Aklımda deli sorular…

Kış bitti, yaz geldi, bahar zaten yoktu. Havalar ısınınca sektöre yönelik aklıma deli sorular geldi. Neden mi, inanın bilmiyorum. Sektörde kaç şirket faaliyet gösteriyor? Galiba 67. 42’si elementer, 20’si BES, 5’i de reasürans şirketi.

Kaçı yeni kuruldu? Uzunca süredir bireysel emeklilik sektöründe faaliyet göstermek için yeni şirket kurulmuyor. Bu alanda devirler ve sektörden çıkışlar var. Elementer tarafa ilgi ise sürüyor. Yabancılar Türkiye pazarından çıkmak için fırsat kollarken yerli yatırımcıların ilgisi ve iştahı devam ediyor. Neden mi? Bilen yok. Bence patronlar da bilmiyor.

Evet soruya geri dönelim, son yıllarda kaç yeni şirket kuruldu? İlk aklıma gelenler: Atlas Mutuel, Ana, Gri, Prive, Arex, Aveon Global ve ruhsatı eski olmasına karşın yeni sermayedara satılan Magdeburger Sigorta.

Umut verici ve sektör için iyi olan bir şey varsa o da bunların çoğunda trafik sigortası ruhsatı yok. Ona rağmen bu yeni şirketlerden kaçı kârlı? Kaçı kuruluşundan bu yana kâr etmiyor ya da kaçının yeni sermaye ihtiyacı var?

Bu soruların cevabı bizde yok. Bilançolarına bakıp görmek lazım.

Sektörde denetim ve düzenleme görevini Sigorta Düzenleme ve Denetleme Kurulu (SEDDK) yapıyor. Kurul da kendi derdine düşmüş durumda. Başkan ayrıldı, ayrılacak. İzinde ya da izni bitti ama kamuoyuna açıklanmıyor. Bilen yok. Kurul başkanlığı için iki aday var. İkisi de kulis ve lobi derdinde. O onun adamı, öteki şunun... Halk ağzıyla “Ali atanırsa şöyle olur, Veli atanırsa böyle” tarzı bir tartışma kaç aydır sektörün gündeminde. Sektör deyim yerindeyse ikiye bölündü; Ali’yi, tutanlar Veli’yi tutanlar... En tepedeki iki isim atanma yarışına girdiğinden sektörün sorunları da ihmal ediliyor doğal olarak.

Yetmezmiş gibi şimdi bir tartışma daha çıktı. Sektörde sorunlu olan A şirketine ruhsatı Ahmet verdi, B şirketine Mehmet verdi... Bu tartışmanın kime ne faydası var? Birlik olun, enerjinizi birbirinizi yenmek değil sektörün sorunlarını çözmek için harcayın! Biri diğerini Güvence Hesabı’na devredilen şirketle eleştiriyor, diğeri onu denetimine tabi olduğu kurumlarda yönetim kurulu üyesi olmakla. Kim haklı, kim değil? Benim aklım ermiyor. Sadece aklıma deli sorular gelmeye devam ediyor.

Gelelim yeni şirketlere... Bir şirket neden kuruluşunun ikinci yılında yeni ortak/yeni sermayedar arayışına gider? Bu durumda kaç şirket var? Yeni lisans alan bir şirket 2 yıl sonra nasıl satışa çıkar? 2 yılda sermayesi bitecek bir patrona neden sigorta şirketi kurması için ruhsat verilir? Ya da bir şirket trafik sigortası ruhsatı yokken kaskoda üç yılda 150 milyon TL nasıl zarar eder? Buna nasıl göz yumulur? Sektörün duayeni olarak bilinen, şimdiyse patron olan bir genel müdür, yönettiği şirketin trafik portföyünü neden bu kadar büyütür?

Hiçbir şirketi, portföyü ya da bilançosu nedeniyle eleştirmek veya zan altında bırakmak gibi bir niyetim yok. Ama bir şirket daha Güvence Hesabı’na devredilirse bunun maliyetini vatandaş olarak ödemek istemiyorum. Çünkü bu olasılık, trafik sigortası primlerine poliçe başına en az 300 TL zam demek. Ben ödemek istemem. İsteyen varsa bir adım öne çıksın? Bunun sektöre de zararı var halka da... Tedbirli olmakta ve önlem almakta fayda var. Benden söylemesi.

Yorumlar
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun!


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :