2022, katılım sigortacılığı yılı olacak

SEDDK Başkanı Türker Gürsoy, karşılıklı sigorta prensipleriyle uyuşmadığı için Türkiye’de tutmayan kooperatif sigortacılığı için “anonim şirkete dönüşüm” çalışmalarına sıcak baktıklarını belirtiyor

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 11.11.2021 - 12:10
    Son Güncelleme: 08.12.2021 - 11:48

Gürsöy, katılım sigortacılığını ise cazip bir yatırım alanı olarak görüyor ve “2022’de yeni katılım şirketlerimizi peyderpey duymaya başlayacaksınız” diyor...

Buse Kuşkaya Seçgin

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK, Türkiye için yeni bir oluşum olmasına karşılık kısa sürede 2 Cumhurbaşkanı Kararı, 4 Tarife ve Talimat Tebliği, 3 yönetmelik ve 11 de genelge çıkarılmasını sağlayarak dikkatleri üzerine çekti. SEDDK Başkanı Türker Gülsoy, kamu yararı gözetilerek yapılan bu düzenlemelerin, sektörün sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme yolculuğu için de önemli adımlar olduğunu vurguluyor.

Sigortacılığın doğası gereği iletişimin güçlü ve yüksek olması gereken bir alan olduğunu belirten Gürsoy, “SEDDK olarak iletişime önem veriyor, sektörü sürekli bilgilendiriyoruz” diyor.

Gürsoy’a göre Türkiye’de kooperatif sigortacılığı tutmadı, tutacak gibi de değil. Buna karşılık katılım sigortacılığı yerli ve yabancı yatırımcılar için yüksek potansiyel vaat ediyor. Türker Gürsoy, bu görüşünün gerekçelerini açıklayıp sektördeki son gelişmeleri değerlendirdi...

Önce kısaca SEDDK’in kuruluşundan bu yana yürüttüğü çalışmaları özetleyebilir misiniz?

Başta sigortalılar ve katılımcılar olmak üzere sektördeki tüm paydaşların hak ve menfaatlerinin korumak, piyasa disiplinini rekabet dinamikleri içinde sağlamak ve finansal istikrarı korumak, SEDDK’nın öncelikli görevleri. Bakanlığımızın sağladığı güçlü destekle birlikte SEDDK olarak sigortacılığı ve özel emekliliği uluslararası entegrasyonu yüksek, finansal ve kurumsal yeterliliği sağlam, istikrarlı ve sürdürülebilir büyümeye sahip bir sektör olarak konumlandırma misyonuyla yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Geride kalan kısa sürede gerek düzenleme gerekse denetim faaliyetlerimizde bu perspektifle hareket ettik, bundan sonra da devam edeceğiz. Kurum olarak önceliklerimizin başında, katılımcı bir yaklaşımla yapısal gelişim konularına odaklanan bir regülasyon anlayışı benimseyerek sektörün gerçek potansiyeline ulaşmasını sağlayacak düzenlemeler yapmak var.

Birçok kez dile getirdim, regülasyonun yönetmelikler ve kanunlar dışında farklı enstrümanları var. Bunların başında da iletişim geliyor. Göreve başladığımız günden itibaren sektörün tüm paydaşlarıyla iletişimimizi sağlıklı temellere oturtmaya çalıştık ve bu yönde de devam ediyoruz.

Faaliyete başladığımız günden bu yana sigortacılık alanında 2 Cumhurbaşkanı Kararı, 4 Tarife ve Talimat Tebliği, 3 yönetmelik ve 11 genelge çıkarılmasını sağladık. Bunların hepsi, başta kamu yararı önceliklendirilerek sektörün sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme yolculuğunda önemli adımlar.

Sektörü düzenlemenin yanında bir de denetim fonksiyonunuz var. Sigorta şirketlerinin faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kurallara uyum konusunda yeterli buluyor musunuz?

Sektörümüzde hizmet sunan aktörleri; başta sigorta, reasürans ve emeklilik şirketlerimiz olmak üzere emeklilik aracıları, acenteler, brokerler, eksperler, aktüerler ve asistans şirketleri olarak sayabiliriz. Bu aktörlerin her biri, ihlali durumunda yaptırımları gerektiren hükümler ve uygulama esaslarından oluşan mevzuata tabi olarak faaliyet gösteriyor.

Örneğin, ilgili mevzuata göre tüm sigorta, emeklilik ve reasürans şirketlerinin etkin ve yeterli bir iç denetim, iç kontrol ve risk yönetiminden oluşan iç sistemler yapısını kendi bünyesinde tesis etmeleri zorunlu. Birinci aşama olarak belirlenen bu mekanizmalarla mevzuata uyum faaliyetlerinde bulunmaları bekleniyor. Bunun yanı sıra belirlenmiş periyotlarda bağımsız denetim firmaları aracılığıyla yapılan denetimlerle sigorta ve emeklilik teknik işlemleri konusunda lisanslandırılmış aktüerler tarafından gerçekleştirilen denetim ve kontrol faaliyetleri söz konusu.

Yöntem olarak sadece “yerinde” değil, bilişim teknolojilerini etkin kullanarak hazırlanan platformlar aracılığı “uzaktan” denetim yöntemleri benimsediğimizi de belirtmem gerekir. Örneğin, bu yıl yapılan devlet katkısı denetimleri, ilk kez (Emeklilik Gözetim Merkezi tarafından) hazırlanan platform aracılığıyla uzaktan yapılmaya başladı.

Denetim fonksiyonunda, sektörün sürdürülebilir ve sağlıklı yolculuğunun en önemli kısmı olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Bu konuda da kurum olarak belirli program çerçevesinde çalışarak şirketlerimizi, dönem dönem de aracı kurumlarımızı denetliyoruz. SEDDK'nın teşkilat yapılanmasının tamamlanması ve faaliyete tam anlamıyla başlamasının üzerinden 1 yıl geçti. Bu süre zarfında söz konusu görevimizde aksama olmaması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Salgın süreci ve kısıtlamalar nedeniyle bazı zorluklar olsa da ilerleyen dönemde bu konunun belli bir düzene oturacağını düşünüyoruz.

Sigorta şirketleri, acenteler ve tüketici tarafında güçlü bir iletişim modeli oluşturulabildi mi?

Sigortacılık doğası gereği iletişim yüksek olması gereken bir alan. Bu doğrultuda daha ilk günden iletişimin güçlü olmasına ağırlık verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Bunu yaparken de SEDDK olarak tüm faaliyetlerimizi şeffaf bir görüş alışverişi içerişinde yürütüyoruz.

Kurulduğumuz günden itibaren etkin düzenleme ve denetim faaliyetleriyle sektörümüzün öncü ve yenilikçi çalışmalarını teşvik ediyor, daha güvenilir sigortacılık ve özel emeklilik sistemine sahip olmak niyetiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz süreç, tüm sektörleri olduğu gibi bizim sektörümüzü de etkiliyor. Sektörün bu olumsuzluklardan en az etkilenecek şekilde devamlılığını sağlayabilmek için özel bir çaba gösteriyoruz. Bu anlamda, sektör paydaşlarının düzenlediği etkinliklere olabildiğince katılmaya çalışıyor, bir taraftan sektör aktörlerinin sorunlarına kulak vermeye, bir taraftan da bu sorunlara yönelik çözüm üretmeye çalışıyoruz.

Sigorta şirketlerimiz ve onların çatı örgütü TSB ile hep yakın ilişki içinde olmaya özen gösterdik. Birliğin de kurumumuzun teşkilatlanmasında desteğini her zaman hissettik. Aynı durumu sektörün diğer paydaş örgütlerinden de gördük. Çünkü biliyoruz ki hepimizin amacı sektörün sağlıklı bir şekilde gelişmesi. Bu doğrultuda öncelikli hedefimiz, sigortalılar ve katılımcılar da dahil olmak üzere sektördeki paydaşların hak ve menfaatlerinin korumak, piyasa disiplinini piyasa dinamikleri içinde sağlamak ve finansal istikrarı korumak.

Katılım sigortacılığındaki gelişmeleri değerlendirebilir misiniz? Bu yılın sonuna kadar yeni şirket kuruluşlara görebilir miyiz?

SEDDK olarak bu konuda da kısa sürede öncü ve önemli adımlar attık. Türkiye’ye özgü, yenilikçi, tutarlı ve kolay uygulanabilir bir mevzuat altyapısı oluşturarak katılım sigortacılığı ve emeklilik uygulamalarının önümüzdeki dönem süratle büyüyebileceği bir zemin oluşturduk. Nitekim halen katılım sigortası sunan şirketlerin yanı sıra yerli ve yabancı gruplardan yeni katılım şirketi kuruluş başvuruları almaya başladık. 2022 yılında yeni katılım şirketlerimizi peyderpey duymaya başlayacaksınız.

Bilindiği gibi katılım penceresi usulü çalışan şirketlerin 31 Aralık 2021’e kadar pencereyi şirkete çevirmesi veya pencereyi tasfiye etmesi gerekiyor. Mevcut durumda pencere usulüyle faaliyet gösteren 4 şirketin katılım esaslı sigorta şirketi kurma yönündeki ruhsat çalışmalarıyla ilgili süreç başladı ve devam ediyor. Pencere usulüyle faaliyet göstermeyip katılım esaslı şirket olarak faaliyetlerine devam etme niyetinde olan ve bu alanda altyapı çalışmalarını sürdüren şirketler de var. Kurum olarak bu şirketlerimizle katılım esaslı iş süreçlerinin geliştirilmesiyle ilgili gereken mevzuat desteği sağlıyoruz.

Önümüzdeki dönemde piyasa koşullarına göre yeni oyuncular için şartların esnetilmesi yönünde bir düşünce var mı?

Kamu otoritesi olarak bizim üzerimize düşen rol, sigortacılığın gelişmesi ve büyümesinin sağlıklı ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak politikalar üretmek. Bu amaçla sigortacılığın kurallarını bilen, bunlara uygun davranan, üstlendiği riskin farkında olan ve gerekli sermaye ile yetkinliğini birleştirerek bunun sorumluluğunu alan şirketlerin sektörde faaliyet göstermesini arzuluyoruz.

Özellikle toplumun geniş bir kesimini etkileyen zorunlu sigortalarda sigortalılar açısından primlerin makul seviyelerde tutulması, şirketler açısından da mali bünyelerinin zayıflamasını önleyecek tedbirlerin alınması önemli. Sektörde, reasürans şirketlerini hariç bıraktığımızda 41 şirket hayat dışında faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerden 26’sı trafik sigortasında ruhsat sahibi. Bu alanda 2021’in ikinci çeyreği itibariyle yaklaşık 365 milyon TL zarar söz konusu. Bu zarar, trafik sigortasından sağlanan nakit girişlerinin nemalandırılmasından elde edilen gelirlere rağmen ortaya çıktı. Tabii sadece ülkemiz değil dünya genelinde de trafik sigortasında benzer durumlar söz konusu.

Mevcut piyasa koşulları, sigortalıların hak ve menfaatlerini koruma noktasında daha dikkatli olmamızı ve sermaye limitleri konusunda daha ihtiyatlı kurallar ortaya koymamızı gerektiriyor.

SEDDK'nın “arkasında büyük sermaye gücü olması gerekir" hassasiyetine uygun olmayan bazı yatırımcılara izin verdiği yönünde iddialar var. Bu gibi yatırımcıların gelecekte sektör için tehlike arz ettiğini düşünüyor musunuz?

Sigortacılık yapmak isteyen ve bu alana yatırım yapmak isteyen yatırımcılarda aradığımız şartlar belli. Asgari kuruluş sermayesi tutarını ciddi oranda artırdık. Sermaye şartını karşılayan ve sektöre güç katacak yerli ya da yabancı her yatırımcıya kapımız açık. Ülkemiz sigortacılığı büyük fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları takip eden yatırımcılar da adım atmak istiyor. Şunu özellikle belirtmek isterim ki SEDDK kurulduğu günden itibaren sermaye gücü olmayan hiçbir şirkete sigortacılık lisansı vermedi, vermeyecek de. Biliyoruz ki güçlü sigortacılık, güçlü ekonomi kavramının olmazsa olmazı.

Şirket kuruluşlarına ilişkin mevzuat ve süreç oldukça açık. Şirketlerin sermayedarları mali güç ve itibar açısından değerlendirilirken, diğer yandan bu şirketlerin iş planları, sektörde hedefledikleri noktalar, sektöre katmayı planladıkları yenilikler de detaylı bir şekilde inceleniyor. Sonuç olarak, yeterli sermaye gücüne sahip olan girişimcilerin iş planları, sigortacılık faaliyetleri açısından makul bir perspektif oluşturuyorsa şirketin kuruluşuna izin veriliyor. Şirketin kuruluş işlemleri tamamlandıktan sonraki süreçte ise kurumumuzun gözetim faaliyetleri kapsamında daha önce sunulan iş planına uyum sağlanıp sağlanmadığı yakından takip ediliyor. Faaliyetlerine devam eden şirketlerin gözetimi, sermaye yeterliliklerinden sigortalı şikâyetlerine kadar geniş bir çerçevede ve risk odaklı bir biçimde ele alıyor ve ortaya çıkan bulguları değerlendirmeye alıyoruz.

Arkasında büyük sermaye grupları olsun ya da olmasın, sektörde yer alan tüm şirketler ve sermayedarlar eşit bir bakış açısıyla gözetim ve denetime tabi tutularak, mevzuata aykırı hareket eden şirketlere gereken idari tedbir ve cezalar uygulanıyor. Prim üretimleri ve üstlendikleri riskler de ilgili şirketin sermaye yapısı ve ölçeği göz önünde bulundurularak değerlendiriliyor. Mevcut durum ve gidişatla ilgili şirketlerle görüşmeler yaparak, gerekli durumlarda uyarılar yapıyoruz. Bu doğrultuda şirketlerin, mevzuat çerçevesinde ve sektörün işleyişi açısından risk teşkil etmeyecek şekilde faaliyetlerine devam etmesini hedefliyoruz.

