cam gibi 10 parçada görülüyor. Yani sigortacılar en çok bu tür hasarların ödemesini yapıyor. 18 bin parçadan 17 bin 990’ının fiyatı enflasyon kadar artarken sigorta şirketlerini ilgilendiren 10 parçanınkinin her yıl yüzde 30 hatta yüzde 50 arttığı söyleniyor. Bu durum otomotiv şirketlerinin sigortacılara attığı tokat değil de nedir?

Sigorta sektörü sağlık sigortalarında hastanelerden tokat yiyor. Örneğin özel sağlık sigortanız yoksa tanı ve teşhis maliyeti 100 lira tutuyor. Ama özel sağlık sigortanızın olduğu öğrenildiğinde maliyet gerekli gereksiz tahlillerle 300 liraya çıkabiliyor. Alın size hastane tokadı!

Plastik Sanayicileri Derneği “Sigortacılar bizi sigortalamıyor” diye Ankara’yı ayağa kaldırıyor. Rekabet Kurulu harekete geçip 30 şirketin genel müdür ve genel müdür yardımcılarının maillerini incelemeye alıyor. Alın bu da plastikçilerin tokadı...

Kara araçları sorumluluk sigortalarında hasar prim oranı yüzde 85’ten 107’ye çıkıyor. Yani sektör topladığı 100 liralık prime karşılık107 lira hasar ödemesi yapıyor. Ödediği hasarın tutarı 462 milyon liradan 1 milyar 285 milyon liraya çıkıyor. Hasarlar artınca fiyatlarda bir miktar yükselme oluyor. Bu kez halk isyan ediyor. Gazetelerde “fiyatların gereksiz yere arttığı” şeklinde haberler çıkıyor. Sonra sektör yetkilileri bu tabloyu düzeltmek için çaba harcıyor. Alın size gazeteci tokadı...

62 şirketin faaliyet gösterdiği, paydaşlarıyla birlikte 75 bin kişinin çalıştığı sektör yılda 19 milyar lira prim üretiyor. Buna karşılık aynı yıl 11 milyar liranın üzerinde hasar ödemesi yapıyor. Aracılara ödenen komisyonlar ve operasyonel giderlerin de buna eklenmesiyle birlikte şirketlerin yüzde 80’i sürekli zarar ediyor. Özsermayeleri eriyor, patronları sürekli şirketlere para koymak zorunda kalıyor.

Sektör bu tabloyu halka anlatma zorlanıyor ve önyargıları yıkamıyorsa demek ki bir yerlerde hata yapılıyor. Hele ki sektörün çatı kuruluşu TSB, yıllardır danışman olarak çalıştırdığı, reklam bütçesinin büyük bir kısmını aktardığı gazeteciyi bile ikna etmekte zorlanıyor ve ondan tokat yiyorsa; otomotiv şirketlerini, hastaneleri, Hazine’yi, Ankara’yı, SGK’yı, basını ve hepsinden önemlisi halkı nasıl ikna edebilir ki...

Ya yıllardır sonuç vermeyen stratejiyi toptan değiştireceksin ya da herkesten tokat yemeye devam edeceksin. Sermayedarlardan önce yöneticilerin bu gidişe bir an önce dur demesi gerekiyor. Yoksa herkes için çok geç olabilir.

 

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :