“Sigortacılık riskten sonra değil riskten önce başlamalı”
Sağlık sigortacılığında giderek daha fazla önem kazanan önleyici yaklaşımlara dikkat çeken Koru Sigorta Genel Müdürü Kasım Yılmaz, sigortanın yalnızca risk anında devreye giren bir yapı olmaktan çıkarak, riskleri azaltmaya odaklanan daha bütüncül bir güvence anlayışı sunduğunu belirtti.
İlgili Etiketler

Sigorta sektörünün uzun yıllar boyunca, risk gerçekleştiği anda devreye giren ve ortaya çıkan mali yükü dengeleyen bir yapı olarak konumlandığını belirten Koru Sigorta Genel Müdürü Kasım Yılmaz, “Özellikle sağlık sigortalarında bu yaklaşım; hastalık ortaya çıktığında tedavi giderlerinin karşılanması, sağlık hizmetlerine erişimin güvence altına alınması ve bireylerin ekonomik olarak korunması üzerine inşa edildi. Bu model, bugüne kadar milyonlarca insan için önemli bir güvence sağladı ve sektörün büyümesinde temel rol oynadı. Ancak günümüzde değişen koşullar, sağlık sigortacılığının rolünü yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor. Sağlık harcamalarındaki küresel artış, tıbbi teknolojilerin hızla gelişmesi, yaşam süresinin uzaması ve enflasyonist etkiler; hem sigorta şirketleri hem de sigortalılar açısından yeni bir denge ihtiyacını beraberinde getiriyor. Primlerin sürdürülebilirliği, kapsayıcılığın korunması ve daha geniş kitlelere erişim, sektörün önündeki en önemli başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Bu noktada temel bir bakış açısı değişimi öne çıkıyor: Aslında en değerli sigorta hizmeti, risk gerçekleştikten sonra yapılan ödeme değil; riskin hiç ortaya çıkmamasına katkı sağlayan yaklaşımdır” dedi.
RİSKTEN ÖNCE BAŞLAYAN SİGORTACILIK
Sağlık sigortacılığının, yalnızca tedaviyi finanse eden bir yapı olmaktan çıkarak; sağlığı korumayı, geliştirmeyi ve sürdürülebilir kılmayı hedefleyen bir modele doğru evrildiğini ifade eden Kasım Yılmaz, “Riskten sonra değil, riskten önce başlayan bir sigortacılık anlayışı; hem bireyler hem de sektör için uzun vadeli kazanımlar sunuyor. Bu yaklaşım, prim yapılarının daha dengeli hale gelmesine katkı sağlarken, toplum sağlığının bütüncül olarak güçlenmesine de imkân tanıyor. Bu dönüşümün en önemli destekleyicilerinden biri, son yıllarda hızla gelişen sağlık teknolojileri ve girişim ekosistemi. Giyilebilir sağlık cihazları, tele-sağlık çözümleri, dijital sağlık danışmanlığı, kronik hastalık takip platformları, beslenme ve yaşam tarzı odaklı uygulamalar; bireylerin sağlık durumlarını daha yakından izlemeyi ve erken aşamada aksiyon almayı mümkün kılıyor. Bu çözümler sayesinde sağlık, yalnızca hastane ortamında değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak yönetilebilir hale geliyor. Sigorta şirketleri açısından bu gelişmeler, klasik poliçe anlayışının ötesine geçen yeni bir değer önerisi yaratma fırsatı sunuyor” şeklinde konuştu.
‘ÖNLEYİCİ SİGORTACILIK YAYGINLAŞMALI’
Sağlık teknolojisi girişimleriyle kurulan iş birliklerinin hem maliyet yönetimine katkı sağladığını hem de sigortalı deneyimini zenginleştirdiğini kaydeden Kasım Yılmaz, “Önleyici ve destekleyici hizmetlerin yaygınlaşması, hasar frekansını azaltırken; sigortalılar için daha sağlıklı, daha bilinçli ve daha sürdürülebilir bir yaşamın kapılarını aralıyor. Bu sistemin temel mantığı oldukça sade: birey sağlıklı kaldıkça sağlık hizmetlerine duyulan ani ve yüksek maliyetli ihtiyaç azalıyor. Bu durum, sigorta sisteminin üzerindeki finansal baskının dengelenmesine yardımcı oluyor. Dengeli bir yapı ise primlerin daha erişilebilir seviyelerde kalmasına ve sigortalılık oranlarının artmasına katkı sağlıyor. Sonuçta kazanan yalnızca sigorta şirketleri ya da sigortalılar değil; toplumun tamamı oluyor. Elbette bu dönüşüm yalnızca teknolojik bir yenilikten ibaret değil. Aynı zamanda kültürel bir değişimi de beraberinde getiriyor. Sigortacılığın dili ve yaklaşımı, ‘Bir sorun olduğunda yanınızdayız’ anlayışından, ‘Sağlıklı kalmanız için sizinle birlikteyiz’ yaklaşımına doğru evriliyor. Bu da sigorta şirketlerini, yalnızca ihtiyaç anında hatırlanan kurumlar olmaktan çıkarıp; bireylerin yaşam kalitesini destekleyen uzun vadeli yol arkadaşlarına dönüştürüyor” açıklamalarında bulundu.
‘SİGORTA SAĞLIKLI VE İYİ GÜNLERİN GÜVENCESİ’
Önümüzdeki dönemde sektörün odaklanması gereken başlıca konuların; bu dönüşümün operasyonel ve finansal altyapısını sağlam temeller üzerine oturtmak olacağını vurgulayan Kasım Yılmaz, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Veri güvenliği ve mahremiyetin titizlikle korunması, girişimlerle kurulan iş birliklerinin net performans kriterleriyle yönetilmesi, önleyici hizmetlerin poliçe tasarımlarına sistematik biçimde entegre edilmesi ve sigortalıları sağlıklı yaşam konusunda teşvik eden mekanizmaların geliştirilmesi bu sürecin kritik unsurları arasında yer alıyor. Bugün gelinen noktada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Sigortanın en iyi ödemesi, hiç yapılmayan ödemedir. Çünkü o ödeme yapılmadığında; bir sağlık sorunu önlenmiş, bir tedaviye ihtiyaç duyulmamış ve bir insanın yaşam kalitesi korunmuş demektir. Bu nedenle sağlık sigortacılığının başarısı, yalnızca ödenen tazminat rakamlarıyla değil; sağlığı koruma ve sürdürme gücüyle değerlendirilmelidir. 2026 ve sonrasında sigorta sektörünü bekleyen en önemli fırsat tam da burada duruyor. Gelecekte sigorta; yalnızca zor zamanların değil, sağlıklı ve iyi günlerin de güvencesi olarak anılacak. O zaman sağlık sigortasının rolünü şöyle tanımlamak mümkün olacak: ‘Hastalandığımızda yanımızda olan değil, hastalanmamamız için yanımızda duran bir sistem.”
İlgili Etiketler
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
