Türkiye’nin reasüransı küresel oyuncu olma yolunda

Türk Reasürans, 2021’de yurt dışına giden yaklaşık 15 milyar TL reasürans priminin 1.8 milyar TL’lik kısmını yurt içinde tutmayı başardı...

  • İçerik
  • Yorum
  • Yayınlanma: 10.05.2022 - 16:10
    Son Güncelleme: 23.09.2022 - 08:24

AKILLI YAŞAM DERGİSİ 

Sigorta sektörünün reasürans kapasite ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan Türk Reasürans, kısa zamanda önemli kazanımlar elde etti. 2021’de yurt dışına giden yaklaşık 15 milyar TL reasürans priminin 1.8 milyar TL’lik kısmını yurt içinde tutmayı başardıklarını açıklayan Türk Reasürans Genel Müdürü Selva Eren, her geçen yıl bu tutarı artırma azim ve kararlılığında olduklarını vurguluyor.

Hem sigorta şirketleri hem de reasürans brokerlerinden yoğun ilgi gördüklerini belirten Eren, küresel bir marka olma stratejisiyle çalıştıklarını ifade ediyor. 16 ülkede yerleşik 21 sigorta ve reasürans şirketi aracılığıyla 60’tan fazla ülkeye güvence ihraç ettiklerini ifade eden Eren, Türk Reasürans’ın faaliyetlerini, güncel verilerini, yeni projeleri, Katılım Reasürans ve Özel Riskler Yönetim Merkezi (ÖRYM) faaliyetlerinin yanı sıra DASK ile ilgili son çalışmaları anlattı...

Önce Türk Reasürans’ın kuruluş amacı ve faaliyetlerini kısaca hatırlatır mısınız?

Türk Reasürans, Eylül 2019’da, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tek hissedar olarak, “Yeni Ekonomik Program” kapsamında ekonomik dengelenme ve sağlıklı sürdürülebilir büyüme hedeflerine sigortacılık sektörü odağında katkı sağlamak ve ülkemizdeki yerli reasürans kapasitesini artırmak amacıyla kuruldu.

Türk Reasürans, 2021 yılı itibarıyla yurtiçinde 24 sigorta şirketi ve kurumun reasürans anlaşmalarında yer alıyordu. Salgının devam eden etkileri ve küresel piyasalarda yaşanan daralma sebebiyle artan reasürans ihtiyacıyla bu yıl 28 sigorta şirketi ve kuruma reasürans desteği sağlamaya başladık. Bugün itibariyla 16 ülkede yerleşik 21 yabancı sigorta ve reasürans şirketine destek vererek 60 ülkeye teminat sağlıyoruz.

2021, başta komşu ülkelerimiz olmak üzere Avrupa, Afrika ve Güney Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada Türk yatırımcılarımızın risklerine kapasite sağlayarak, güvence ihraç ettiğimiz bir yıl oldu. Yılın son çeyreğinde Türkiye’de katılım esaslarına göre faaliyet gösteren ilk şirket olan Katılım Reasürans’ı kurduk. 30 Aralık 2021’de hayat dışı branşlarda faaliyet ruhsatımızı alarak 2022 başı itibarıyla katılım sigorta şirketlerinin tretelerine (reasürans anlaşması) iştirak ettik.

Türk sigorta sektörünün gelişimine nasıl bir katkı sağlıyorsunuz?

Türk Reasürans, kuruluşundan bu yana sigorta pazarının artan kapasite ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol üstlendi. Küresel piyasalarda yaşanan katastrofik (felaketlere bağlı) hasarlar, salgın risklerinin ortaya çıkması ve konjonktürel sebeplerle yurtdışı reasürörlerden bazılarının Türk sigorta piyasasına yönelik iştahında azalma oldu. Türk Reasürans’ın kurulmasıyla yurt dışı kapasiteye ihtiyacın azalmasında etken olduk.

Uluslararası kapasite sağlayıcılarının azalan risk iştahları sebebiyle ülkemizde teminat bulunmakta güçlük çekilen birçok sabit kıymet, sorumluluk ve finansal risk için çözüm ortağı olduk. Özellikle sorumluluk sigortaları açısından yerel pazarın gittikçe artan ihtiyacı ve zorlu piyasa koşulları içerisinde sunduğumuz kapasitelerle Türk sigorta sektöründe güçlü bir çözüm ortağı olarak yerimizi aldık.

Biraz da prim üretimi, kârlılık gibi verilerden bahseder misiniz?

Özkaynaklarınızın toplam değeri nedir?

Türk Reasürans 2021’i yüzde 76 büyüyerek 1 milyar 820 milyon TL prim üretimiyle kapattı. Aktif büyüklüğünde 2 milyar TL tutarı aşan şirketimiz, vergi öncesi 291 milyon TL kâr elde etti. Net kârımız 218 milyon TL ve bir önceki yıla göre yüzde 165 arttı. Aktif büyüklüğündeki artış yüzde 112 oldu.

Bu başarılı sonuçlarla özkaynaklarını yaklaşık 900 milyon TL seviyesine çıkaran şirketimiz, 2022’de bu tutarı 1.5 milyar TL’ye ulaştırmayı hedefliyor. 2021’de yurt dışına giden yaklaşık 15 milyar TL reasürans priminin 1.8 milyar TL’lik kısmını yurt içinde tutan Türk Reasürans, her geçen yıl bu tutarı artırma azim ve kararlılığında.

Reasürans toplam prim üretimindeki payınız, Türkiye’de kurulu reasürans şirketleriyle kıyaslandığında ne oldu? Kısa ve orta dönem için nasıl bir yol haritası oluşturdunuz?

2021 yılı verilerine göre net prim üretimi dikkate alındığında, Türk Reasürans’ın yurtiçi reasürans primlerinde pazar payı yüzde 44’e ulaştı. Kuruluşunun ikinci yılında bu başarıyı elde eden şirketimiz sektöre ve ekonomiye katma değer sağlamaya devam ediyor. Yine 2021 itibarıyla yoğunlaştığımız yurt dışı trete kabullerini daha geniş coğrafyalarda müşteri adetlerini artırarak devam ettirmek önceliğimiz olacak. İlerleyen günlerde trete reasüransında yurtdışında sağladığımız reasürans kapasitelerini ihtiyari kabullerde de başlatarak küresel bir oyuncu olmanın gereklerini yerine getireceğiz.

Türk Reasürans’ın sektörde gördüğü ilgi nasıl? Şirketlerle ve meslek örgütleriyle ilişkilerinizden söz eder misiniz?

Küresel kapasite sağlayıcıların ülkemiz özelinde gittikçe azalan risk iştahları sebebiyle şirketimiz, hem sigorta şirketleri hem de reasürans brokerlerinden yoğun ilgi görüyor. Bu doğrultuda son yıllarda teminat bulunmakta güçlük çekilen işlere kapasite sağlarken, tüm iş ortaklarımıza yapıcı, çevik ve açık iletişim ilkeleri çerçevesinde hizmet vererek, sektörümüzde güçlü bir çözüm ortağı olarak konumlanıyoruz.

Hangi riskleri, nasıl yönetiyorsunuz? Reasürans oranı en yüksek olan branş hangisi?

Tarım, yangın, mühendislik başta olmak üzere genel sorumluluk, genel kaza, nakliyat, kredi kefalet alanlarında sektöre trete reasürans kapasitesi sağlıyoruz. İşin değerlendirme ve fiyatlandırmasının yapılması adına geliştirilmiş enstrümanlar aracılığıyla risk yönetimi yapılırken, anlaşma metinleri ise underwriter’larımız (sigortacı kişi ya da kuruluş) tarafından detaylı şekilde inceleniyor. Türkiye’de kabul edilen en büyük riskin deprem olmasının da etkisiyle reasürans oranı en yüksek olan branş yangın.

Teknik underwriting disiplinini kurumsal kültürünün yapı taşı olarak konumlandırmış bir reasürans şirketi olarak iş kabul süreçlerimizde risk mühendisliği fonksiyonunu aktif olarak kullanıyor ve bu konuda rakiplerimize göre fark yaratıyoruz.

Dünya reasürans piyasasındaki konumunuzdan da söz eder misiniz?

Türk Reasürans’ın kuruluş amaçlarından biri de küresel bir reasürans şirketi olmak. Şu anda 16 ülkede yerleşik 21 sigorta ve reasürans şirketi aracılığıyla 60’dan fazla ülkeye güvence ihraç eder konumdayız. Gerek tecrübeli ekibimizin küresel iş ağı gerek reasürans brokerleriyle yapılan iş birliğiyle yurtdışında yerleşik sigorta ve reasürans şirketleriyle iletişime geçiyoruz. İş ilişkisinin sıcak tutulması için dünyada düzenlenen reasürans etkinliklerine katılarak uluslararası platformlarda şirket tanıtımımızı yapıyor, pazarlama faaliyetleri yürütmek adına pazar ziyaretleri yapıyoruz.

Kuruluşumuzdan bu yana yurt içi ve yurt dışındaki Türk menfaati olan sigortalılara ihtiyari reasürans kapasitesi sağladık. Önümüzdeki yıllarda Türk menfaati içermeyen uluslararası sigortalılar için de kapasite sunmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda ilk adımı trete branşında atan şirketimiz, ilerleyen yıllarda ihtiyari branşlar için de risk kabulü yapmaya başlayacak ve küresel reasürans şirketleri arasındaki yerini alacak.

Türkiye’de katılım esaslarına göre faaliyet gösteren ilk şirket olan Katılım Reasürans’ın bugün itibarıyla geldiği konumdan da bahseder misiniz?

Türkiye sigorta piyasasındaki katılım mevzuatının değişmesi, pencere usulünün kalkması sonrasında katılım lisansıyla faaliyetini başlatacak ve/veya yürütecek olan sigorta şirketlerinin katılım reasürans ihtiyaçları ortaya çıktı. 8 Eylül 2021 tarihinde kurulan Türk Katılım Reasürans, 30 Aralık 2021 tarihinde ruhsatını almasına rağmen bu ihtiyaca olabildiğince hızlı yanıt vererek faaliyetlerine başladı. Günümüz itibarıyla katılım esasına göre faaliyet gösteren iki sigorta şirketinin beş trete anlaşmasına reasürans kapasitesi sağlerken, sigorta şirketi ve trete sayısının artmasına bağlı olarak bu sayıyı artırmak adına çalışmalarını yürütüyor. Öte yandan, katılım temelli ihtiyari reasürans kabullerine de başladığımızı ve hizmet verdiğimiz işlerin sayısının her geçen yıl artarak devam edeceğini vurgulamak isteriz.

Dünya reasürans piyasaları nasıl bir yıl geçiriyor? Savaşın piyasalara etkisi nasıl oluyor?

Dünya reasürans piyasalarında 2022’nin ilk çeyreğinin iki gündeminden biri Avustralya’da meydana gelen sel hasarları ve Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş oldu. Rusya’ya uygulanan siyasi ve finansal yaptırımlar sonrasında sigorta ve reasürans şirketleri bahsi geçen bölgelere iş yazmayı durdurdu, uyum kuralları çerçevesinde mevcut portföylerini gözden geçirme ihtiyacı hissetti.

Türk piyasası nakliyat ve havacılık branşlarında uluslararası klozlar (özel şartları bildiren ek maddeler) ile ek teminat olarak verilen savaş teminatı sebebiyle özellikle emtia branşındaki mevcut riskleri yakın takibe alma eğiliminde oldu.

Nakliyat ve havacılık dışındaki branşlarda savaş teminatının verilmemesi, şirketlerin mevcut riskleri üzerindeki endişesini bertaraf etti. Rus reasürans şirketlerinin küresel piyasalardaki panellerden çıkarılması sonucunda ortaya çıkan kapasite açığına farklı coğrafyalardan reasürörler talip oldu.

DASK tarafında koruma kapasitenizin tutarı nedir? Bu alanda yürüttüğünüz projelerden, özellikle de hasar projenizden bahseder misiniz?

Türk Reasürans, 2020 yılından itibaren DASK’ın teknik işleticisi olarak görev yapıyor. DASK olarak tüm planlarımızı olası büyük İstanbul depremini göz önünde bulundurarak yapıyoruz. Olası bir deprem durumunda muhtemel yükümlülüklerimizle ilgili olarak yeterli kaynağımız mevcut. Bu kaynaklar temel olarak toplanan prim gelirlerinden ve reasürans korumasından oluşuyor. Bu korumanın tamamı ise uluslararası derecelendirme kuruluşlarınca en az “A” ve üzeri düzeyde derecelendirilen reasürörlerden sağlanıyor. Bugün itibarıyla hasar ödeme kapasitemizi 46 milyar TL’ye yükselttik.

Depremlerden sonra tazminat ödemelerini alan sigortalılarımız, sigorta yaptırmayan vatandaşlarımıza sigortalı olmamanın eksikliğini hissettiriyor ve sigortalı olmak için örnek teşkil ediyor. Biz bu nedenle hasar yönetim operasyonlarımıza büyük önem veriyoruz.

Yönetim projesi kapsamında, olası bir depremde sigortalıların hasarlarını daha hızlı ve daha etkin şekilde karşılayabilmek için güçlü bir bilgi teknolojisi altyapısı kurduk. Bu bilgi teknoloji altyapısını en etkin şekilde kullanacak insan kaynağı ve organizasyon yapısını oluşturma çalışmalarına devam ediyoruz. Artık hasar tespitlerini teknolojinin imkânlarını kullanarak mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirip, afet bölgelerindeki ödemeleri hızlı şekilde yapabiliyoruz.

Ayrıca güçlü bir IT, afet finansmanı, operasyon ve koordinasyon yapısını kapsayan “bütünleşik afet yönetimi” altyapısı için de Türkiye’nin riskini ve yapı stoğunu daha doğru çözümleyen hasar tespit metodolojileri ve modelleri üzerine çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Son İzmir depreminde ilk hasar ödemenizi yapmıştınız. Olası bir İstanbul depreminde nasıl bir süreç bizi bekliyor?

30 Ekim 2020 İzmir depremini, Türk Reasürans olarak DASK’ın teknik işleticiliğini devraldıktan kısa bir süre sonra yaşadık. Deprem sonrası çok kısa bir süre sonra ekiplerimizle sahaya gittik ve ilk kez bir depremin ardından sigortalılarımızın soru ve taleplerine en hızlı şekilde dönüş yapabilme hedefiyle DASK İletişim Merkezi’ni kurduk. Bugün itibarıyla İzmir ve çevre illerden aldığımız toplam 30 bin dosya için 435 milyon TL ile DASK tarihinde tek seferde yapılan en büyük hasar ödemesine imza attık. Sigortalılarımızın yaralarını sarabilmesine destek olmak için başarıyla yürüttüğümüz bu süreçte pek çok kazanım elde ettik.

DASK Olağanüstü Durum ve İş Sürekliliği Merkezimizin faaliyete başlaması da olası İstanbul depremi için operasyonel faaliyetlerimize büyük bir güç sağlayacak. Operasyonel gücümüzü artıracak çalışmalarımızla birlikte muhtemel depremlere karşı hasar ödeme kapasitemizi de artırmaya devam ediyoruz. Devlet kaynaklarından tamamen bağımsız olarak oluşturulan 46 milyar TL’lik hasar ödeme kapasitesi, büyük depremlerde kamu bütçesine gelebilecek yükü hafifletebilmek adına oldukça önemli.

DASK kapsamının sel, toprak kayması, fırtına, dolu, don, çığ gibi diğer doğal afetlerekarşı da koruma sağlamak için genişletileceğine dair çalışmalar var mı?

