Lemonade fenomeni

Her müşterinin poliçesi için ödediği prim bedelinin yüzde 20’sini ayırıp teknoloji yatırımları ve operasyonel giderlerin karşılanmasında kullanıyorlar. Kalan yüzde 80 hasarların ödenmesine ayrılıyor. Hasar beyan etmeyen kişilerin ödediği primin kalanı ise kendilerinin seçtiği sosyal sorumluluk projelerine aktarılıyor...

Lemonade’in dağıtım kanalları sadece web sitesi ve mobil uygulamadan ibaret. Hasar taleplerini de bu iki kanal üzerinden alıyor. Hasar taleplerinde ise mümkünse kaza yerinin veya kazanın kendisinin bir videosunu istiyor...

Toplam yatırım tutarı 18 milyar dolara yükselen InsurTech piyasasında, yaratılan 14 farklı iş kolunda yaklaşık 1.220 şirket faaliyet gösteriyor. Bu değişime birçok sigorta şirketi hızla girdi, bazıları danışmanlarla çalışmayı, bazıları kendi dönüşümlerini kendileri gerçekleştirmeyi seçti. Dönüşümün ilk meyveleri alındı, süreçlerini dijitalleştiren şirketler birçok çalışanını başka birimlere kaydırdı, bazılarıyla da yollarını ayırdı. Bütün süreçlerde verimli ve hızlı olunması, bilginin en iyi şekilde ve hızla işlenmesi ise bu dönüşümün anahtarı olarak görülüyor.
Ancak InsurTech’te henüz bir şey görmedik. Asıl devinim, büyük sigorta grupları birbirlerini satın almaya başlayınca ortaya çıkacak. Oyunun gerisinde kalan şirketler, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar hızla pazar kaybedecek. Çünkü rakipleri kendilerinin bilmediği bir şeye sahip olacak: İşe yarayan, ürüne ve kazanca dönüştürülebilir bilgi, bu bilgiyi hızla işleyecek ve müşterileriyle buluşturacak süreçler...
Sektörde birleşmeler artacak, şirket sayısı azalacak, hızla dijitalleşen sektöre bir de hızla birbirine entegre olmanın getirdiği dalgalar çarpacak. Doğal olarak yine işten çıkarmalar ve teknolojik yenilikler sonrası ya işini değiştirenler ya da işini kaybedenler göreceğiz. Sigorta sektöründeki fazla istihdam da cabası. Nesnelerin interneti (IoT) ile, yapay zeka (AI) ile, blockchain ile yepyeni bir dünyadan bahsediyoruz. Yeni kavramlar, yeni şirketler, yeni roller... Bu yenilik deryasında bir şirket öne çıkıyor: Lemonade...

Yöneticisine özel jet almayan şirket!

Lemonade’in mottosu “Instant everything, killer prices, big heart” (her şey hızlı-hazır, rekabetçi fiyatlar, koca bir yürek). Yani kolayca teminat alabiliyorsunuz, dağıtım kanalları, maliyet analizleri ve şirket yapısı dolayısıyla size hiçbir sigorta şirketinin sunamadığı fiyatları sunabiliyor ve kocaman yürekleri sayesinde kimseyi poliçesiz bırakmıyorlar. Sigortacılığın geleneksel yapısını tamamiyle değiştirmeyi, yepyeni bir sigortacılık deneyimi yaşatmayı (nedense bu taahhüt bugünlerde çok popüler!) amaçlıyorlar.
Altını çizdikleri noktalardan biri, geleneksel sigorta şirketlerinin hasar taleplerine geç cevap verdikleri ve talep sahibine ödeyecekleri hasar tutarını ellerinde tutarak kâr elde ettikleri, ancak kendilerinin bunu kesinlikle yapmadıkları ve özellikle hasar ödemelerini hızla gerçekleştirdikleri. Diğeri de özellikle kurucusu Daniel Schreiber’in sunumlarında sıklıkla bahsettiği gibi tahsil ettikleri primlerle yöneticilerine özel jet almamaları! Hatta gereksiz hiçbir harcamalarının olmaması.
İş süreçlerindeki kilit noktalarından biri ise yüzde 20’lik pay. Her müşterinin poliçesi için ödediği prim bedelinin yüzde 20’sini ayırıp teknoloji yatırımlarında ve operasyonel giderlerin karşılanmasında kullanıyorlar. Kalan yüzde 80’i ise hasarların ödenmesine ayrılıyor. Burada da altını çizdikleri nokta, bu uygulamalarının da kesinlikle geleneksel sigorta şirketlerininkine benzememesi.
Dağıtım kanalları ise sadece web sitesi ve mobil uygulaması. Hasar taleplerini de bu iki kanal üzerinden alıyorlar. Hatta hasar taleplerinde mümkünse kaza yerinin veya kazanın kendisinin bir videosunu istiyorlar.
Teminat verdikleri bölge şimdilik sadece ABD’nin bazı eyaletleriyle sınırlı. Ancak hızla yaygınlaşmayı planlıyorlar. New York merkezli olmaları işe popülerlik de katıyor. Tıpkı herkesin açılmasını bekledikleri ve açıldıktan sonra kapısında kuyruk olduğu ünlü bir restoran gibi davranıyorlar; işe popülarite katıyor ve akıllı telefon sahibi olan ve teminata ihtiyacı olan herkesin öncelikle kendilerini denemesini istiyorlar.

Hasara gitmeyen prim bağışa gidiyor

Sanırım Lemonade’in insanlara en çok dokunan ve popülaritesini artıran tarafı, hasar ödemeleri ve operasyonel giderlerin karşılanması sonrasında kişilerin ödediği primin kalanının (giveback olarak adlandırılıyor) kendilerinin seçtiği sosyal sorumluluk projelerine aktarılıyor olması ve bu süreç hakkında poliçe sahibinin her adımda haberdar edilmesi. Öyle ki Twitter ve Linkedin’de bağışlarla ilgili birçok içerik ve mesaj bulunuyor. Lemonade müşterileri, yıl sonunda herhangi bir hasar beyanı yapmadıklarında, ödedikleri prim bedellerinin Lemonade’in üst düzey çalışanlarının lüks hayatlarını finanse etmediğini (bu, Lemonade tarafından sürekli tekrarlanıyor) ve bazı insanlarının hayatını güzelleştirdiğini biliyorlar. Bu yönüyle de Lemonade büyüsü tamamlanmış oluyor, yani müşterilerinin kalplerini dokunmuş oluyor. Lemonade’in Amerikalı kadınlar arasında artan popülaritesinin nedenlerinden biri de bu...

Bu model Türkiye’de işler mi?

Lemonade ile ilgili üzerinde durmamız gereken diğer bir unsur da insanlara güven. Mottolarındaki “big heart” (koca yürek) kavramı da zaten buradan geliyor. İnsanlara güvenin karşılığını bulacağına inanıyorlar. Bu yüzden de hasar süreçlerinde olayın gerçekliğini araştırma gayreti içerisine girmiyorlar. Uygulama üzerinden size yönelttikleri sorularla hasar dosyasını oluşturuyorlar. Ödeme ise çok daha hızlı.
Kurucu Daniel Schreiber’in sunumlarında veya Lemonade’in Twitter’daki paylaşımlarında adını sıkça görebileceğiniz ünlü davranış bilimci Profesör Dan Ariely’nin bu etkiyi yaratmakta nasıl bir katkısı olduğunu doğrusu merak ediyorum. Anlaşılan Profesör Ariely’nin insan doğası üzerine Türkçeye de çevrilmiş kitapları Lemonade yöneticileri tarafından iyice okunmuş.
New York’ta lansmanının yapıldığı Ekim 2016’ın ardından 2 ay bile geçmeden 1.000 poliçeye ulaşan, Nisan 2017’de 10 bin poliçe barajını aşan, Haziran 2017’de ise 14 bin 315 konutu sigortalamış olan Lemonade’e yöneltmemiz gereken kritik soru ise şu: Bu model Türkiye’de işler mi? Uygulama üzerinden poliçe oluşturma girişimi uzun yıllardır yapılageliyordu. Ancak hasar süreçlerinin de bu şekilde dijitalize edilmesi ve sigortalanma sürecinin eğlenceli ve yararlı olduğu izleniminin verilebildiğini söylememiz şimdilik pek olası değil. Hasar sürecinin dijitalleştirilmesine yönelik girişimler olmakla birlikte, Lemonade tarzı olduğunu söylememiz biraz zor. Bununla birlikte Lemonade’in sunumlarında da sıkça paylaştığı bir istatistik söz konusu. Amerikalarının yüzde 25’i, sigorta şirketiyle olası bir suistimali normal olarak değerlendiriyor. Bu oranın Türkiye’de de benzer düzeyde olduğunu varsayarsak, bir Lemonade de Türkiye’den çıkar mı?

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :