Yan gelip yatma, sigortalat!

....Heeeey ne duruyorsun be, at kendini denize
Geride bekleyenin varmış aldırma
Görmüyor musun her yanda hürriyet
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere
Sizi bilmem ama ben, özellikle de yazları İstanbul’un stresinden bunaldığım anlarda Orhan Veli’nin bu dizelerini tekrarlarken buluyorum kendimi. Gözlerimi kapatıp, bembeyaz bir yelkenlinin pruvasında maviliklere doğru yol aldığımı düşlüyorum...
Evet, bu sayımızda yat sigortalarını ele aldık. Herkesin hayali yat almak, denizlere açılmak, stres atmak... Tabii önce yat alacak parayı, ardından beğeneceğiniz yatı, sonra da o yatı bağlayacak marinayı bulmalısınız. İşiniz bunlarla da bitmiyor; yatınızı ihtiyaç ve önceliklerinize göre sigortalayacak şirketi de bulmanız gerekiyor.
Türkiye’de yat sigortalarının durumu aslında yat turizmiyle doğrudan ilişkili. Yat üretimi, yat talebi, yat bağlama kapasitesi gibi göstergeler önemli. Bu kriterlerden yat üretiminde dünya üçüncüsüyüz. Ancak bağlama, yani marina kapasitesi açısından henüz yeterli düzeyde değiliz. İtalya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin yat bağlama kapasitesi 200 binler civarında. Türkiye ise bu ülkelerin yüzde 10’una ancak ulaşabilmiş durumda. Peki bu yeterli mi? Elbette değil. İlgililer de farkında olmalı ki şu anda 26 bin civarında olan yat bağlama kapasitesinin 50 bine çıkarılması için ciddi çalışmalar var.
Yat turizminin mevcut denizcilik turizmindeki payı 4-5 milyar dolar. Bu payın 2023 yılında 10 milyar dolar seviyelerine çıkması hedefleniyor. Bu da marina sayısı, bağlama kapasitesi, dolayısıyla yat satışlarında ciddi artış anlamına geliyor. Yat sayısının artması yat sigortalarına yönelik talebe de yansıyor doğal olarak. Nitekim bunun farkında olan sigorta şirketleri de bu alana yatırım yapıyor, yatınızı sigortalamak için adeta yarışıyorlar.
Eureko Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Süha Çele, Türkiye’deki yatların sigortalanma oranıyla bağlama kapasitesi arasında doğru orantı olduğuna dikkat çekiyor. Çele’nin verdiği bilgiye göre, yat bağlama kapasitesi bakımından Akdeniz çanağındaki payımız yüzde 2-3 civarında. Bu da yat turizminde rakibimiz durumundaki ülkelere göre çok düşük bir oran. Buradan hareketle Türkiye’de sigortalanabilir yat oranının da düşük olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bağlama limanı kapasitemizin az olması pek çok yat sahibinin İspanya, İtalya, Yunanistan karasularını tercih etmesine neden oluyor. Hatta bu yüzden Türkiye’deki bazı yat sahipleri de yurtdışındaki sigorta şirketlerinden poliçe düzenlemeyi tercih ediyor.
Avrupa ülkeleri karasularında bulunan bağlama limanları için verilen sigorta teminatlarının çeşitliliğinin de Türkiye’de sigortalanabilir yat sayısını olumsuz etkilediği söyleniyor. Ancak bu noktada, Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin bu durumu tersine çevirmeyi başaracak yeniliklere sahip olduğunu belirtmemiz gerekiyor...

 

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :