“Kur artışı maliyetlere yansıdı, fiyatlara yansımadı”

AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, hasar ödemeleri döviz kurlarına paralel olarak artarken, maliyet artışlarının poliçe primlerine gerektiği kadar yansımadığına dikkat çekiyor

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 09.11.2021 - 16:38
    Son Güncelleme: 07.12.2021 - 20:39

Berrin Vildan Uyanık / Akıllı Yaşam Dergisi

AXA Sigorta, Türkiye’de faaliyet gösteren en köklü yabancı sigorta şirketlerinden biri. Birçok alanda da sektör lideri ya da ilk üç içerisinde yer alıyor. Şirket, özellikle son dönemde çıkardığı yeni ürünlerle dikkat çekiyor. AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, zaten güçlü oldukları kasko ürünlerinde mevcut pozisyonlarını korurken sağlık, nakliyat, yangın ve konut sigortalarında büyüdüklerini vurguluyor. Önümüzdeki yıl da Türkiye sigorta pazarını yeni ürünlerle, yeniliklerle tanıştırmaya devam edeceklerini söyleyen Ölken, “İnovatif ürünlerde yakaladığımız fırsatları değerlendirerek yatırımlarımızı sürdürüyoruz” diyor.

Sektördeki güncel gelişmeleri değerlendiren Yavuz Ölken, AXA Sigorta’nın konumu ve gelecek planlarıyla ilgili de önemli bilgiler paylaştı...

Sigorta sektörü açısından yılın geride kalan dönemini değerlendirebilir misiniz?

Salgın ve doğal afetlerin deneyimlendiği zorlu bir yılın ardından sigorta sektörü yüzde 1-2 reel büyümeyle 2021 yılına başlamıştı. Bu yıl hasar ödemelerinde döviz kuruyla paralel artışlar olmasına karşılık maliyet artışlarının poliçe fiyatlarına gerektiği kadar yansımadığını görüyoruz. Sektörün fiyatlama konusunda, sürdürülebilirlik açısından ortaya çıkabilecek problemleri de düşünerek daha dikkatli davranması gerekiyor. Bu yıl sektör için yüzde 18-19 civarında büyüme tahminimiz. Mevcut enflasyon oranına bakıldığında reel büyümenin sınırlı olacağı görülüyor.

Güncel verilere göre sektör ne kadar büyüdü? Hasar tarafındaki durum nedir?

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) verilerine göre yılın ilk 8 ayında sektörün toplam prim üretimi, geçen yıla göre yüzde 17.1 artışla hayat dışında 51.7 milyar, hayat tarafında ise 10.6 milyar olmak üzere 62 milyar 385 milyon TL oldu. Buna karşılık bu yıl daha yoğun yaşanan doğal afetler hasar ödemelerini dikkat çekici hale getirdi. Orman yangınları ve sel felaketlerinin ardından sektörün belirlemiş olduğu toplam hasar tutarı 200-250 milyon TL’ye yaklaştı. TARSİM’i de dikkate aldığımızda bu tutar üç dört katına ulaşıyor.

Poliçe sayısı ve kişi başına düşen poliçe sayısında artış var mı? Yoksa büyüme prim artışlarından mı kaynaklanıyor?

Kişi başına düşen poliçe sayısı özellikle sağlık ve konut sigortalarında artış gösteriyor. Salgın döneminde insanların sağlık sigortalarına yönelimi belirgin bir şekilde arttı. İnsanların evde daha çok zaman geçirmesi ve özellikle son dönemde yoğunlaşan deprem, sel, yangın gibi doğal afetler nedeniyle artan farkındalık yangın ve özellikle de konut sigortalarında artışı beraberinde getirdi. Yani sigorta algısı yüksek ve daha önce herhangi bir sigorta ürünü sahibi olanlar başta olmak üzere kişi başına düşen poliçe sayısında artış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu küçük çaplı artışlar haricinde sektör olarak 2018-2021 döneminde sağlık branşı dışındaki sigortalılık oranlarında veya müşteri sayısında önemli bir artış görebilmiş değiliz.

Peki poliçe yenileme oranları nasıl?

Yine salgın ve doğal afetler nedeniyle artan farkındalık, sigorta şemsiyesi altına giren müşterilerin artmasına yol açtı. Mevcut sigortalılarımızın da teminatlarını korumaya yönelik farkındalıklarında artış oldu. Bu da poliçe yenilenme oranında artışı beraberinde getirdi. Bu noktada özellikle sağlık gibi sigorta farkındalığının yükseldiği branşlar başı çekti.

Size göre insanlar neden sigorta yaptırmıyor? Neden yaptırmaları gerekiyor?

Türkiye’de genel sigorta farkındalığı ve penetrasyon seviyesi maalesef düşük seyrediyor. Ülkemizde çoğu zaman insanların iş işten geçmeden, belirli olumsuzluklar deneyimlenmeden sigortaya yönelmediğini görüyoruz. Dolayısıyla genelde doğal afetlerden sonra prim üretimi ve genel sigorta bilincinde artış gözlemliyoruz. Oysa durum tam tersi olmalı. Kıymetini kaybetmeden bilmek gerekiyor. Bu sebeple hem sektörün gelişimine hem de ülkenin iktisadi kalkınmasına katkı sağlamak için insanlara sigorta güvencesinin kendi ve sevdiklerinin canını korumaktan evleri ve iş yerlerini korumaya uzanan önemi anlatmamız, ülke çapında sigorta farkındalığını geliştirmemiz gerekiyor. AXA Sigorta olarak yürüttüğümüz pazarlama ve iletişim çalışmalarıyla sigorta farkındalığını artırmaya katkı sağlarken her kesimden insanın farklı ihtiyaçlarına yanıt veren dinamik ürün portföyümüzle, uygun fiyat ve ödeme seçenekleriyle de sigortanın erişilebilirliğini artırıyoruz.

AXA Sigorta sektörde nasıl konumlanıyor? Daha çok hangi alanlarda büyüdünüz?

Türkiye sigorta sektörünün en köklü paydaşlarından biriyiz. Aynı zamanda 57 ülkede 104 milyon müşteriye hizmet veren AXA Grubu’nun bir parçasıyız. Dolayısıyla 129 yıllık tarihimizden gelen güçlü bir miras ve küresel bir şirket olmanın getirdiği birikimle sektöre katkı sağlıyoruz. Özellikle teknoloji ve inovasyonda iddialıyız. Sigortacılığın geleceğini tasarlayan ve geliştiren bir sigorta şirketi olarak Türkiye’de sigortacılığın 4.0’ı olduk; teknolojiyle insanı bir araya getirdik ve bunun sürdürülebilir olmasını sağlamaya çalışıyoruz. İnovasyon ve teknoloji alanında yıllar öncesine dayanan yatırımlarımız ve Sigorta 4.0 stratejimizle ülkemizdeki InsurTech uygulamalarını zenginleştiriyoruz.

Son dönemlerde özellikle sağlık, nakliyat, yangın ve konut sigortaları büyümemiz motoru oldu. Zaten güçlü olduğumuz kaskoda da pozisyonumuzu korumaya ve büyümeye devam ediyoruz. Bir yandan da inovatif ürünlerde yakaladığımız fırsatları değerlendirerek yatırımlarımızı sürdürüyoruz.

Bu yıl AXA Sigorta, önceki yıllara göre daha fazla yeni ürün çıkararak dikkat çeken bir şirket oldu. Yeni ürünlerin performansından memnun musunuz? Önümüzdeki yıl ne gibi yenilikler planlıyorsunuz?

