Sigorta Gündem logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Gündem

Depreme karşı sigorta yaptırma kültürü yaygınlaşmalı

Deprem gerçeğiyle yaşamanın, yalnızca binaların inşa edilmesiyle değil, aynı zamanda şehir planlamalarının, yapıların güçlendirilmesiyle ve sigortalı olmalarıyla mümkün olduğuna dikkat çeken Koru Sigorta Genel Müdürü Kasım Yılmaz, “Deprem gerçeğini bir an olsun zihnimizden çıkarmadan şehir planlamaları yapmalı, eski binaları hızla yenilemeli ve sigorta yaptırma kültürünü yaygınlaştırmalıyız” dedi.

Depreme karşı sigorta yaptırma kültürü yaygınlaşmalı

Koru Sigorta Genel Müdürü Kasım Yılmaz, Türkiye’deki deprem gerçeği hakkında açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin dünyada en yüksek deprem riski taşıyan ülkelerden birisi olup, aktif fay hatları üzerinde yer aldığına dikkat çeken Yılmaz, “1999 İzmit depremi, 2023 Kahramanmaraş ve Hatay depremleri gibi büyük felaketler, ülkenin deprem gerçeğiyle yüzleşmesine ve bu gerçeği nasıl daha sağlıklı bir şekilde yönetebileceğini sorgulamasına yol açtı. Ancak, deprem gerçeğiyle yaşamak sadece kriz anlarında alınacak önlemlerle sınırlı değil; bunu uzun vadeli, sistematik bir yaklaşım gerektirdiği açık” dedi.

 

23 Nisan tarihinde İstanbul’da yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremin, ülkeyi bir kez daha deprem gerçeğine odakladığını belirten Kasım Yılmaz, “İstanbul, Türkiye için stratejik, kültürel, ekonomik ve tarihi açıdan son derece önemli bir şehir. Nüfus yoğunluğu da en fazla olan il olması sebebiyle burada yaşanan depremler daha fazla dikkat çekiyor. Ancak, unutmamalıyız ki insanlara zarar veren deprem değil, depreme uygun olmayan şehirleşme ve bina stoğunun sağlamlığıdır. İstanbul’daki son 6,2 şiddetindeki deprem aslında bize binalarımıza güvenmediğimizi ve bu durumun bizleri tedirgin ettiğini gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

 

 

 ‘ESKİ YAPILAR RİSK TAŞIYOR’

Kasım Yılmaz, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2021 yılında yayınlanan bina istatistikleri, ülke genelindeki ve İstanbul’daki yapı stoğuna dair önemli bilgiler sunuyor. Türkiye genelinde 25 milyon 329 bin 833 adet bina bulunuyor:

- %13’ü 1980 ve öncesi,

- %31’i 1981 ve 2000 yılları arasında,

- %47’si ise 2001 ve sonrasında inşa edilmiştir,

- Bina inşa yılı bilinmeyenlerin oranı %9’dur.

İstanbul ilinde 4 milyon 755 bin 85 adet bina bulunmaktadır:

- %10’u 1980 ve öncesi,

- %37’si 1981 ve 2000 yılları arası,

- %46’sı ise 2001 ve sonrasında inşa edilmiştir,

- Bina inşa yılı bilinmeyenlerin oranı %7’dir.

Bu veriler, Türkiye’de ve İstanbul’da 2000 ve öncesi yapılan binaların oranının hala yüksek olduğunu ve bunların önemli bir kısmının depreme dayanıklılık açısından risk taşıdığını gösteriyor. Özellikle 2024 verilerine göre İstanbul ilinde yaşayan insan nüfusunun 15 milyon 701 bin 602 olduğu göz önüne alındığında, eski yapıların yarattığı risk durumu dikkat çekiyor.”

 


 ‘SİGORTALILIK ORANININ ARTIRILMASI GEREK’

 

Deprem sigortasının, 1999 İzmit depremi sonrası kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından zorunlu hale getirildiğine vurgu yapan Kasım Yılmaz, “DASK, depremlerden zarar görebilecek binalardan dolayı oluşacak maddi zararları karşılamak amacıyla konut sahiplerine maddi güvence sağlıyor.

DASK verilerine göre:

• Türkiye genelindeki 20 milyon 32 bin adet konutun %56,30'u sigortalıdır.

• Marmara Bölgesi, %63,60 ile en yüksek sigortalılık oranına sahipken, İstanbul'daki oran %62'dir.

• İl bazında en yüksek oran ise %83,40 ile Yalova'dadır.

Bu oranlar, İstanbul gibi büyük ve deprem riski yüksek bölgelerde sigortalılık oranlarının artırılması gerektiğinin önemini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

 

 ‘DEPREM GERÇEĞİNİ ASLA UNUTMAMALIYIZ’

 

İstanbul’daki bina stoğunun yaklaşık %47’sinin 2000 ve öncesi yapılara ait olup, bu binaların büyük bir kısmının depreme uygun olmayan eski yapılar olarak değerlendirildiğini ve risk taşıdığını ifade eden Kasım Yılmaz, “Deprem gerçeğiyle yaşamak, yalnızca binaların inşa edilmesiyle değil, aynı zamanda şehir planlamalarının, yapıların güçlendirilmesiyle ve sigortalı olmalarıyla mümkün. Bu, hem devletin hem de sigorta sektörünün ortak çabalarını gerektiren bir süreç. Deprem gerçeğini bir an olsun zihnimizden çıkarmadan şehir planlamaları yapmalı, eski binaları hızla yenilemeli ve sigorta yaptırma kültürünü yaygınlaştırmalıyız. Sigortacılar olarak binaların yapımlarının planlandığı gibi gitmeleri için Bina Tamamlama Sigortası gibi ürünler ile vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz ve depreme karşı daha dayanıklı bir toplum oluşturulmasına katkıda bulunacağız” açıklamalarında bulundu.


Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.