Sel başta olmak üzere diğer doğal afet türlerinin zorunlu deprem sigortasına entegre edilmesiyle ilgili DASK olarak çalışmalarımıza başladık. Proje kapsamında değerli akademisyenlerin bir araya geldiği çok tecrübeli bir ekip oluşturduk ve bu ekiple hem sigorta şirketleri hem de vatandaşların taleplerini karşılayacak bir ürün oluşturma çalışmalarımızı sürüyor. Çalışmalarımızı 2023 yılında tamamlamayı hedefliyoruz.

Peki DASK, İstanbul gibi büyük bir depreme hazır mı?

Tüm hazırlıklarımızı, depremler sonrası elde ettiğimiz deneyimlerimizi ve olası depremleri göz önüne alarak yapıyoruz. Hasar tespit süreçlerimizi hızlı ve etkin yapabilmek adına yürüttüğümüz çalışmaların yanı sıra İstanbul’da bulunan DASK Ana Veri Merkezi’nin, yedeği İstanbul’da kalmak üzere yeni lokasyonda konumlanmasını sağlama, DASK Olağanüstü Yönetim Merkezi’ni faaliyete geçirme çalışmalarımız bu konuda attığımız en büyük adımlardan.

Operasyonel çalışmalara ek olarak finansal olarak da gücümüzü artıracak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Deprem öncesi hasar önleyici ve azaltıcı tedbirleri hayata geçirirken, DASK poliçesi bulunmayan konut kalmaması için de tüm gücümüzle çalışıyoruz. Kurum olarak en temel hedefimiz yüzde 100 sigortalılık oranına ulaşarak kapsamımıza giren tüm konutları zorunlu deprem sigortası güvencesi altına almak.

Dünya reasürans piyasaları nasıl bir yıl geçiriyor? Rusya-Ukrayna savaşının piyasalara etkisi nasıl oluyor? Fiyat artışlarının sektöre yansımaları kısa ve orta vadede ne şekilde olacak?

2021-2022 yılları arasında küresel ölçekte ekonomilerde yaşanan en büyük sıkıntılarda biri belirsizlik. Birçok analize ve planlamaya rağmen yaşanan bu belirsizlikler daha önce hiç olmadığı kadar ekonomileri etkiledi. Buna paralel olarak 2022 yılına enflasyon riskiyle girildi. Tüm dünyada artan enerji, gıda ve tarım emtia fiyatları, tedarik zincirlerinde çözülemeyen sorunlar, nakliye masrafları, hammadde temini konusundaki sıkıntılar, dünya ekonomilerini enflasyon ve belirsizliklerle baş başa bıraktı. Reasürans sektörünün de bu çerçevede zor bir yıl geçirdiğini ifade edebiliriz.

Rusya-Ukrayna kriziyle birlikte diğer tüm alanlarda da olduğu gibi sigorta sektörü de çok önemli bir sınav veriyor. Kriz özellikle politik riskler, enerji, gıda, havacılık, denizcilik alanları başta olmak üzere sigorta sektöründe de ciddi bir baskı oluşturmaya başladı. Sigorta şirketleri, Ukrayna üzerindeki uçuşları sigorta kapsamı dışına çıkarma kararı aldı. Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlar, petrol ve emtia fiyatlarının yanı sıra turizm ve dünyanın daha az dirençli bazı ülkelerinin ekonomileri üzerinde olumsuz zincirleme etkiler oluşturmaya başladı. Birçok reasürör Rusya’da teminat vermeyi durdurdu. O bölgede artık yabancı reasürörler teminat sağlamıyor.

Rusya-Ukrayna krizinin dünyada enflasyonist baskılara katkıda bulunacağı ve muhtemelen küresel sigorta endüstrisi üzerinde önemli bir etki göstereceği çok açık. Bu koşullar sigortacıların riskleri teminat altına alma imkanlarını zorlaştıracak, maliyetleri yükseltecek ve tazminat taleplerini artıracak.

