“Doğal afet hasarları 3 yılda iki katına çıktı”

Sigortanın salgın döneminde pozitif ayrışan az sayıda sektörden biri olduğuna işaret eden Allianz Türkiye İcra Kurulu Başkanı Tolga Gürkan, geçmiş uzun dönemde olduğu gibi 2022 yılında da sektörün reel anlamda büyüyeceğini öngörüyor...

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 13.01.2022 - 14:01
    Son Güncelleme: 16.01.2022 - 21:35

AKILLI YAŞAM DERGİSİ/ÖZEL HABER 

2021 verileri henüz netleşmedi ama 2020 yılında tüm dünyada 200 milyar doların üzerinde doğal afet kaynaklı hasar oluştu. Bu hasarın yarıya yakınını (85 milyar dolar) sigorta ve reasürans sektörü tarafından karşılandı.

2021 yılında da doğal afetlerin sigorta sektörü üzerinde etkileri hissedildi. Türkiye’de de artan şekilde doğal afet görüldüğünü hatırlatan Allianz Türkiye İcra Kurulu Başkanı Tolga Gürkan, şirketleri özelinde doğal afetlerin payının son 3 yıl içerisinde iki katına çıktığına dikkat çekiyor.

Tolga Gürkan, sigorta sektörü ve Allian Türkiye açısından 2021’in nasıl geçtiğini anlatıp 2022 yılı beklentilerini açıkladı...

2021, sigorta sektörü açısından nasıl bir yıl oldu?

Küresel ölçekte yaşanan ve son yüzyılda örneği görülmemiş şekilde toplumsal ve ekonomik etkiler yaratan Kovid-19 salgınının etkilerinin devam ettiği bir yılı geride bıraktık. Aslında krizlerin ve risklerin frekansının arttığı bir dönemdeyiz. Elbette aşılamanın etkisiyle bir önceki yıla kıyasla normalleşmenin daha fazla olduğu bir yıl geçirdik. Ancak buna rağmen değişen tüketim alışkanlıklarının ve ekonomik dalgalanmaların yarattığı belirsizlikler 2021’de de sürdü.

Salgın sürecinin sektöre yansımalarını değerlendirebilir misiniz?

Temelinde risk yönetimi olan sektörümüz, dinamikleri gereği büyük toplumsal olayların sonuçlarına diğer sektörlerin birçoğuna kıyasla çok daha hazırlıklı bir yapıya sahipti. Ancak koronavirüs gibi doğrudan halk sağlığına yönelik bir tehdit, hazırlıklı olmaktan çok daha büyük bir toplumsal sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Sektörümüz bu zorlu dönemde bu büyük sorumluluğu çok iyi bir şekilde üstlendi, üstlenmeye de devam ediyor.

Salgınla birlikte tüketici tercih ve alışkanlıklarındaki değişimler, sektörde teknoloji kullanımını artırdı. Bu sürecin hem sektör paydaşlarının hem de müşterilerin dijital kanallara odaklanmasıyla dijitalleşmeye katkı sağladığını söyleyebiliriz.

Sürecin başından bu yana iş sürekliliği ve sigortalıların hak mahrumiyeti yaşamaması için sigorta sektörünün tüm aktörleri üzerine düşeni yaptı. Bu kapsamda sigortalıların hayatını kolaylaştıran ve salgın şartlarına uygun pek çok yenilik de devreye alındı. Sigortalıların ve tüm paydaşların yanında olmak için büyük emek harcandığını gözlemledik. Yaygın acente ağına sahip olan sektör, dağıtım kanallarının hizmetlerini sürdürebilmeleri için de gerekli düzenlemeleri devreye aldı. Böylece sektörde üretim ve hizmet kesintisiz olarak devam etti.

Geçen yıl doğal afetler de çok can yaktı. Sektörün bu konuda aldığı aksiyonlardan bahseder misiniz?

Üst üste yaşanan doğal afetler farkındalığın artmasını sağladı. Çevre ve iklim konusunda bireysel ve kurumsal fayda çabaların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Doğal afetlerin ekonomik etkileri gözle görülür oranda artarken, bu afetlerin sebep olduğu ekonomik kayıpların önemli bir bölümü sigorta sektörü tarafından karşılanıyor. Bu noktada, önleyici tedbir olarak sigorta olmazsa olmaz bir destek aracı ve iklim dostu bir ekonomiye geçişi teşvik etmekte de önemli bir sorumluluk üstleniyor.

Küresel çapta yaşanan iklim krizi ve doğal kaynakların hızla tükenmesinin dünyaya salgından daha çok zarar vereceği kabul ediliyor. Son dönemde etkilerini daha da fazla hissetmeye başladığımız iklim kriziyle mücadelede kaybedecek bir günümüz bile yok. Üstümüze düşeni ivedilikle yapmamız gerekiyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2021 Küresel Risk Raporu’na göre, önümüzdeki 10 yılda dünyayı tehdit eden ilk 3 riskten birinin iklim krizi, diğer ikisinin de iklim krizi kaynaklı çevresel riskler olduğunu görüyoruz. İklim krizinin sonuçları birçok sektörü etkileyecek. Hatta şimdiden etkilemeye başladığını gözlemliyoruz.

Sigorta sektörü, bireylerin ya da kurumların finansal kayıplarının tazmin edilmesinde kilit bir konumda. 2020’de tüm dünyada 200 milyar dolar üzerinde doğal afet sebepli zarar oluştuğunu, bunun da yarıya yakınının (85 milyar dolar) sigorta sektörü tarafından karşılandığını biliyoruz. Türkiye’de de artan şekilde doğal afetleri görüyoruz. Allianz Türkiye özelinde doğal afetlerin payı son 3 yıl içerisinde iki katına çıkmış durumda.

Fiziksel zararların ötesinde, sektörün henüz çok hissetmese de karşı karşıya olduğu ve sigortalıları adına üstlendiği farklı riskler de var. Fiziksel hasarların çok daha ötesinde kayıplara neden olabilecek iş sürekliliği gibi operasyonel etkiler, dava riskleri, itibar riskleri gibi risklerden bahsedebiliriz. Hem doğal afetleri hem de tüm bu riskleri göz önüne aldığımızda sektörün iklim kriziyle mücadelede önemli bir oyuncu olduğunu görüyoruz. Sektör bir yandan kendini korumak ve doğabilecek riskleri yönetmek üzere adım atarken diğer yandan da karbonsuz bir ekonomiye geçişi desteklemek için de kritik bir role sahip.

Hangi branşlarda büyüme, hangi branşlarda küçülme oldu?

Sigorta sektörünün Ekim 2021 sonu istatistiklerine baktığımızda toplam prim üretiminde hayat dışı branşta yüzde 21.8, hayat branşında ise yüzde 13.2 artış görüyoruz. Sektör genelinde yüzde 20 büyümeyle 80 milyar TL prim üretimine ulaşıldı. Büyüme hızında yüzde 30 ile kasko ve yüzde 24 ile sağlık başı çekiyor. Hayat branşında yüzde 13 civarında büyüme var. Zorunlu trafik ise yüzde 8’e yakın artışla nispeten daha az büyüyen branşlar arasında yer alıyor.

Aynı dönemde bireysel emeklilik toplam fon tutarı ise yüzde 17.6 büyüdü.

Sağlık sigortalarına ilgi arttı mı? Tamamlayıcı sağlık sigortalarına (TSS) ilgi nasıl?

Son yıllarda sağlık branşında, özellikle tamamlayıcı sağlık sigortalarının etkisiyle önemli bir büyüme oldu. Salgınla mücadele döneminde, toplumda sağlık bilinci ve sağlık sigortasıyla ilgili farkındalığın artmasıyla yakalanan ivme hızlandı. 2020’yi yüzde 52 büyümeyle kapatan tamamlayıcı sağlık pazarı, 2021’in ilk 10 ayında yüzde 62 artışla ivmesini daha da artırmış görünüyor. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlık harcamaları da artıyor. Yüksek medikal enflasyon, döviz kurundaki artış gibi negatif etkilere karşı sağlık sigortasına yüksek talep var. Normalde poliçe şartlarına göre kapsam içinde olmayan salgın hastalıklar, Türkiye’deki sigorta şirketlerinin ortaklaşa aldığı istisnai bir kararla teminata dahil edildi. Şirketlerin bu kararı, Türkiye’de sigorta sektörüne güveni pekiştirirken, toplumda da sağlık sigortalarına yönelik farkındalığın artmasını sağladı. Önümüzdeki dönemde hem sektörde hem de dünyada sağlık ve sigortacılık kavramlarının artarak gündeme geleceğini; özel ve tamamlayıcı sağlık poliçelerinin satışında da artışların devam edeceğini öngörüyoruz. Özellikle hastaların dijital platformlar üzerinden destek aldığı “telesağlık” uygulamalarının daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.

Artan döviz kurlarının sektöre ne gibi etkileri oldu?

Döviz kurlarındaki artışlar birçok alanı olduğu gibi sigorta sektörünü de etkiliyor. Bu artışların özellikle araç bedellerine ve dolayısıyla da parça maliyetlerine yansıdığını görüyoruz. Oto sigortaları doğal olarak bu dalgalanmalardan en çok etkilenen branşlardan biri. Kapanmaların sona ermesiyle birlikte, yılın üçüncü çeyreğinden itibaren trafik yoğunluğu artmaya başladı. Salgın öncesinde gelişen altyapı ve trafik düzenlemeleriyle birlikte düşüş eğiliminde olan kaza frekanslarında artan oranda değişime tanıklık ediyoruz. Değişen kullanım alışkanlıklarıyla birlikte hasar şiddetinde de yükseliş görüyoruz. Bu durumun hem kasko hem de trafik branşları için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Kuşkusuz kasko branşı doğası gereği bu durumdan daha fazla etkilendi.

Diğer yandan, hızlı kur değişimleri ve sağlık sigortalarında hasar oranlarının artması elbette tüm sağlık giderlerine artış olarak yansıyor. Bununla birlikte medikal enflasyon, ilaç ya da hastanelerdeki fiyat değişimleri de sağlık sigortasında primlere yansıyabilir.

Allianz Sigorta olarak hangi alanlarda büyüdünüz?

Birçok zorluğa rağmen 2021 yılında da çok başarılı iş sonuçlarına imza attık. Gerek prim üretimi gerekse büyüme açısından hedeflerimizi tutturduğumuz bir yılı geride bırakıyoruz. Başta sağlık olmak üzere lokomotif branşlarımızda da kârlılığımızı sürdürüyoruz. Sağlık branşındaki liderliğimiz de devam ediyor. Hayat Emeklilik’te de hedeflerimizin üzerinde bir büyümeyle yılı kapattık. Sadece kâr odaklı bir çalışma sistemi değil, insan odaklılığı ve çevikliği merkeze alan bir kültür dönüşümünü de gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Müşteri Tavsiye Skoru Araştırması’nda (NPS) bu yıl da 3 branşta lider olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hayat ve sağlık branşlarında “sadakat lideri” unvanımızı pekiştirirken elementerde “pazarın üstünde” olarak değerlendirildik. Ayrıca bir önceki yıla göre üç branşta da skorlarımızı yükselttik. Ana stratejilerimizden ve kültürümüzün önemli bileşenlerinden biri olan “müşteri odaklılık” alanında başlattığımız kültürel dönüşümün ne kadar doğru bir adım olduğunu bu sonuçla bir kez daha görmüş olduk. Capital dergisi tarafından her yıl yapılan “İş Dünyasının En Beğenilen Şirketleri” araştırmasında bir kez daha sigorta kategorisinde sigorta sektörünün lideri seçildik. Ekonomiye katkı, itibar, çalışan memnuniyeti, müşteri için yarattığı değer, sürdürülebilirlik, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları, finansal sağlamlık gibi birçok kriterde üst düzey performans sergileyen şirketlerin yer aldığı listede üst üste yedinci kez en beğenilen sigorta şirketi, üst üste dördüncü kez en beğenilen bireysel emeklilik şirketi seçilmenin mutluluğunu yaşadık.

Hangi alanlarda yeni ürünler çıkardınız?

Salgının başlamasıyla birlikte müşterilerimizin sağlık hizmetlerine erişimini daha da kolaylaştırmak için, 10 tıbbi branşta anlaşmalı uzman doktorlarımızla online danışmanlık hizmetini vermeye başladık. TSS ürününde ek hizmet paketlerini devreye aldık, anlaşmalı kurum ağımızı sürekli zenginleştiriyoruz. Ürünlerimizi yalın bir bakış açısı ile tekrar gözden geçirerek, müşterilerimiz için en anlaşılır hale getirmek için çalışıyoruz. Bu doğrultuda modüler sağlık ürünümüzü de sadeleştirdik. “Dr. Allianz Sağlık Danışma Hattı” hizmetimizi her geçen gün daha da geliştirmeye devam ediyoruz. Müşterilerimize daha fazla kanaldan hizmet verebilmek amacıyla sesli hizmetimize, online platformlarımızdan yazılı ve görüntülü görüşme seçeneklerini ekledik.

Öte yandan, salgın süreciyle birlikte kişiselleştirilmiş sigorta ürünlerine ihtiyaç daha da arttı. Sürücüsüz araç teknolojileri, kişiselleştirilmiş teknolojiler, iklim değişikliği, siber riskler gibi konular gündemimizde ve olmaya da devam edecek. Özellikle veri güvenliğinin ve iş sürekliliğinin sağlanması açısından siber sigortaların önemi her geçen gün artıyor. Allianz Türkiye olarak siber riskler için geliştirdiğimiz siber sorumluluk sigortasını müşterilerimize sunuyoruz. Siber sorumluluk sigortasıyla kurumların siber saldırılar sonucu maruz kalabileceği tazminat sorumluluğunu teminat altına alıyoruz. Yine siber saldırılar nedeniyle müşterilerimizin katlanmak zorunda kaldıkları çeşitli masraflara ve iş durması sonucunda oluşabilecek zararlara karşı güvence sağlıyoruz.

Yeni dönemde KOBİ’ler ve işletmeler için siber sorumluluk sigortaları konusunda küresel düzeyde Allianz bünyesinde çalışmalar yapıyoruz. KOBİ’ler, uğrayabilecekleri finansal zararlardan kar kaybına, veri kaybı sebebiyle oluşan masraflardan siber risk uzmanlarının sunduğu hizmetlere kadar tüm ihtiyaçlarını teminat altına alan kapsamlı bir ürüne bu dönemde çok ihtiyaç duyuyor. Biz de bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Her yıl IT, dijital çözümler, müşteri deneyimi, inovasyon alanlarına ciddi yatırım yapıyoruz. Yapay zekanın sunduğu fırsat ve riskleri doğru değerlendirerek kurum stratejilerimizle uyumlu olacak şekilde iş akışlarımıza entegre ediyoruz. Aynı zamanda sürdürülebilirliği de tüm iş süreçlerimize entegre ederek, bütünsel değer yaratabilmek için hem organizasyon olarak kendimizi dönüştürüyor hem de finansal bir kuruluş olarak içinde bulunduğumuz ekosistemin dönüşümüne katkı sağlıyoruz.

Finansal bir kuruluş olarak, iyi bir çevre için tüm paydaşlarımızla birlikte paylaşılabilir bir değer yaratmayı hedefliyoruz. İklim değişikliğinin yarattığı riskleri yönetiyor, düşük karbon ekonomisine hizmet eden iş modellerini sigortalıyoruz. 2018 yılında bu alanda çok önemli bir adım atıp 17.5 milyon TL tutarında kömür işi poliçesini yenilememe kararı almıştık. Geçen yılın başında da icra kurulu seviyesine taşıdığımız sürdürülebilirlik komitemizle daha da cesur adımların önünü açtık. Yenilenebilir enerjiyi destekleyen, çevre kirliliğini önlemeyi amaçlayan sürdürülebilir çözümlere odaklanmaya devam ediyoruz.

Toplumun iyiliği için çalışmaya devam ediyor, gelecek nesillere değer yaratan yatırımlara imza atıyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında deprem ve yangın konusunda toplumsal risk farkındalığını artırmaya katkıda bulunma hedefiyle 2019 yılında hayata geçirdiğimiz Allianz Teknik, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) akreditasyon sürecini tamamlayarak akreditasyon belgesini aldı ve Türkiye’nin ilk akredite deprem ve yangın test ve eğitim merkezi konumuna ulaştı. Salgın sürecinde de bu dönemin koşullarına uygun olarak topluma risk farkındalığı konusunda destek vermeye devam eden Allianz Teknik’te 2 yıl içinde 2 binden fazla ziyaretçi ağırlandı, 1500 saate yakın test yapıldı.

2022 yılına ilişkin beklentileriniz nedir? Sektör daha çok hangi alanlarda büyümeye devam eder?

Sigortanın salgın döneminde pozitif ayrışan sektörlerden biri olduğunu belirtmekte fayda var. Geçmiş uzun dönemde olduğu gibi 2022 yılında da sektörün reel anlamda büyüyeceğini öngörüyoruz.

Branş bazında değerlendirdiğimizde ise özel ve tamamlayıcı sağlık poliçelerinin satışında artış olacağını öngörüyoruz. Evlerde daha fazla zaman geçirmeye özen göstereceğimiz yeni yaşam biçimimizde konut sigortaları öne çıkacak. Hayat ve işsizlik sigortalarına talebin de artacağını öngörüyoruz. Değişen beklenti ve ihtiyaçlarla bazı alanlarda özel poliçeler üretilebilir. Hem bireyler hem de şirketler için siber risk sigortaları önem kazanacak. İş dünyasında alacak ya da kâr kaybı gibi sigorta ürünleri ile sorumluluk sigortalarına da talebin artacağını söyleyebiliriz. Tabii ki ekonomik daralmalar nedeniyle temel sigortalarda satın alma davranışları az da olsa etkilenecektir. Ancak çok büyük bir değişim beklemiyoruz.

Pazar dinamikleri haricinde, risk farkındalığının salgın ve doğal afetler sebepli arttığını görüyoruz. Bu da sektörümüz açısından çok değerli bir gelişme. Teknolojinin artan önemiyle sektördeki dijital dönüşümün artarak devam edeceğini söyleyebiliriz. Özellikle hizmet tarafında bir dönüşüm öngörülebilir. Şirketlerimizin müşteri odaklılığı da merkeze alması, artık sadece bir sigortacı ve risk taşıyan kurum olmaktan öte müşteriye çok iyi hizmet veren bir sektör olma hedefiyle hareket etmesi gerekiyor. Sektör olarak değişen ve yükselen beklentileri karşılayacak şekilde kendimizi dönüştürmemiz daha da önemli hale gelecek.



Etiketler: TOLGA GÜRKAN, ALLİANZ SİGORTA
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
“Doğal afet hasarları 3 yılda iki katına çıktı”