Sigortacılık çözümlerimizi, insanları ve onların değer verdiklerini koruma misyonumuzdan hareketle oluşturuyoruz. Sadece hasar anında zararı karşılayan bir sigorta şirketi olmaktan ziyade ihtiyaç duydukları her anda müşterilerinin yanında olan bir çözüm ortağı olmayı amaçlıyoruz. Bu bakış açısıyla geliştirdiğimiz ürün ve hizmetlerimiz pazarda benzersiz bir yer tutuyor. Sektörde bir ilk olarak bisikletçiyi merkezine alan Bisikletçi Dostu Sigorta, kadın girişimcilerden ilhamla onlara destek olmak için tasarladığımız Kadın Girişimci Sigortası, sadece bir sigorta uygulaması değil profesyonel bir sağlıklı yaşam asistanı işlevi gören AXAFit mobil uygulamamız, salgın döneminde hayata geçirdiğimiz AXA Doktor Danışma Hattı, AXA Bağımsız Yaşam Hattı gibi ürün ve hizmetlerimizle fark yaratıyoruz.

Salgın süreci sektörü ve AXA’yı nasıl etkiledi?

Salgın öncelikle insanların bir kez daha sağlıklarının değerini hatırlamasına vesile oldu. Sağlığı güvence altına alma güdüsünü kuvvetlendirdi. Özellikle tamamlayıcı sağlık sigortalarına yönelik ilgi artışı oldu. Öte yandan, insanlar evlerinde daha çok vakit geçirmeye başladı ve dolayısıyla sigortacılıkta dijital kanallara yöneldi.

AXA Sigorta olarak “ödeyenden çözüm ortağına” anlayışıyla çalıştığımız için salgın döneminde müşterilerimizin yanında olmak, onların hayatına olumlu katkıda bulunmak en önemli önceliğimiz oldu. Bir açıdan salgın, güçlü teknolojik altyapımızla birleşerek müşterilerimizin ihtiyaçlarına çevik ve verimli yanıtlar verme konusunda kaslarımızı geliştirdi. Salgının ilk günlerinden itibaren istisna olmasına karşın müşterilerimizin Kovid-19’dan kaynaklanan tedavi masraflarını karşılamaya başladık. Temmuz 2020’den itibaren de tüm salgın hastalıkları tamamlayıcı sağlık sigortasının teminat kapsamına dahil ettik. Kovid-19 salgınıyla birlikte her zaman yanında olduğumuz müşterilerimize ihtiyaç duydukları farklı konularda ayrıcalıklı dijital hizmetler sunarak bu dönemde hayatlarını kolaylaştırmayı hedefledik.

Salgın sürecinde kendini gösteren yeni iş yapma şekilleri sektörde kalıcı olacak mı? AXA’nın bu konuya bakışını değerlendirebilir misiniz?

AXA Sigorta olarak salgın sürecinde işi eve taşıyan ilk şirketlerden biri olmuştuk. Bu dönemde hem müşterilerimize verdiğimiz hizmetlerin ve şirket süreçlerinin devamlılığı hem de çalışan motivasyonu ve verimliliği anlamında ciddi bir başarı gösterdiğimiz için bundan sonra da esnek çalışma modeliyle devam edeceğiz. Teknoloji yatırımlarımız, dijital altyapımız ve siber risklere karşı aldığımız tedbirler de uzaktan çalışma modelimizi sürdürülebilir kılıyor. Ayrıca halihazırda müşterilerimiz AXAFit, çalışanlarımız AXABiz ve acentelerimiz AXA Acentem adlı uygulamalarımızı kullanarak dijital çözümlerden faydalanıyor ve çoğu ihtiyaçlarına mobil olarak kolay çözümler bulabiliyor. Bu uygulamalar da iş süreçlerimizdeki önemli yerlerini koruyacak.

Sizce sektörde fiyat rekabeti hala sürüyor mu? Ürün odaklı rekabette beklenen seviyeye gelinebildi mi?