Özel Riskler Yönetim Merkezi olarak, görevlendirilmemiz doğrultusunda mevcut küresel durumun bize yüklediği sorumlulukları ve diğer faaliyetlerimizi yüksek katma değer yaratarak yerine getireceğiz.

Türk sigorta sektöründeki son düzenlemelerde ne gibi katkılarınız oldu? Yeni düzenlemelerden söz eder misiniz?

KOBİ’lerin ticari alacaklarıyla ilgili tahsilat sorunlarını çözmek için 2019’da uygulanmaya başlayan “Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası”nın (DDAS) kapsamı genişletilerek tüm KOBİ’lerin faydalanması sağlandı. DDAS’ın arkasına reasürans desteği koyduk, yeni bir karar destek sistemiyle yapılandırdık. Tamamen Türk Reasürans bünyesinde yazılan ana reasürans uygulamasının bir parçası olan hasar modülünü DDAS’a uygulayarak manuel olan süreçleri otomatikleştirdik.

10 sigorta şirketinin toplam üretiminin biriktiği Devlet Destekli Alacak Sigortası Havuzu’nda 2021 yılında üretilen yıllık prim miktarı 40 milyon TL’ye ulaşırken, 40 bin alıcıya 6.5 milyar TL sigorta teminatı sağlandı. Bugün itibarıyla teminat tutarı 7.6 milyar TL. Bu teminatla KOBİ’lerimizin 7.6 milyar TL’lik ticareti güvence altına alınmış oldu. KOBİ’lerimizin sigortalanan alacaklarının bankalar nezdinde muteber bir teminat olarak kabul edilerek, uygun maliyetlerle finansmana erişimlerini kolaylaştıracağı DDAS Finansman ürününü dizayn ettik. Bu ürünü mevzuata ilişkin düzenlemelerin tamamlanmasının ardından hızlıca hayata geçireceğiz.

Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası’nın katılım sigortacılığı prensiplerine uygun olarak, KOBİ’lere sunulmasına yönelik çalışmalar tamamlandı. Artık katılım sigorta şirketlerimiz üzerinden KOBİ’lerimiz DDAS’ın katılım sigortacılığı prensiplerine uygun haline ulaşabilirler.

Yeni düzenlemeyle Maden Çalışanları İçin Ferdi Kaza Sigortası ve Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigortası havuzlarının yönetimi, yeni yapılanan Özel Riskler Yönetim Merkezi’ne geçti. Buralarda etkin yönetim için bazı düzenlemeler bekliyoruz.

2021 yılında Tıbbi Kötü Uygulama Havuzu’nun üye sayısı 35 ulaştı, sigorta şirketlerinin ürettiği yıllık prim hacmi 61 milyon TL’yi buldu. 14 sigorta şirketinin prim üretiminde bulunduğu Maden Çalışanları Ferdi Kaza Sigortası Havuzu’nda ise yıllık prim hacmi 37 milyon TL oldu.

Rusya-Ukrayna savaşın yarattığı kriz sürecinde sigorta uygulamasının hangi sektörlere, hangi mallara uygulandığı konusundaki detayları paylaşır mısınız?

ÖRYM, kuruluş kanununa göre terör, savaş, doğal afet ve benzeri olağanüstü durumlar nedeniyle yurt içinden veya uluslararası piyasalardan sigorta veya reasürans teminatı bulunamayan riskler ile nükleer riskler gibi özellik arz eden riskler için sigorta teminatı sorunlarını çözme görevi de üstleniyor. Sivil deniz ve hava araçlarıyla Ukrayna veya Rusya Federasyonu ile yapılacak seferlerde taşınan yolcularda ve mürettebatta (çalışanlarda), yüklerde ve bu araçların kendilerinde meydana gelebilecek bedeni ve maddi zararlara ilişkin bölgedeki kriz sebebiyle sigorta teminatı bulunamadığı için, söz konusu risklerin yönetimini 2022 yıl sonuna kadar ÖRYM sağlayacak. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş durumu nedeniyle bu ülkelerle Türkiye arasında yük ve yolcu taşıması yapan sivil deniz ve hava araçlarının sigorta teminatı bulmalarında sorunlar yaşanmaya başladı. Bu durumun bu ülkelerle olan ticari, ekonomik ilişkilerin ve tedarik süreçlerini olumsuz etkilenmemesi için ÖRYM görevlendirildi. İlk olarak Rusya ve Ukrayna’dan ithal edilen tarımsal emtia için teminatlar sağlandı ve bu ürünlerin ülkemize sevk edilmesinin önü açıldı. Aynı zamanda özel sektöre ait tarım ürünlerini taşıyan gemiler için de teminat sağlamaya başladık. Sürecimizi ilgili kurumlar ile koordinasyon içerisinde sürdürüyor ve sigortacılık alanında ihtiyaç duyulan teminatların sağlanması doğrultusunda gerekli adımları hızla attık.