“ÖZEL EMEKLİLİK KURULUŞLARINDAN BES’E 5 MİLYAR TL AKTARIM BEKLİYORUZ”

BES açısından 2021 yılı nasıl geçiyor? Önümüzdeki döneme ilişkin beklenti ve öngörülerinizi alabilir miyiz?

Çalışma dönemindeki refah seviyelerini emekliliklerinde de devam ettirmek isteyen tüm vatandaşlarımızın BES’in avantajlarından yararlanmasını amaçlıyoruz. Kurulduğu 2003’ten bu yana katılımcı sayısında istikrarlı olarak artış gördüğümüz bireysel emeklilik sisteminin, 2013 ve 2017 yıllarında sırasıyla hayata geçirilen devlet katkısı reformu ve otomatik katılım sistemiyle daha hızlı geliştiğine şahit olduk. 2012 yılında sistemde 3 milyon civarında katılımcı bulunuyordu. Şimdi BES yaklaşık 13 milyon katılımcıya ulaştı. Fon büyüklüğü ise 2012 yılındaki 26 milyar TL’den, yüzde 25 devlet desteğiyle birlikte 190 milyar TL’nin üzerine çıktı.

Bildiğiniz üzere Mayıs 2021’de yapılan kanun değişikliğiyle 18 yaşından küçük kişilerin de BES’e katılması mümkün hale geldi. Beklediğimiz gibi bu gelişme oldukça yüksek bir ilgiyle karşılandı. Aradan geçen kısa sürede 18 yaşından küçük yaklaşık 82 bini aşkın çocuğumuz sisteme dahil oldu. Bu çocuklarımıza ait toplam fon büyüklüğü de 80 milyon TL’ye ulaştı.

Bu arada, emekliliğe yönelik taahhütte bulunan özel emeklilik kuruluşlarından BES’e aktarım imkanı da sağladık. 2023 sonuna kadar bu imkan çerçevesinde özel emeklilik kuruluşlarından BES’e yaklaşık 5 milyar TL tutarında aktarım bekliyoruz.

“KOOPERATİF OLUŞUMLARININ ANONİM ŞİRKETE DÖNÜŞMESİ FİKRİNİ DESTEKLİYORUZ”

Kooperatif sigortacılığının Türkiye'de başarılı olmadığı görüldü. Bu tür kuruluşları “anonim şirket” olmaları için teşvik ediyor musunuz?

Evet, bu çalışma metodu karşılıklı sigorta prensipleriyle uyuşmadığı için başarılı olamadı. Kooperatif oluşumlarının AŞ’ye dönüşümüne gelince... Her ne kadar sigorta kooperatifleri hukuki anlamda anonim şirketlerden farklı yapılara sahip olsa da, poliçelerden kaynaklanan hasar tazminatlarının ödenmesi ve mevzuatımızın sermaye, varlık ve teminat yeterliliklerine ilişkin standartlarına uyma konusunda sigorta şirketleriyle aynı çerçevede değerlendiriliyor. Bu durum, sigorta kooperatiflerinin de anonim şirketler gibi sermaye gereksinimlerini yerine getirme zorunluluğunu ortaya çıkarıyor. Ancak bu aşamada, kooperatifçilik prensipleri çerçevesinde oluşturulan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’ndaki sermaye giriş sınırlamaları, sigorta kooperatiflerinin faaliyetleri ve sürekliliği için gerekli sermayenin kooperatife getirilmesine engel teşkil ediyor. Bu konudaki açmazın giderilmesi ve sigortalıların mağdur edilmemesi açısından, sermayeye ihtiyaç duyan sigorta kooperatiflerinin anonim şirkete dönüşmesinin sermaye girişinin sağlanması açısından bir çözüm olacağını söyleyebiliriz.

Mütüel sigortacılık anlayışının ülkemizde yaygınlaşması ve finansal çeşitliliğinin artırılması amacıyla kooperatif sigortacılığı her ne kadar desteklense de sermaye açıklarının kapatılmasında yaşanan sıkıntılar başta olmak üzere şirketlerin yönetiminde yaşanan güçlükler kooperatif sigortacılığına daha temkinli yaklaşmamızı gerektiriyor. Bu çerçevede, mevcut durumda kooperatif şeklinde faaliyet gösteren şirketlerin anonim şirket yapısına dönüşmesini kurum olarak destekliyoruz.



Etiketler: SEDDK, TÜRKER GÜRSOY
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
2022, katılım sigortacılığı yılı olacak