Sektörde fiyat konusunda rekabet hala sürüyor. Öte yandan, sigorta satın alımı sonrası etkin hizmet farkındalığı da artmaya başlamış durumda. Özellikle AXA Sigorta gibi hem ürün hem de hizmet açısından müşteri memnuniyeti sunan şirketler her zaman bir adım önde. Şirket olarak sigortacılığa bakışımız, işimizin temel dayanağı satış kadar satış sonrası hizmetlerde de müşterilerimizin hayatına dokunmak ve etkin bir çözüm ortağı olmak üzere kurulu. Sadece hasar anında değil tüm süreçlerimizde müşterilerimizi yönlendirmeye, hasar öncesi ve sonrası her aşamada yanlarında olmaya önem veriyoruz. Yüksek tavsiye edilme oranlarımız ve rekabette öne çıkmamız da buradan geliyor.

Yüksek faiz-yüksek kur süreci sektörü ve sizi nasıl etkiledi?

Finansal riskler işimizin bir parçası; riskleri yönetebilmek de çalışmalarımızın önemli bir bileşenini oluşturuyor. Tüm sektörde şirket kârlılıklarını etkileyebilen bu tür gelişmelere, doğru öngörülmüş modellerimiz ve güçlü finansal yapımızla her zaman hazırız. Kurlar da elbette maliyetler üzerinde bir etkiye sahip ve artan maliyetler doğal olarak poliçe primlerine de yansıyacaktır.

Sektör size göre paydaşlarıyla uyum içerisinde çalışıyor mu?

Sigortacılar olarak tüm paydaşlarımızla uyumlu biçimde çalıştığımızı düşünüyorum. Ancak sigorta bilinci ve penetrasyonunu artırmak için müşterek çalışmalarımızı daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Sigorta şirketleri olarak müşterek çalışmalar yapmak, sigortalılık oranının artırılmasına, kamu üzerindeki yükün hafifletilmesine ve bu alanda gelişmeye destek olmak gibi önemli bir sorumluluğumuz var.

AXA Sigorta, sosyal sorumluluk projelerinde de etkin bir şirket. Ancak sponsorluklarınızın önemli bir kısmı sporla ilgili. Bu bir şirket stratejisi mi?

Spor hem sosyal sorumluluk stratejimizin bir parçası hem de gönül verdiğimiz bir alan. İkisi bir arada olmadan bu çapta bir desteği sürdürülebilir kılmak mümkün olmazdı zaten. AXA Sigorta olarak insanlığın gelişimi adına insanlık için önemli olanı korumak ve insanlığın ilerleyişine katkıda bulunmak için çalışıyoruz. Doğal olarak spor da insanları aktif ve sağlıklı yaşama teşvik eden ve fiziksel hareketlilik, azim, toplumsal cinsiyet eşitliği, sportmenlik gibi değerleri yansıtan, bizim için önemli bir alan. Ayrıca yetenekli sporcu ve takımları desteklemenin, hayallerine ulaşmalarına katkı sağlamanın, onların başkalarına cesaret ve ilham vermesinin, ülkemize bu alanda yeni gururlar yaşatılmasına vesile olmanın da ayrı bir mutluluğu var. Zaten bu yüzden bu çalışmalarımızı sponsorluktan ziyade “değer ortaklığı” olarak adlandırıyoruz. Değerlerine inandığımız kurumlarla ortaklıklar yürütüyoruz. Altınordu Futbol Kulübü, Türkiye Voleybol Federasyonu ve Tuzla Sahil Spor Kadın Futbol Takımı ile olan değer ortaklıklarımız çerçevesinde ülkemizde spor kültürünün gelişmesi ve genç sporcuların yetişmesini destekliyor; milli gururlara ortak oluyoruz. Filenin Sultanları’nın 2020 Tokyo Olimpiyatları ve 2021 CEV Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda elde ettiği başarılar göğsümüzü kabarttı. Disiplin, azim, takım ruhu ve nezaketleriyle A Milli Voleybol Takımımız kadınların spordaki eşit ve güçlü yerini göstererek kız çocukları ve genç kadınlara örnek oluyor.



Etiketler: YAVUZ ÖLKEN, AXA
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
“Kur artışı maliyetlere yansıdı, fiyatlara yansımadı”