Bakanlıklar aracılığıyla ve birlik üzerinden iletişimi sağlayarak görevlendirildiğimiz şu alanlarda teminat sağlamaya başladık: Havacılık tüm riskler, emtia nakliyat sigortası (tarımsal emtia), emtia nakliyat sigortası (tarımsal emtia dışındaki tüm emtialar) ve tekne harp sigortası.

DASK PROJELERİ

DASK Ana Veri Merkezi’ni, deprem riski yüksek olan İstanbul’dan deprem riski düşük olan bir lokasyona taşıyoruz. DASK’ın Sigorta Bilgi İstanbul Veri Merkezi’ndeki sistem ve uygulama envanteri kurulacak yeni altyapı için gerekli çalışmalarımızı temmuz ayı sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz.

Yurttaşlarımızın deprem anında hasar bildirimlerini hızlı ve sağlıklı bir biçimde yapabilmeleri için Sigorta Bilgi Merkezi ile beraber yürüttüğümüz hasar projemiz de temmuz ayında tamamlanmış olacak. Bu projeyi aynı anda yüksek sayıda hasar bildirimi yükleyerek test ettik.

Sigortalılardan gelen talepleri dikkate alarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın her yıl metrekare başına belirlediği değeri düşük bulanların seçenekli olarak teminat alabilmelerini sağlayacak düzenleme üzerinde SEDDK ile birlikte çalışıyoruz.

Teknik yöneticiliğini üstlenmiş olduğumuz DASK’ın teminat kapsamına sel-taşkının da dahil edilmesi adına çalışmalar yürütülüyor. Bu tip bir doğal afetler karşısında sigorta penetrasyonu ve sigorta bilincinin artırılması amaçlanıyor.

ÖZEL RİSKLER YÖNETİM MERKEZİ

Özel Riskler Yöentim Merkezi (ÖRYM), yurt içinden veya uluslararası piyasalardan sigorta veya reasürans teminatı bulunamayan ya da teminat sağlanmasında güçlük bulunan riskler, özellik arz eden riskler ile sigorta edilmesinde kamu yararı bulunan riskler için teminat sağlama, sigorta veya reasürans havuzları kurma veya kurulmasını koordine etme, sigorta ve reasürans şirketleri arasında iş birliği yapılmasını sağlama, oluşturulacak havuz, organizasyon veya iş birliği mekanizmalarının yürütülmesi amacıyla faaliyete geçirildi. ÖRYM, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilendirmesiyle özel nitelikli risklerin veya bu risk havuzlarının paydaş iş birlikleri mekanizmaları aracılığıyla yönetiliyor. Bu anlamda özellikle kamu kurumlarıyla yoğun iş birlikleri söz konusu. Teminat bulunmasında zorluk yaşanan özel nitelikli risklere koruma temin ediyor, havuzların hasar yönetimini yapıyor, yetkili sigorta şirketleri ve doğrudan satış kanallarıyla ürün ve hizmetlerinin sunulmasını sağlamak için iş birlikleri yürütüyor.



Etiketler: Türk Reasürans, Selva Eren
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
Türkiye’nin reasüransı küresel oyuncu olma yolunda